Biliyorum hep geç atıyorum hikayeleri ama gerçekten internet sorunum var. İnternetim olunca atmayı ya da yazmayı unutuyorum. İnternetim bitince de yazasım geliyor. Neyse hikayeye geçelim.
İçeri geçeli yarım saat olmuştu. Berk içeri geçtikten sonra hiç yüzüme bakmamış, iş arkadaşlarıyla birlikte başka bir masada konuşmaya dalmıştı. Ben ise Berk'i izliyordum. Berk'in sıkıldığı her halinden beliydi. Biraz papyonunu gevşetip, gömleğinin üstten ilk düğmesini açtı. Bana doğru kafasını çevirdiğinde hemen gözlerimi başka bir yere çevirdim. Bir kaç dakika sonra 'bakıyor mu?' diye ona doğru kafamı çevirdiğimde iş arkadaşlarıyla konuşmaya devam ediyordu. Ama Berk'in gömleğine baktığımda papyonunu çıkartmış ve gömleğinin iki düğmesini daha açmış Berk Özkaya'yı görmeyi tahmin etmiyordum. Tekrar bana doğru kafasını çevirirken bende aynı şekilde başka bir yere kafamı çevirdim. Bir dakika kadar geçtikten sonra Berk'e doğru döndüm ve göz göze gelmemiz ile sesli yutkundum.Berk beni yiyecek gibi bakıyordu. Sanki Berk aslanda bende yavru bir ceylan mışım gibi hissetiyordum. Gözlerini hiç kaçırmadan bana bakıyordu. Bende gözlerimi ondan ayırmıyordum.
Bir kaç dakika sonra omzumda hissettiğim el ile Berk'le bakışmamızı yarıda kesmek zorunda kaldım. Yan tarafıma baktığımda bugün sabah karşılaştığım adam vardı. Adını bile hatırlamadığım adam,
"Aybike, nasılsın?"Dedi. Ben o sırada Berk'in olduğu masaya bakıyordum. Ama Berk'i göremedim. Sonra o masanın yanındaki masaya, sonrada diğer masalara ama Berk'i göremiyordum. Yanımdaki adam,
"Aybike, beni duymuyor musun? Nasılsın demiştim."dedi.
Ben o adama doğru döndüm. Gerçekten yanımdaki adamı unutmuştum. Tam ağızımı açmış konuşacakken,
"Demekki benden alamadaysa gözlerini karım, belkide ondan seni duymamıştır!" Diyerek yanımıza Berk geldi ve beni belimden tutup kendine çekti.
"Berk?"
Berk'in yüzüne bakmak İçin kafamı kaldırmam gerekiyordu, Berk'de çenesini biraz aşağı indirip bana bakması.
"Bişey mi oldu karıcığım?"
"Karıcığım?"
"Evet ne var bunda? Karım değil misin?"
Berk'in kulağına doğru yaklaştım ve bizi merakla izleyen adama 32 diş sırıtıp dişlerimin arasından çıkan seslerle,
"Berk ne saçmalıyorsun sen? Sen bana bi kere bile karıcığım dememiş insansın. Ne oluyor sana?"
Gözlerim karşımdaki adama bakarken Berk'e de fısıldayarak konuşmaya çalışıyordum.
Berk benim aksime, onun tarafındaki boynum ile kulağım arasına yaklaştı ve nefesini üfleyerek fısıldayarak konuştu.
"Tolga'yla sizi sabah gördüm. Tolga'nın senin yanında ne işi var bilmiyorum ama şu anda seni Tolga'yla hayatta yalnız bırakmam"
Berk'in her kelimesinde eridiğimi hiç kimsenin fark etmesini istemiyordum. Bir de cümlesi bitikten sonra boynuma derin bir öpücük kondurduktan sonra, asla.
Tolga'ya doğru dönüp,
"Bak Tolga, eskide kalan şeyler yüzünden karıma yanaşmaya çalışıyorsan,gerçekten seni FENA YAPARIM ! Karımdan uzak dur!" Dedi ve belimdeki elini biraz daha sıkarak bizi merdivenlere doğru ilerletti. Merdivenlerden çıkarken hiç bir şey demedi.
"Berk nereye?" Desem bile "sonra konuşacağız, şimdi değil." Diyerek benim konuşmama izin vermedi.
Terasa çıktığımızda belimdeki elini biraz gevşetip korkuluklara yaslandık.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
No 404/ AYBER
Historia CortaÇok oldu biliyorum ama yine ben. Bu hikayeyi çok önceden yazmıştım sadece 1. Bölümü ve şimdi devamını getirmek için geri geldim . Tanıtım O gece ikisi de zor bir gün geçiriyorlardı. Birbirlerinde derman bulmuşlardı ama zarar gören bir taraf vardı...
