Çolpan Akkız'ın gözleri büyümüş halde gördüğünde kafasını geriye doğru atmıştı. Ne yazık ki, çok sevdiği ve kızı gibi büyüttüğü bu kıza yakalanmıştı. Bir de bu kızın Batuga ile yakınlığı vardı tabii... "Saltuk!" diye bağırırken buldu kendini. "Işık daha yeni uyudu, sus." Diyordu Saltuk ise. Kafasını geriye atıp gülmeye başladı Saltuk. Başını iki yana sallayarak Çolpan'a baktı. "Biz her seferinde böyle yakalanacak mıyız, dağ bikesi?"
"Ne yapacağız şimdi? Akkız söylerse Batuga'ya?"
"Evren Alp duyunca müdahale edecektir. Yalnız kızına da yakalandığımızı duyunca bize çok kızacak."
Evren Alp otağından içeri girip ikisine baktı. "Doğru bildiniz, bikem ve gök alpi. Size çok kızarım. Akkız'a yakalanmakta nedir? Hiç mi Tengri'den korkmazsınız? Küçücük çocuğu maruz bıraktığınız görüntüye bakın! Hadi onu geçtim. Şurada küçücük bir bebek var! Utanmanız yok mu sizin?"
Çolpan ve Saltuk sessizce dinliyorlardı. Bir cevapları yoktu bu söylenenlere. "Akkız'ı susturdum ama siz böyle giderseniz yakında Toygar Han'ında diline düşersiniz. Dikkatli olasınız demekten yoruldum, siz yakalanmaktan yorulmadınız."
"Haklısın, Evren Alp. Daha dikkatli olmaya çalışırız." dedi Saltuk başını eğerek. Bu adama o kadar çok yakalanmışlardı ki, artık utanıyordu. "Bu arada Kutay beg seni sorar her yerde Çolpan. Bu tegin ne ister senden, bilgin var mıdır?"
Çolpan gözlerini açtı. "Bir bilgim yok." İki erkeğin bakışları altında düşüncelere daldı. "Seni de Alçin bike arar. Çok tehlikeli sularda yüzüyorsunuz. Burada olduğunuz sürece dikkat etmeniz gerekir."
"Alçin bike Saltuk'u mu arar?" Sinirle gülen Çolpan'a doğru adım attı Saltuk. "Benim yerim bellidir, Çolpan." Başını sallayan Çolpan Saltuk'a gülümseye çalışsa da sinirden buz kesmişti. Bu kadın herkesin içinde gök alpini sormaktan niye çekinmezdi? Evren Alp ortamın gerginliğini hissetti. "Ben izninizle çıkayım. Siz de dikkatli olun. Gözler üstünüzde."
Çolpan otağın içinde bir o yana bir bu yana ilerlerken Işık'ın başında durdu. Bu güzel kıza bakmak içini rahatlatıyordu. "Alçin konusunda ne yapacağımı biliyorum, merak etmeyesin." Çolpan kısa bir bakış attı Saltuk'a. "Bilirsin, eminim ki... Sarayda nasıl baş ediyorsan kadınlarla burada da edersin."
Saltuk Çolpan'ın cümleleri karşısında ne yapacağını bilemiyordu. Durduk yere trip yiyordu. Yine de sevdeşinin sakinliğini korumasına yardımcı olmalıydı, bilirdi kızdığında durulmazdı onun sularında. "Ederim etmesem burada işim ne, Çolpan bike?" Çolpan'ın omuzlarını tuttu, yavaş yavaş masaj yapmaya başladı. Saltuk'un asker olmasına rağmen masaj yapmayı iyi bilirdi. Maharetli elleri arasında Çolpan kendini bıraktı sonunda. "İşte böyle bırakacaksın bana kendini, Çolpan. Gerisini bana bırakacaksın."
"Ben bir han kızıyım, gök alpi. Unutmayasın."
Çolpan rahatlamış şekilde dururken boynunda Saltuk'un dudağını hissetti. "İşte bu yüzden, evdeş olduğumuzda otağımızın sorumluluğu ben de olacak." Kulaklarına fısıldadıktan sonra Çolpan'ı tuttu ve kendine çekti. "Benim isteklerimi unutacak mısın, Saltuk beg?"
Dudaklarını birleştirip nefesleri birbirine karışırken derinleştirmeye başladılar. "Ne istersen yapmaya hazır bir alp var burada." Ellerini belinden aşağı götürmeye başladı Saltuk. Çolpan kendini bu maharetli ellere bir süre kendini bırakmaya karar verdi. Dudaklarını bıraktığında Çolpan kendinden geçmişti. "Ne istersen Çolpan bike? Devam edeyim mi?" Çolpan kendine geldiğinde elbisesini çıkarmış buldu. Ne ara kendini bu kadar çok kaybetmişti?
"Etmeyesin. Şimdi olmaz." Saltuk, Çolpan'ı kucağına aldı ve sertliğine bastırıp öpmeye devam etti. Çolpan heyecanlanmıştı. Minik öpücükler koyarak sorusunu soruyordu. "Ne....zaman.... olur?"
"Babamın gözleri bizdeyken olmaz." dedi Çolpan kafasını geriye atmış, zevkten dört köşe olmuş haliyle. Saltuk bir anda kendini geriye çekti ve Çolpan boşluğa düştü. Sıkı sıkı omuzlarına sarılmıştı düşmemek için. "Seni çok seviyorum Çolpan. Bunu unutmayasın." Çolpan alnını Saltuk'un omzuna koydu. "Rüyanı ne zaman anlatacaksın dağ ceylanı? Beni çok korkuttun çığlığınla."
Çolpan bir anda hatırladı. Ormanı, kavak ağacını, güneşi, ayı, zühre yıldınızı ve sonra atı... Çadırı... Çadırda yatan Saltuk'u ve hamileliğini...Gülümsedi Çolpan ve anlatmaya başladı. Saltuk onu zevkle dinliyordu. Çadırdaki adam kısmına gelince "Kimdir o?" diye sordu kaşları çatılmıştı. "Sensin tabi alık." Saltuk güldü. "Çolpan yorumu ne oldu, Kün Ata'nın?"
Kün Ata'nın yorumundan sonra Saltuk bir anda aklına bir şey gelmiş kazık gibi durdu. "Baban duydu mu bunları?"
"Duydu tabii. Talimi de o yüzden yaptırdı, seninle tanışıklığımız var mı diye incelemeye çalıştı."
Saltuk kaskatı kesilmiş bir şekilde Çolpan'a baktığında Çolpan sevdiğinin yanına geldi ve yanaklarını tuttu. "Korktun mu, Gök Alpi?"
"Güneşe yaklaşırsan yanmaktan korkmaz mısın?"
"Sen korkar mısın bu güneşten?"
"Bu güneş beni ısıtsın gayri başka bir şey istemem." dedi Çolpan'ın belini sıcak elleriyle sardığında Çolpan'da kollarını adamın omzuna doladı. "Babam bile anladı senden başkası ile olmayacağımı, sen hala güneşten korkarsın."
"Ben bir hayalin yarım kalmasından korkarım, hatun. Senin gibi bir Zühre yıldızına aşık olan Ülker gibi olmak istemem. Yakutların efsanesini bilirsin, Zühre ve Ülker ne zaman yan yana gelse bir fırtına çıkar. Bu fırtınanın bizi bulmasından korkarım."
"Fırtınalar çok yakındı, Saltuk. Peşimizdeydi ama kara bulutlar Vera'nın ölümü ile dağıldı. Merak etmeyesin, obamıza, otağımıza güneşin gölgesi dahi düşmeyecek, daima aydınlıkta kalacağız."
"Vera hatun öldüğü için burada kalırım. Fakat bir haftaya dönmek zorunda kalırsam Kutay beg peşinden ayrılmaz." dedi ufak bir kıskançlıkla Saltuk. "Senin sarayda peşinde olan hatunlardan daha korkunç değil sanki. Ne dersin?"
"Ciddi söylerim, Çolpan. Kutay begin ilgisi üzerinde."
"Herkesin gözleri benim üzerimde bilirsin, Çolpan bike olmak böyle bir şey. Önemli olan bu bikenin gözü kimdedir?" Saltuk'a yaklaştı Çolpan. "Bikem gözünüz kimdedir?"
"Bir Gök Alp'indedir."
İki aşık korkuları ve tedirginlikleri ile sevdalarını yaşarken dağ obasında dertli biri daha vardı. Toygar han... Toygar han, kızının gördüğü düşten dolayı tedirgindi. Bu düşün sonucunda bir Gök Alpi ile evleneceğini duymuştu. İçine sinmezdi ama Saltuk'u da severdi. Şimdi ne yapacağım diye kara kara düşünen Toygar han, kurulacak toyu da erteletmişti. Deniz obasının tegini Kutay'ın da ilgisinin farkındaydı. Kahırlar olsun ki, kızının ilgisinin de Saltuk'ta olduğunu anlamıştı. Çünkü bir zamanlar anası olan Zühre hatunda kızının o adama baktığı gibi bakardı.
"Ah be Zühre'm. Keşke burada olsan da bu erlik hanı kovalayacak güçte olan kızla sen uğraşsan." Toygar han yatağına yatıp evdeşini düşündü. "Uçmakta bekleyenim var. Sana kavuşmak için daha kaç bahar sayacağım?"
Bilmezdi Toygar han, birkaç gün önce değişen kaderleri olmasa kızının tüm sevdiklerini acundan uçmağa gönderileceğini... İşte bu yüzden, içinde olan hüzün bir süre sonra mutluluğa döndü. Nedenini anlamasa da akışa kendini bıraktı. Saltuk ve Çolpan o geceyi birlikte geçirirken kaderin yazısını yeniden yazdıklarının farkında değildi. Işık böyle bir gece yanlarında kalmıştı. Onların aşkına bakarak uyuyakalmıştı.
Alçin bike ise ormanın derinliklerinde Saltuk'u sabaha kadar beklemiş ve gelmeyeceğini anlaması güneşin ilk ışıklarında olmuştu. Bu gök alpine vurulmuştu ama aşkına karşılık bulamamıştı. Bike şımarık tabiatlıydı, gök alpinin bu küstah davranışı sebebiyle sabah otağına sessizce dönmeye çalışıyordu. O sırada Saltuk'u bir otağdan çıktığını gördü. Ardından o otağın içine bakmaya karar verdi. Demek ki, bu otağında geceyi geçirmişti. Otağın kenarını açtı ve Çolpan bikeyi gördü. Başını salladı, demek ki rakibi Çolpan bikeydi.
Otağına doğru giderken eteklerini çekiştiriyordu. "Yeni başlıyoruz, Çolpan bike."

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Güz Öncesi
FanfictionDestan 22.Bölüm ile üstünden geçilen karakterleri yaşatmak için yazılmıştır. Çolpan bikenin baharı güz olmadan önce. Bölümler yazılmaya devam edilecektir. Güz Öncesi