Hikayesi güz olanlar, Çolpan'ın güzdeki halini de sevmişti fakat herkesin bir dileği vardı işte Çolpan'ın hikayesi hiç güz olmasın... Güz Öncesi kitabı sizi sonraki sayfaya geçirmeden önce derin bir nefes almanızı istedi. Dağ yok olmayacak, kimse ölmeyecekti.
Kurgansız bir Çolpan ve yeni başlangıçlar dolu bir hikayeye hazır mısınız?
*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*
Çolpan bike her kut sahibi birey gibi kutlu rüyasını görmeye başlamıştı. Kendini Dağ'ın ormanlarında gördü. Ormanda bir huzur hissediyordu ve yürüyüyordu. Kuşların cıvıltısı, çiçeklerin kokusu arasında tam Dağ'ın olduğu alana geldiğinde Çolpan bir ağaç fidesi gördü. Yanına yaklaştı. Fideye gülümsedi ve yanındaki suyu fidenin etrafına döktü. O anda kavak ağacı belirginleşmeye başlad ı ve göğe yükselmeye başladı. Geriye doğru bir adım atmış, kavağın yükselişini izliyordu. Kavak göğe yükseldi.
Kavağın sağında güneş, solunda ay duruyordu. Fakat o an Çolpan kendinden bir ışık çıktığını fark etti. Alnına baktığında sabah yıldızı parlıyordu. Zühre alnına vurmuştu. Şaşkınlıkla eline buluşan aydınlığa bakarken "Sabah yıldızı..." diye fısıldadı.
O sırada bembeyaz bir at karşısına çıktı. Ablasının çok sevdiği atlardandı bu... Yaklaştı atı sevdi ve at uzaklaşmaya başladığında Çolpan merak etmişti, nereye giderdi bu at...
Atla birlikte o da yola düşmüştü, takip ederken içinde garip bir huzur dolaşıyordu. Merakını bırakamıyordu. Atın peşinden gitmesi gerekiyormuş gibi hissediyordu. At onu bir çadırın yanına getirmişti.
Burası Tılsım, Evren Alp ve Toygar hanın kurganının olduğu yerdi. Bilmezdi Çolpan, tüm ömrünü bu kurganlara vermek için çabaladığı bir evrenin olduğunu. Kurganların olduğu alana baktı, kurgan yoktu orada ama içten içe hissetti derin bir üzüntüyü.
O sırada bugün yanına gelen üç geyiğin orada olduğunu gördü. "Hoşgeldiniz, ne ararsınız burada?" Yere çökmüş, kollarını açmıştı Çolpan. Üç geyikte ona doğru gitti ve birisi kucağına oturdu, diğer yanında durdu. Bir tanesi de sürekli onu yalıyordu. Derin üzüntü bir mutluluğa dönüşmeye başlamıştı. O sırada Gökten bir kartal sesi duydu ve çadırın etrafında dönmeye başladı. Geyikler ortadan kayboldu.
Çadıra doğru onu çeken bir şey vardı. Çadırın içine girdiğinde onu gördü. Saltuk'u. Geyikli yatakta yatıyordu. Şaşırmıştı Çolpan, sevdiğini görmeyi beklemezdi. Yanına doğru gitti ve uzandı. Sevdiğinin yüzüne uzandı ve sakallarını sevmeye başladı.
"Balamız mı uyandı? Nerdeydin?" dedi Saltuk, kolunu evdeşinin etrafına sararken. "Balamız mı?" dedi şaşkınlıkla Çolpan. "Ne balası?" Saltuk uykulu gözlerle baktı. "Balamız... Çolpan... Sen iyi misin?" diyerek gözlerini açmaya çalıştı. "Bilirim çok uykusuzsun, balam seni uyutmaz." Saltuk göğsüne yatırdı sevdiğini. "Aydı, uyuyasın. Ben buradayım. Bala uyanırsa ben giderim." Çolpan, Saltuk ile bu kadar temasa alışık değildi. Göğsünün rahatlığına ve sıcaklığına bıraktı kendini. Rüya burada bitmemişti. Çolpan karnının şiş olduğunu gördü uyandığında. Yanına baktı, Saltuk ile yatıyordu. Saltuk'un eli karnındaydı. "Saltuk." dedi. "Saltuk karnıma bak." Saltuk'u sarsıyordu. Saltuk gözlerini açarak kalktı. "Ne oldu Çolpan?" Etrafa bakıyor bir hareketlilik arıyordu. "Karnıma bak." diyordu. "Ne var karnında?" dedi Saltuk. "Bir şey görmem."
"Şişliği görmez misin?"
"Şişlik mi? Balamız üzülür, hatun. Ne şişliği? Baladır o." Çolpan şaşkınlıkla bakıyordu Saltuk'a. "Ne balası?"

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Güz Öncesi
FanfictionDestan 22.Bölüm ile üstünden geçilen karakterleri yaşatmak için yazılmıştır. Çolpan bikenin baharı güz olmadan önce. Bölümler yazılmaya devam edilecektir. Güz Öncesi