18

470 32 47
                                        

Hemen kaldığım yerden devam ediyorum. Fotoğrafında öylesine koydum o kirli aynada bile yakışıklı çıkabilmesi çok hoşuma gidiyor. Neyse devam edelim.

Berk'in dedikleri harfi harfine yapılmıştı. Ama bir sorun vardı. Vedat yanlışlıkla biraz sol üst tarafa sıkmıştı ve Berk'in istediği yer olmamıştı. Mermi kalbine doğru gelmişti.Hemen ambulans geldi. Aybike'ye ne oldu derseniz Aybike perişan oldu. Hüngür hüngür ağlıyor, "ben size saçma olduğunu söylemiştim. Yapmayın demiştim" diyordu. Berk'in elini hiç bırakmıyor ne olursa olsun susmuyordu ve ağlamasıda daha şiddetleniyordu.

*
Berk ameliyathaneye girdiğinden tamı tamına 2 saat geçmişti. Aybike onu içeri almadıkları için hemşire ile kavga etmiş hatta yoldan geçen hemşirelere "beni ameliyata alın" diyor onlara kızıyordu. Vedat kısa bir süre önce gitmişti. Diğer adamlardan sadece iki kişi ameliyathanenin önünde nöbet tutuyormuş gibi görünüyorlardı. Onlar Resul'ün Vedat'tan sonraki en güvenilir adamlarıydılar. Aybike asla susmuyor hâlâ isyan ediyordu. Berk'in yanında olmak istiyordu hemde çok.

*
Zaman hızla geçip gitti tabi Aybike için 5 saat, 5 asır gibi gelmişti. Hâlâ bir haber yoktu. Aybike yere oturmuş, dizlerini kendine doğru çekmiş kapasınıda dizlerine doğru götürmüş ağlamaya devam ediyordu.

Aybike hıçkırıkları içinde "hepsi b-benim yüzümden b-e-n g-it-sey-dim böyle olmayacaktı"diyordu.

Aybike kendini suçluyor kimseyi umursamadan hıçkıra hıçkıra bir köşede ağlıyordu. Saat epey geç olmuştu. Gece olduğu İçin çok fazla hasta yoktu bu katta. Aybike'nin sesi yavaş yavaş azalıyordu. "Berk lütfen uyan artık...seni seviyorum" dedi ve bir daha konuşmadı.
Ameliyathanenin önündeki Resul'ün adamları göbek atacaklardı nerdeyse Aybike sonunda sustuğu için. Ama adamlardan biri "neden sustu ki?" Diye söylenip Aybike'ye yaklaştı.

"Aybike hanım iyi misiniz?"

Aybike'nin kafasını rahatlıkla kaldırdı, biraz oynattı ve Aybike'in bilincinin kapalı olduğunu fark etti.

"Aybike hanım bayılmış! Hemen hemşire çağır! Ben burada bekleyeceğim"

"Tamam" dedi diğer adam. Hemen koşar adımlarla ilk gördüğü hemşireyi tuttu kolundan ve onu Aybike'nin durumunu anlattı. Diğer adamda Aybike'yi uyandırmaya çalışıyordu.

"Aybike hanım uyanın lütfen. Kendinize gelin...Berk bey beni öldürecek ."

Hemşire geldi ve Aybike başka bir odaya götürüldü. Serum takıldı.

O sırada Berk'de hissetmiş gibi ameliyatta çok garip bir şey oldu. Her şey yolunda giderken, kurşunda yeni çıkmışken birden Berk'in kalbi durdu.

Doktor şaşkın şaşkın hemşirelere bakarak "olmaz hastayı kaybediyoruz!"dedi.

Hemşirelerden birine defibrilatör  (elektro şok ) istedi.

"200 e ayarlayın, çabuk!" Hemen hemşireler ayarladı makineyi ve doktorda bastırdı ama bir değişiklik olmadı sonra 250 ile yaptılar. Yine bir değişiklik olmuyordu o sırada Berk bir rüya görüyordu.

"Aybike nerdesin? Niye elma bahçesindeyiz biz?"

Aybike bembeyaz uzun düz bir elbiseyle elma ağaçlarının arasından çıka geldi. Sağ eliyle karnını tutuyor sol eliyle de kırmızı sulu bir elma yiyordu. Elmasından koca bir ısırık aldı ve onu yutan a kadar konuşmadı.
Lokması bitince,

"Ah Berk hiç bişey hatırlamaz mısın sen?! Hani canım elma bahçesi çekmişti de sende bu büyük elma bahçesini ben ve bebeğimiz için almıştın."

"Aybike neden senin canın elma yerine elma bahçesi çekiyor yok yani 2 kilo elma alsak olmuyor muydu? İlla elma bahçesi mi derdin?!"

"Off Berk ölürken bile ben ve kızımla uğraşıyorsun. Eğer o ameliyathaneden sağsalim çıkma o zaman ne elma bahçesini ne de beni görebilirsin. Sen ölürsen ben bu bebeği 6 aylıkken doğurur sonrada ya bebek ya da ben ölürüm. Ya da ikimiz. Ona göre kendini topla. Uyan ve benim yanıma gel. Hadi Berk daha kaç çocuğunuz olacak kim bilir. Ama sen ölürsen hiç bir şey gerçek olamayacak. Hadi uyan."

"Aybike uyanıncada şu diğer olacak çocuklar hakkında umarım böyle şeyleri hala düşünüyor olursun." Berk pis pis sırıtıyordu. Aybike elmasından bir ısırık daha aldı ve lokması bitince koca göbeğinden sağ elini çekerek tehditkar bir tavırla parmağını havada salladı.

"Berk öleceksin ama sen hala fanfiri fingon peşinde koşuyorsun. Ben ciddiyim. Uyan artık...ah!"

"Aybike ne oluyor? İyi misin?"

Aybike sağ eliyle karnını tekrar tutmuştu. Yüzü istemsizce sararmış sol elindeki elma bir anda yere düşmüştü. Ve yere yığılmıştı. Berk, Aybike'nin yanına gitmeye çalışmıştı ama bir adım dahi atamıyordu. Sanki biri engel oluyordu ona. O esnada ağaçların arasından Resul Özkaya ağır adımlarla Aybike'nin yanına geldi. Ve kahkaha atmaya başladı.

"B-Baba... Baba çekil Aybike'nin yanından! Seni ölmeden göremiyor muyum ben ya! Karıma dokunma sakın!"

Berk kendi kendine yakınıyordu. Bağırıyordu ama sesi çok kısık çıkıyordu. Duyulmuyordu resmen. Babası Aybike'nin yanına çömelmiş Aybike'nin saçına ellerini götürmüştü. Resul konuşmuyor sadece Aybike'nin saçını tutuyordu. Berk'e tekrardan sırıtarak bir bakış attı.

"Sakın baba sakın!"

Resul bir anda Aybike'nin saçını çekti.
Ve saçından tutup bilinci kapalı olan Aybike'yi, kıvırcık saçlarından çekerek sürüklemeye başladı.

Berk sesinin çıktığı kadar "HAYIR! AYBİKE HAYIR!" Diyerek bağırıyor yerinden kımıldamaya çalışıyordu.

Doktorun artık ümidi kalmamıştı. Bütün makineleri Berk'in vücudundan çıkarılmıştı. Çıkardıkları kurşunun açtığı yarayı bile kapatmamışlardı. Hatta ölüm saatini doktor tam söylüyordu ki çok garip, inanılmaz bişey oldu.

"Ölüm saati 22.3-"

Derken bir anda Berk,

"AYBİKE!" Diyerek sedyeden oturur pozisyonda doğruldu. Nefes nefese ter içinde kalmıştı.

Bu bölümde bu şekilde bitmiş oldu. Diğer bölümde görüşmek üzere . Bu ara zamanım olmaya başladı bu yüzden yazmaya devam ediyorum. En kısa zamanda diğer bölümü yazıp atacağım.

İyi günler

No 404/ AYBERHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin