29;

407 50 82
                                        

[koyu renk ile yazdıklarım geçmişte olan olaylar olacak normal olanlar ise şimdiki zaman]
another love ile
okumanızı tavsiye ederim☜

-----------

"Minho!"

Genç çocuk kravatını düzeltip aşağıda ona seslenen gence seslendi.

"Geliyorum."

Aşağıya indiğinde Hyunjin'i çoktan giyinmiş telefonu ile uğraşırken bulmuştu.

"Ne yapıyorsun?"

Hyunjin başını telefondan kaldırıp Minho'ya baktı.

"Çok yakışıklı olduğunu söylemiş miydim?"

Minho gülümsemekle yetinmişti yanına gelip kolunu sevgilisine uzattı. Bugünü kendilerine ayıracaklardı özel bir gün değildi ama birlikte nefes aldıkları her gün  özel olması için yeterliydi onlara.

Evden çıktıklarında Hyunjin'in telefonuna gelen bildirimler yüzünden Minho biraz gerilsede ses etmemişti.

"Nereye gideceğimizi hâlâ söylemedin?"

Diye sormuştu Hyunjin emniyet kemerini takarken.

"Önce yemek yeriz sonra sahile ineriz diye düşündüm."

Hyunjin küçük bir çocuk edasıyla gülümseyerek başını hızla salladı.

"Pamuk şeker de alır mıyız?"

Ona tebessüm ile bakan Minho sevdiği çocuğun saçlarını okşayıp alnını öptü.

"Sen ne istersen alırız."

"Jisung bizimle gelemeyeceği için biraz üzgün gibiydi."

"Onunla da sonra çıkarız, gidelim mi artık?"

Hyunjin'den onay alınca arabayı çalıştırmıştı bugün onlar için çok güzel geçecekti ya da öyle geçeceğini sanıyorlardı.

-----

Minho kan ter içinde uykusundan uyandı karanlık odaya gözlerinin alışmasını bekledi. Birden oda ona soğuk ve ıssız gelmeye başlamıştı vücudu hafifçe titremeye başladığında yeni bir atak geçireceğini anlamıştı.

"Hyunjin!"

Diye bağırdı onu odada bırakıp nasıl uymaya gelmişti hatırlamıyordu. Kötü bir rüya görmüştü Hyunjin ile daha önce yolculuğa hiç çıkmamıştı ki?

Bedeni ona inat titremeye devam ederken gözleri hızla dolmaya başladı. Kötü bir kabus görmüştü Hyunjin içerdeydi, Hyunjin içerde resim çiziyordu.

"Hyunjin!"

Sesi biraz öncekine oranla daha güçsüz çıkmıştı umursamadı odanın kapısı açılacaktı, açılması gerekiyordu.

"Hyunjin!"

Gözyaşları gözünden hızla akarken sesi artık neredeyse duyulmuyordu. O an yaşadığı her şey beynine hücum ederken tek yaptığı yatağında oturup seslenmekti.

-------

"Beğendin mi yemeği?"

Hyunjin başını tabaktan kaldırıp gülümsedi.

silent cry; hyunhoHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin