12

6K 311 69
                                        

Taehyung dalıp giden Jungkook'a bakarak onun saçlarına öpücük bıraktı ve, "Tanrıya şükürler olsun... Jungkook, sen oğlumdan sonra beni aydınlatan ikinci kişisin..." dedi.

Jungkook, Taehyung'un söylediği şeyle zorla yutkunarak dolan gözlerini yerden çekip Taehyung'un koyu gözlerine çevirdi. Sevdiği adamın gözlerine bakarak kahverengilerine gömülmek istedi. Taehyung, Jungkook'un dolan gözlerini fark edince kucağındaki oğluyla eğilerek onun gözlerine öpücük bıraktı.

Jungkook ilk defa birisine bu kadar ilgi ve sevgi duyuyordu. Taehyung'u gerçekten çok seviyordu. Siyah dalgalı saçlarını, oğluna bakarken parlayan koyu kahve gözlerini, kırmızı dolgun dudaklarını... Sadece dış görünüş olarak değil; Jungkook, Taehyung'un kalbini seviyordu. Jungkook'un bakışları Taehyung'un kucağında etrafa şaşkınca bakan Eunbin'e kaydı. Jungkook, Eunbin'i kendi oğlu gibi sevmiş, kabullenmişti. Her zaman oğluyla birlikte olmak istiyordu. Tanrıdan tek dileği, oğlu ve sevdiği adamdan hiç ayrılmamaktı.

Jungkook'un gözünden düşen bir damlayla Taehyung baş parmağıyla onu sildi. Taehyung, Jungkook'un ensesinden tutarak kafasını boynuna gömdü. Taehyung, Jungkook'un şu an ağlamasından dolayı şişen kırmızı dudaklarına saldırmak istese de aralarında duran tek şey biricik oğulları Eunbin'di.

Jungkook geri çekilerek eliyle gözünün önüne düşen saçlarını düzeltti. Taehyung, ortamdaki hüznü dağıtmak istercesine, "Hadi pikniğe gidelim!" dedi ve gülümsedi. Taehyung oğlu ve Jungkook'un tepkisini beklerken gözleri ikisi arasında gezindi.

Eunbin gülerek babasını onaylayınca Taehyung, Jungkook'a döndü. Jungkook oğlunun bu kadar heyecanlanmasına gülerek kafasını yukarı aşağı salladı.

"Gidelim."

-

"Taehyung, burası çok güzel!"

Jungkook hayranlıkla etrafa bakarken gözlerini kapatıp deniz kokusunu içine çekti. Taehyung yere piknik sepetini bırakıp arkadan Jungkook'un ince beline kollarını sardı ve onu kendine doğru çekti. Jungkook gözlerini açarak kendisine gülümseyen Taehyung'a döndü.

Taehyung Jungkook'un saçlarına öpücük bıraktı. "Beğeneceğini biliyordum, güzelim. Beni buraya getiren ilk Namjoon Hyung'tu. Lisede hep okuldan kaçıp buraya gelir, gizli gizli sigara içerdik," dedi.

"Namjoon Hyung?"

Jungkook ilk defa duyduğu isimle şaşkınca Taehyung'a baktı. Taehyung, Jungkook'un dudaklarına öpücük bırakarak, "O benim hyungum. Liseden beri hep benimle çalışıyor. Belki bir gün seni de tanıştırırım," dedi.

Jungkook onu onaylayarak yanlarına oturup elindeki lolipopu yemeye çalışan oğluna baktı. Eunbin yeni çıkan alt dişleriyle şekeri ısırmaya çalışıyor, sonra ağzından çıkarıp çatık kaşlarla ona bakıyordu.

Jungkook onun bu hâline gülerek burnuna öpücük bıraktı. Eunbin çatık kaşlarıyla tıpkı Taehyung'a benziyordu. Taehyung da gülerek oğlunu kucağına alıp yanaklarını hafifçe ısırarak öptü.

Eunbin yanağında hissettiği dişler ile yüzünü buruşturup ağlamaya başladı. Ellerini kaldırıp Jungkook'un kucağına gitmek istediğini göstererek öne doğru atıldı. Jungkook ağlayan oğlunu kucağına alarak sahte bir sinirle Taehyung'a kızdı.

"Taehyung! Oğlumu neden ısırıyorsun? Bak ağlıyor işte!"

Taehyung daha da gülerek oğlunun gönlünü almak için onun saçlarını öpeceği sırada Eunbin kendini geri çekerek kafasını Jungkook'un boynuna gömdü. Jungkook gülerek şaşkınca bakan Taehyung'a baktı.

"Ne yani, ben şimdi oğlundan trip mi yiyorum?"

-

Jungkook kucağında uyuyan oğlunu arabadan inen Taehyung'a uzattı. Kendisi de arabadan inerek kapıyı kapattı. Bagajdan piknik sepetini alacağı sırada Taehyung onu durdurdu.

"Jimin alır şimdi onu, hadi içeri girelim saat geç oldu, güzelim," dedi.

Jungkook onu onaylayarak eve doğru yürüdü. Büyük kapının önünde durduklarında Jungkook zile bastı. Kapı hizmetli Jimin tarafından açıldı ve içeriye girdiler.

Taehyung Jimin'e dönerek, "Jimin, bagajdaki sepeti al," diye emir verdi. "Ben Eunbin'i odasına bırakırım, Jungkook."

Jungkook, Taehyung'u onaylayarak mırıldandı ve yanında bekleyen Jimin'e iyi geceler dileyerek merdivenlerden çıktı. Odasına girip kapıyı kapattı.

Bugün çok güzel bir gün geçirmişti ama çok yorulmuştu. Bir an önce duş alıp sıcak yatağına kavuşmak istiyordu. Banyoya girerek kazağını çıkardı ve kirli sepetine attı. Pantolonundan ve iç çamaşırından da kurtulup suyu ayarladı ve duşa girdi.

Saçlarını ıslatıp vanilya aromalı şampuanına uzandı. Şampuanı saçlarına sürüp güzelce köpürttü, sonra durulayıp tekrar köpürttü. Ardından duş jelini lifine dökerek vücudunu yıkadı.

Belindeki havluyla buhar dolu banyodan çıkarak odasına döndüğünde şaşkınlıkla yatağında uzanmış, hafif gülümseyerek onu izleyen Taehyung'a baktı.

"Burada ne işin var, Taehyung?"

Taehyung yataktan kalkarak Jungkook'a doğru yürüdü ve sırtını soğuk duvara yasladı. Jungkook hissettiği soğuklukla küçük bir ses çıkardı.

"Burada ne mi işim var?" diye sordu Taehyung. "Sevgilimle uyumak istemek en doğal hakkım, Jeon," dedi.

"Sevgilim..."

Jungkook hissettiği sevilme duygusuyla kızaran yanaklarını umursamadan gülümsedi. "Tabii ki de en doğal hakkın, sevgilim," dedi.

Taehyung, Jungkook'u kucağına alarak yatağa götürdü. Beyaz çarşafı üzerlerine çekip Jungkook'un ince beline kollarını sardı, burnunu vanilya kokan saçlarına gömdü.

'Uykuda
Sarıldık birbirimize
Düşlerimiz karıştı...'

---
240626
(DÜZENLENDİ)

Babysitter | TaeKookBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin