Kılıç Talimi

149 10 12
                                    


Saltuk ve Çolpan Kün Ata'nın otağında birbirlerine bakarken Toygar han içeri girdi. "Çolpan. Kızım." Endişeli bir haldeydi. Saltuk ile tek görünce kaşlarını çattı. "Senin burada ne işin vardır?"

Saltuk ise hemen bağır basıp "Tılsım bikem gelene kadar Çolpan bike'nin başında bekliyordum, Toygar hanım." Toygar han bu durumdan hoşlanmasa da Evren Alp söze girdi. "Hanım, Çolpan bikemle eğitim yapıyorduk. Bir anda dengesini şaşırdı ve ayağını burktu. Saltuk beg, sen çıkabilirsin." Diyerek Toygar hanın ateş hattından Saltuk'u çıkardı. Saltuk, Evren'e bakarken ilk kez dostça bakışı fark edebildi. O ana kadar onu öldürmek dışında bir şey düşünmüyordu. Çolpan açıklasa da, onu kucağında gördüğü anı unutamayacaktı. Saltuk otağdan çıktığında derin bir nefes aldı. Çolpan'da ona sevdalıydı. Zordu, nereye giderdi bilmezdi, senelerdir içinde tuttuğu sevdasına bir karşılık bulmuştu. Şimdi içinde küçük bir şey yeşermişti, bununla ne yapacağını bilmiyordu.

Toygar han ise kızını o Gökben başı ile gördüğü için sinirlense de Evren Alp dikkatini Çolpan'a getirmişti. Çolpan'da durumu kavramış. "Hanım, bir anda dikkatimi kaybettim, düştüm."

"Senelerdir Evren ile çalışırsın nasıl dikkatini kaybedersin Çolpan bike?" Evren'e döndü. "Onu daha sıkı çalıştırmanı istiyorum. At üstündeki talimleri de arttır." Evren bağır bastı. Toygar han önüne döndüğünde Evren hain bir gülümseme ile Çolpan bikesine baktı. Her ne kadar bikesi de olsa onun yoldaşı ve arkadaşıydı. Akkız ile kucağında döndüğünde Çolpan çoğu gün o küçük kızın ağlamasını susturmuştu. Kardeşi değildi, halkından biriydi evet ama Akkız'ı çok sever. Her sabah Evren Alp talim yaparken o kucağına alır, Tilbe ile oyun oynarlardı. Bugün onun Saltuk'a bakışını görmüştü. Çolpan'ın ilk kez birine baktığını gördüğü için mutlu olmuştu ama Gökben başına çok üzülmüştü. Hem Toygar Han hem de Çolpan Bike. İkisi yan yana koyunca erlik hanın boğası gelse durduramazdı. Çolpan bike istediğini alırdı da Toygar han nasıl bakardı bilmiyordu. Bir gün, ihtiyaçları olursa yanlarında durmaktan da asla çekinmezdi. Çolpan ise ondan bakışlarını kaçırıyor, babası ile konuşmaya çalışıyordu. Babası sonunda odadan çıktı ve Evren Alp ile Çolpan bike yan yana kaldılar.

Çolpan bike uyur gibi yapıp Evren'i görmemeye çalışıyordu. "Çolpan bikem, uyumadığını bilirim." Yere çökmüş ona bakıyordu. "Akkız ile geldiğim günü hatırlar mısın?" Çolpan gözlerini açtı ve ona doğru döndü. Başını salladı. "Çok yol gelmiştim, bir bebek ile nasıl gidilir bilmediğim yolları gitmiştim. Akkız buraya gelene kadar ağlamamıştı. Buraya geldiği ilk an ağladı. Kün Ata günlerce onu sakinleştirmeye çalışmıştı." Çolpan başını sallıyor, o günleri hatırlıyordu. "Bir gün talim yapacakken sen Tilbe ile gelip onu kucağımdan aldınız. Akkız sana hayranlıkla bakarken ben talimi rahat yapabilmiştim. Sevda nedir bilirim." Dedi. Çolpan susturmaya çalışsa da Evren Alp devam etti. "Toygar hanım için canımı veririm ama sen ve Tılsım bikem için hayatımı veririm. Bunu bilirsin değil mi, Çolpan bike?" Çolpan'ın gözleri dolmuştu. "Saltuk gibi bir yiğit ile olmana sevindim. Gök ve Dağ'da barıştı. Senin sırrını kimseye söylemem, merak etme. Sen ne zaman istersen ben o gün sana destek olacağım." Bağır bastı ve ayağa kalktı. Otağı terk ettiğinde Çolpan kendini sıkıyordu. Bugün ne kadar çok şey olmuştu.

Kendini bilerek yaralamış, Evren alp onu kucağına almış, Kün ata tedavi ederken Saltuk kıskançlık krizine girmiş, Tilbe sayesinde Saltuk ile yan yana kalmış ve birbirlerine itirafta bulunmuşlardı. Bu sırada Evren yıllar sonra ilk kez ona o dönem ile ilgili duygularını söylemişti. Hiçbir zaman aralarında bu konu açılmamıştı. Çolpan, Akkız'ı yeğeni gibi severdi. İkisini ayıramazdı hatta Akkız'ı o büyütmüştü. Çolpan Kün Ata'nın verdiği karışımları içtikten sonra kendini uykuda buldu.

Gecenin bir vakti uyandığında Kün Ata'nın ve Tilbe'nin uyuduğunu gördü. Çokta susamıştı. O sırada bir karaltı gördü. Kuşağındaki bıçağa davrandığı sırada Saltuk'u gördü. Bu gök alpi çok cesaretli olmalıydı, gecenin bu vakti dağ bikesinin kaldığı otağa geliyordu. Çolpan o an kendine şunu söyledi. Beni seçtiğine göre zaten çok cesaretli olduğunu bilmem gerekirdi. "Ne yaparsın sen? Canına mı susadın?" dedi fısıltıyla. "Dağ bikesine sevdalanmışım, canıma susamış olabilirim." Saltuk, ona su doldururken fısıltıyla konuşuyordu. Bu menekşe gözlere bakarken kendini hayalden hayale sürüklemeye yetiyordu. Sabah yaşadıkları şeyin gerçek olduğunu görmek için vakit kolluyordu. Herkes uyurken dayanamamış otağın çevresinde gezinmeye başlamıştı. Sonrasında da otağın içine sızıp Çolpan'ı izlemeye başlamıştı. Yanlıştı biliyordu ama bazı şeylerin hayal olmadığını görmeye ihtiyacı vardı. Yakalansa kellesi giderdi belki de ama bugünü böyle bitiremezdi. Çolpan suyu içtiğinde Saltuk'a uzattı. Saltuk'un elini nazikçe tuttu. Gözlerinin içi gülümsüyordu. Saltuk "Hadi, uyu. Gözlerinden uyku akar." Çolpan bu anı bırakmak istemese de, hem bedenen hem de ruhen çok yorulduğu için Saltuk'u dinledi. Uzun bir vakit vardı önünde. İkisi de birbirine gülümsedi. Çolpan daldığı sırada Saltuk otağdan çıktı ve ona hazırlanan çadıra doğru giderken bir ses duydu.

"Nereden gelirsin, Gökben başı?"

*-*-*-*-*-*-*

Saltuk arkasını döndüğünde Evren Alp'i gördü. Evren Alp keskin gözleri ile Saltuk'u izliyordu. "Kaldığın yeri mi beğenmedin?" Evren Alp tekrar soru sorduğunda Saltuk ona baktı. Bu ciddiyetin altında bir uyarı yatıyordu. Dağban başı ile uğraşmanın doğru bir yöntem olmayacağını uzun vadede Çolpan bike ile buluşmak için bir araç olduğuna karar verdi. "Nefes alamadım, biraz dolaşmaya çıktım." Evren Alp başını salladı. "Nefes alırken dikkat et, Saltuk. Benim gibi birine denk gelmezsin, sonra sevdiklerimizin canı yanar."

Saltuk başını kaldırdı. SEVDİKLERİMİZİN. Nereden senin sevdiğin oluyor diye düşünürken küçük bir kızın sesini duydu. "Babaaaaaa!" Evren Alp ile ikisi aynı anda koşmaya başladı. Akkız uyanmış çadırın başında babasına bakıyordu. Babası onu sakinleştirip geri yatırdı. Saltuk anlamadı, bu çocuk Evren Alp'in miydi? On dakika sonra Evren Alp geldi. "Kızım Akkız. Annesini obasında öldürdüler. Ağaç kavuğunda saklamış kızımı, Akkız böyle yaşamış. Sonra da geldim, aldım Dağ obasına. Dağ halkı ile birlikte büyüdü." Saltuk bunu neden ona anlattığını bilmiyordu. "Çolpan bike yeğeni gibi ilgilendi, onun desteği ile buradaki görevlerimi rahatça yapabildim. Anlıyorsun değil mi? Toygar Han ve ailesi benim için değerlidir."

Saltuk başını salladığında Evren Alp ayağa kalktı. "Gök tengrime dilerim ki, seni Çolpan bikeden korusun. Bazen Akkız'dan bile daha beter olabiliyor. Bir öfkeli anında kılıcını boğazına dayamaktan çekinmez." İki erkek güldü ve dostlukları da böyle başlamıştı.

Sabah güneş doğduğunda Çolpan çoktan uyanmış ve hazırlanmaya başlamıştı. Ayağının iyileştiğini düşünüyor, Evren Alp ile çalışmak istiyordu. Otağdan çıktı. Evren Alp'in çadırına geldi. "Evren Alp, hadi. Kalk." Diye bağırıyordu. Akkız çıktı. "Babam kalkıyor şimdi, bikem. Günün aydın olsun." Çolpan eğildi. "Senin de günün aydın olsun, Akkız." İkisi birbirine güldüler. Tilbe ise bikesini mutlu gördüğü için kendi de mutluydu. Peşinden ayrılmıyordu.

"Dünkü eğitim az gelmiş bikem, çabuk toparlanmışsın." Çolpan, Akkız ile konuşmayı bıraktı. Evren Alp'e döndü. "Bir bike her zaman hazırlıklı olmalıdır, Evren Alp." İkisi birbirine bakıp yürümeye başladılar. Akkız arkalarından hayran bir şekilde onları izliyordu.

Evren Alp sessiz bir şekilde "Bikem, bir bike her zaman neye hazırlıklı olmalıdır? Kılıç talimine mi yoksa bilmediğim başka bir şey var mıdır?" Çolpan gülümseyerek bir anda kılıcına asılıp ona doğrulttu. Neyseki dağban başı bu hareketi bekliyordu. Kafasını eğdi ve bir süre talime devam ettiler. Fakat Çolpan ve Evren'in bunun bir talim değil, bikenin hıncını çıkarmaya çalıştığı bir savaş olduğunu biliyordu. Bikenin unuttuğu şey ise Evren zaten her şeye hazırdı. O sırada Çolpan, Saltuk'u gördü. Saltuk'un onu takip ediyor olması onu daha da hırslandırdı. Hırsı ise hata getirdi. Evren Alp, Çolpan Bike'nin kılıcını düşürtmüş. Boynunda tutuyordu kılıcı.

Çolpan sinirlendi ve ayağa kalktı. Tekrar saldıracakken Çolpan bike'ye dur işareti yaptı. Evren alp bir anda seslendi. "Gökben başı, benim bazı işlerim vardır. Çolpan bikemizin talimini sen yaptırasın, yalnız Dağ Bikesi Gök Alp'ini yendiği görülürse çok üzülürsün. Dağ'ın tepesini çıkıp talimi yaparsanız iyi olur."

Çolpan eski dostuna gülümsedi. Saltuk ise başını salladı. Şimdi yan yana yürüyüp aşk talimi yapmaya gideceklerdi.

Güz ÖncesiHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin