Oops! This image does not follow our content guidelines. To continue publishing, please remove it or upload a different image.
ficin playlistini panoda paylaşıyorum isteyen bakabilir.
bol bol yorum istiyorum boooolll bol vee iyi okumalar!💛
*
flashback
Jimin eve giren adamlarla babasının yıllar önce onun güvenliği için hazırladığı merdiven altındaki dolabına girdi. Herhangi bir düşmanca hareket gördüklerinde Jimin oraya saklanırdı ve şimdi olan da buydu.
İçerideki adamlar ve üveyamcası babasını diz çöktürmüş işkence çektiriyorlardı. Jimin aralık kapıdan bunu netçe görebiliyordu. Sadece beş yaşındaydı ve hiç görmemesi gerekecek kadar kan, silah görüntüsüne şahit oluyordu.
Üvey amcasından korkunç bir gülme sesi duydu Jimin. Olduğu yere daha da sindi. Annesinin yukarı mı çıktığını, aşağıda mı kaldığını bilmiyordu. Oturma odasında görünmüyordu.
"Bunu yapacağımı düşündün mü kardeşim?" Bıçağı boyunda kan akatacak şekilde aşağı çekti Daesuk. "Güzel karın ve minik oğlun benim olacak. Jimin'ini büyüteceğim. Ona veremediğin eğitimleri vereceğim. Kim bilir belki büyüdüğünde şükranını bana bir şekilde sunabilir."
"Siktir git pislik! Annemle babamın seni evlatlık aldığına dua etmelisin. Onların sayesinde bu lüksü yaşıyorsun ve hâlâ açgözlülük yapıyo-" dedi Jimin'in babası Jungho. Saçının sertçe çekilmesiyle sözü kesilmişti.
"Birazdan öleceksin ve son söylediklerin bu mu cidden Jungho? Eşini, çocuğunu kaybedeceksin."
Jungho, kollarını çekiştirererek kendisini tutan adamların daha sert vurmasına sebep oldu. Kolayca pes eden biri değildi, o bir Park'dı ancak kendisini feda ederse eşi ve çocuğu bu sırada kaçabilir diye de düşünmeden edemiyordu.
"Kalpsiz bir şerefsiz adamsın Daesuk." Bir kehanetin habercisi gibi net tonda cümlelerini sarf etti Jungho."Benden asla kurtuluşun olmayacak. Eğer ölürsembaşkası seni devirecek. Bu yaşattıklarını yaşayacaksın."
Küçük Jimin, sıkıştığı yerde aile fotoğraflarını sıkıca göğsüne bastırarakbabasınınsözlerini netçe duydu. Bir mesajniteliğinde, acımasızcaöldürülmedenönceki son sözlerini hayatı hâline getireceğine dair kendine orada, o havasız yerde söz verdi.