Aradan geçen zamandan sonra taburcu olmuştum. Emirhan ve Murat beni eve getirmişlerdi. Ben yerleştikten sonra burada bir işiniz kalmadı gidebilirsiniz diyerek onları yollamıştım.
Onlar gittiğinde ise yatağıma uzanmıştım ve son iki gün düzgün uyuyamadığım için uykum iyice bastırmıştı. Tam dalmış gidiyordum ki kapının yumruklanma sesiyle kendime geldim. "Ne lan böyle kırın kapıyı" diye sitem ederek kapıyı açtım Selvi ve Eda gelmişti. İkisininde gözünde korku vardı.
" La noldu neden bu kadar sert çalıyorsunuz kapıyı? " dedim o sırada Selvi
"Aptal! 5 dakikadır kapıyı çalıyoruz duymayınca çok korktuk." dedi ağlamaklı şekilde Eda'nında gözünde aynı korku vardı
"B.. Ben kusura bakmayın uykuya dalıyordum" dediğim zaman ikisi birbirlerine bakıp ohh çektiler
" Bizi bir daha korkutma " dedi Eda
" Korkutmam" diye cevap verip içeri çağırdım.
İçeri geçtiklerinde evin içi biraz dağınıktı. Toplamaya çalışırken kızların ikiside beni kenara çekti. " Biz hallederiz sen dinlen yorma kendini " dedi Eda
"Size zahmet olmasın ben halledebilirim zaten uzun zamandır yataktayım biraz hareket iyi olur " dedim onlarda beni kırmadı ve yardım etmeye başladım. Beş dakika geçince artık gözüm kararıp sendelediğim zaman
" Allah aşkına laf dinle otur şuraya uyuyabilirsin biz işleri hallederiz" dediklerinde artık onları kıracak halde değildim yatağıma geçip kendimi uykunun tatlı kollarına teslim ettim.
Gözlerimi açtığım zaman hava aydınlanıyordu. Odamdan salona geçtiğimde kızlar ayrı ayrı çekyatlarda yatıyorlardı.
İkiside çok güzel uyuyorlardı. Tam tekrar uyumaya gidecektim ki ezan okunmaya başladı. Saate baktım sabah ezanı okunuyordu. İçimden "Faruk şimdi yatma zamanı değil bak. Namazını kıl uyursun biraz daha " diye geçirdim abdest alıp namazımı kıldıktan sonra yatağa döndüm ve uyudum.
İki saat sonra uyandığımda kızlar hala uyuyordu. Onlar beni düşünüyorlarsa bende onlara biraz keyif yaptırayım diye düşünüp mutfağa geçip içeri ses gitmesin diye kapıyı kapattım ve kahvaltı hazırlamaya koyuldum.
Arkamda ses olsun diye mutfaktaki televizyonumdan dizi açtım. fakat kızlar uyanmasın diye biraz sesini kıstım. Kahvaltı menüsünde krep,patates kızartması, domates salatalık söğüş ve kahvaltılıkları masaya yerleştirdim. Çayı da demledim.
Kapının açılması ile karşımda Eda'yı gördüm. Uykulu gözlerle bana bakıyordu. Bakışlarını masaya çevirdiğinde " Oohaa! Bunları sen mi yaptın? Çok güzel görünüyorlar" dedi
" yok ya bizim aşçı ve uşak hazırlayıp gittiler bende sizi çağıracaktım şimdi " dedim. Anlamayan gözlerle bana bakıyordu. " Tabi ben hazırladım siz uyuyordunuz uyandırmadım değil mi? " sorduğumda hayır anlamında başını salladı.
"O zaman elinizi yüzünüzü yıkayında hadi sofraya" dedim Sonra Selvi'yi uyandırmaya gittiğimde çoktan uyanmıştı. Kahvaltıya çağırıp mutfağa geri döndüm kendime bir bardak çay koydum. Onları beklemeye başladım. Herkes masaya oturduğunda ise onlara da çay koyup koyu bir sohbet eşliğinde kahvaltımızı yapmaya başladık.
Kahvaltı bitmeye yakın Eda " seni sosyal medyada arattım bulamadım ismini yazıyorum çıkmıyor " dedi ve Selvi ile gözgöze geldik. Sonra Eda'ya baktım ve bunu söylemenin artık zamanı geldi diye düşündüm.
"Beni engellemiştin belki o yüzden bulamamış olabilirsin" dedim Eda şaşırarak "nasıl ya neden engelleyeceğim seni " diyerek hızlıca telefonuna aldı ve hesabındaki engelli hesaplara bakmaya başladı. Benim hesabımı orada görünce engelimi kaldırdı ve beni takip etmeye başladı.
"Ben seni neden engelledim ki ?" diye sordu bana
"Bende beklemiyordum böyle bir şeyi ama senin doğum gününü kutlamıştım sende ondan sonra bana engel attın işte " dedim.
"Ben seni neden hiç hatırlamıyorum ama ben kimseyi engellemem ki böyle bir şey için " dedi duraksadı ve düşünmeye başladı.
" O dönemde bir erkek arkadaşım vardı galiba o engelledi" benim yüzüme baktığı zaman kafamı çevirdim. O sırada "artık bi önemi yok bana kalırsa burda olduğuna göre bunları konuşmanın bir anlamı yok " dedim.
Selvi masadan kalkıp lavaboya gitti o sırada Eda yaklaştı elimi tuttu, yüzüme ve gözlerimin içine bakarak;
" Bu seni üzdü mü canın sıkıldı bir anda? " dedi "Eğer öyleyse bunu telafi edebiliriz ne dersin ?" dediği anda elimi elinden çektim ve bende ona bakarak
"Eda tamam böyle bir şeye gerek yok. Benim için kendini de yıpratma ben yeterince yıprandım" dedim
" Hayır ben senin iyi hissetmen için elimden geleni yaparım" dedi ve tekrar elimi tuttu. Elimi çekmek ile çekmemek arasında gidip gelirken konuşmaya başladı.
" Ben o kazadan sonra senin o halini görünce o kadar korktum ki yanlışlıkla seni öldürdüm sandım hem de senin hiç bir suçun yokken bizi eğlenmeye getirmişken ben sana bunu layık göremezdim. O anların bir telafisi olmalı " dedi ve gözlerimin içine bakıyordu gözleri dudaklarıma indiği an yaklaşmaya başladı. Ellerimi çekip yüzünü tutarak onun durmasını sağladım. Ne yaptığıma şaşkınlıkla bakıyordu.
" Ben bunu o kadar hayal ettim ki Eda eğer bunu burada yaparsak sana haksızlık ederim. Bu şekilde olmaz. Eğer burada olursa yarım kalırız. Madem bir telafisi olmalı bu senin ve benim en güzel anılarımızla dolu şekilde yapmamız gerekiyor. " dedim ve sıkıca sarıldım oda başını boynuma gömüp " neden çok farklısın " dedi
Güldüm ve " Farkımız tarzımız " gibi bir espri yaptım. Başını kaldırıp "saçma" dedi ve ikimizde gülüşmeye başladık. O sırada Selvi içeri girdi " Ooo bakıyorum da muhabbetiniz baya koyu " dedi ve gülümsedi. Üçümüzde balkona çıkıp birer tane sigara içtik. İçeri geçtiğimde masaya yöneldiğimde Eda " sen artık dinlen biz ikimiz hallederiz " dedi bende odama geçtim. Üzerimi değiştirdim. Kızların yanına döndüğüm zaman mutfak pırıl pırıl olmuştu.
"Kadın eli değen her şey güzelleşiyor" dedim
Eda " Haklısın sanada bir kadın eli şart " diye espri yaptı. Bunun altında bir şey aramalı mıyım diye düşünürken
Selvi " Saçmalamayı kesin şimdi hazırlan da çıkalım evdekilerin aklına saçma sapan şeyler gelmesin. " dedi Eda'ya bakarak
Giyinip çıktıkları sırada Eda elime bir kağıt tutuşturdu. İçine baktığımda "Telafi için :)) 0531........" numarasını vermişti. Bana el sallayıp evden çıktılar. Numarayı kaydedip mesaj attım " en yakın zamanda :))"
ŞİMDİ OKUDUĞUN
ENGEL
Fiksi RemajaBu sadece benim yaşadıklarım ve hayal gücümün ortaya çıkardığı hikayelerdir Uyandığım zaman kestane rengi saçları çıplak göğsüme dağılmıştı. Kokusu ıslak çimen gibi kokuyordu. Aslında uzun zamandır hayalini kurmuştum, benim yanımda uyansın diye dua...
