16 (final)

1K 117 169
                                        

Okula son kez üstlerini silkeleyip girdiklerinde Hyunjin'e platonik olan kızlar çoktan etraflarında toplanmışlardı.

"Hyunjin nerelerdeydin? Seni çok merak ettik. Sınıf arkadaşların hasta olduğunu söyledi, daha iyi misin?"

Hyunjin gülümseyip kızlara başıyla hafifçe selam verdi. Bu durum zerre kadar hoşuna gitmeyen Felix sevgilisinin elini iki eliyle tutmuştu.

"Daha iyiyim, teşekkür ederim sorduğunuz için."

Hyunjin kızlarla ayaküstü sohbet etmeye başlayınca Felix rahatsızca kıpırdandı. Kıskançlık yapmamalıydı özellikle de böyle bir zamanda ama dayanamıyordu. Kızlar sinirini bozmaya başlamıştı.

Kızlardan birisi öne doğru adımlayıp saçını kulağının arkasına sıkıştırdı ve Hyunjin'in kulağına fısıldamak için eğildi. Bu Felix'in sınırına geldiği andı. Artık bu kadar oyun yeterliydi.

"İzninizle!"

Kızı ittirip Hyunjin'in koluna girdi. Hyunjin göstermemeye çalışarak sırıttı. Neyse ki kimse fark etmemişti.

"Sevgilimin etrafında dönüp durmayı keserseniz gerçekten minnettar olacağım. Altı üstü iki gün yoktu, ölmemiş işte gördünüz çekilin şimdi!"

Kızların hepsi şoke olmuş durumda Felix'e ve elinden tutup sürüklediği Hyunjin'e bakakalmıştı. Hyunjin kendini tutamayıp kahkaha atmaya başlayınca Felix başta iyice sinirlendi ancak sevgilisinin gülüşü çok geçmeden onu sakinleştirdi. Adımlarını yavaşlatıp durdu ve Hyunjin'e döndü.

"Gülmek sana çok yakışıyor."

Hyunjin'in kahkahası yavaş yavaş solup küçük bir tebessüme dönüştü. Sevgilisinin minik eliyle kenetlenmiş olan eline baktı ve iyice genişleyen gülümsemesiyle eğilip Felix'i yanağından öptü.

"Sen iste her gün güleyim meleğim. Eğer sen de benimle güleceksen tabii..."

Felix gülümseyip Hyunjin'e sarıldı. Kafasını iyice sevgilisinin göğsüne yaslayıp tıpkı kendi kalbi gibi düzensiz şekilde patlayacak gibi atan organın ritmini dinledi.

"Seninle hem gülecek, hem ağlayacak, hem şaşıracak hem de sinirleneceğim. Hiçbir şeyi tek başına yapmayacaksın."

Hyunjin sevgilisinin saçlarından öpüp bedenlerini ayırdı ve Felix'in elini tutup sınıflarına doğru yürümeye başladı.

"Teşekkür ederim."

Sınıfa girdiklerinde Seungmin ve Jisung'un çoktan gelmiş olduklarını gördüler. Felix heyecanla çantasını bırakıp onların yanına koşup selamlaştı. Hyunjin de hemen arkasından gidip yanakları heyecanlı konuşmasından dolayı al al olmuş sevgilisinin beline kollarını sarıp kafasını da omzuna koydu.

"Günaydın Hyunjin. Minho'dan duyduğuma göre sabah birbirinizi yiyormuşsunuz."

Bu teknik olarak hem doğru hem de yanlıştı ancak arkadaşlarının doğru olan kısmı bilmesine gerek yoktu. Hyunjin omuz silkip sarıldığı bedenden uzaklaştı ve çantasını sırasına koyup geri yerine kuruldu.

"Evli çiftler arada atışır, normaldir."

Felix'in gülümsemesi silinmiş, yerini şaşkın bir ifade almıştı. Hemen arkasını dönüp Hyunjin'e fal taşı gibi açılmış gözlerle baktı.

"Biz evli miyiz Hyunjin?"

Felix'in bu hallerine Jisung ve Seungmin dayanamayıp kahkaha atarken Hyunjin gülümsedi ve kollarını sıkı sıkı kavramış olan Felix'in ellerini tuttu.

take me to church | hyunlixBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin