Güneş ışıkları yavaşça perdenin arasından süzülerek odayı aydınlatıyordu. Taehyung sabah kendisini uyandıran oğluyla yatağın içinde oyunlar oynuyor, küçük bebeğin kahkahalar atmasını sağlıyordu. Gözleri yanına hâlâ uyuyan bedene çevrildi. Dağınık saçları, büzdüğü kırmızı dolgun dudaklarında dolaştı. Taehyung saniyelik olarak Jungkook'un kırmızı dolgun dudaklarına saldırmak istemişti. Dün melek gibi uyuyan tavşanına ve biricik oğluna kabus gibi bir gün yaşatan herkesin fişini bugün çekecekti...
Taehyung, göbeğinin üstüne yatıp büyük gözlerini kendine diken oğluna döndü. Büyük gözleri ile Taehyung'a bakıyor, bir elini de yumruk yapmış ağzına sokmaya çalışıyordu. Taehyung onun bu tatlı hâline gülerek burnuna bir öpücük bıraktı. Oğlu bu durumdan hoşlanmış gibi çığlıklarla gülmeye başladı. Taehyung oğlunun hoşuna giden hareketi tekrar tekrar yaparak daha da gülmesini sağlıyordu.
Jungkook, kulaklarını dolduran gülme sesiyle bir gözünü açarak etrafına baktı. Eunbin babasının karnının üzerine yatmış gülüyordu. Jungkook baba ve oğlu görünce yüzünde bir gülümseme oluştu. Aklına babasıyla ilgili anılar doldu. Hiçbir zaman babasıyla böyle olamamıştı. İki sene önce de babasını iş kazasında kaybetmişti. Jungkook annesini fazla hatırlamasa da kahverengi uzun saçları aklında hep bir yer tutuyordu. Jungkook'un aklına annesi gelince Eunbin'in annesini merak etti. "Acaba onun annesi de benim annem gibi melek mi oldu?" diye düşünmeden edemedi.
Jungkook'un bakışları bu sefer Taehyung'a döndü. Dün onları kaçıran adamın söyledikleri aklına gelince gözleri doldu. Demek ki bu yaşına kadar pedofili bir adamın eline düşmüştü. Jungkook dolan gözlerine hâkim olmaya çalışırken Eunbin'in bakışları babasından çekilip Jungkook'a döndü. İki elini sallayarak Jungkook'a bakıp gülmeye devam etti. Taehyung'un da bakışları Jungkook'a döndü.
"Jungkook?"
Jungkook, Taehyung'un yeni uyanmış kalın sesiyle kendine gelip ona döndü.
"Günaydın."
"İyi misin?"
Jungkook başını sallayarak iyi olduğunu belirtti.
Taehyung, "Dün için özür dilerim. Sizin olduğunuz yere o şerefsizleri çağırmam benim hatamdı," dedi.
"Hayır, kendini suçlama. Böyle olacağını bilemezdin."
Taehyung Jungkook'un dağılmış saçlarına küçük bir öpücük bıraktı. Bu, Jungkook'un kalbinin hızlanmasına neden oldu.
Jungkook'un tüm kanı yanaklarına toplandı. Yanaklarından kulaklarına kadar kıpkırmızı olduğunu hissediyordu.
Jungkook hızlıca yerinden kalkarak kucağına gelmek isteyen bebeğini aldı. "Günaydın oğlum..." diyerek minik bebeğin saçlarını kokladı ve öpücükler bıraktı. Küçük bebek de günaydın demek ister gibi gülerek Jungkook'un yanağına uzandı. Jungkook ne yapmak istediğini anlamıştı; kendi yanağını bebeğe doğru uzattı. Küçük bebek, tükürükleriyle Jungkook'un yanağına öpücük bıraktı. Jungkook bu tatlı hâline gülerek bebeğin yanağına öpücük bıraktı.
Taehyung, bakıcısı ile kahkahalarla eğlenen oğluna bakarak gülümsedi. Sonra bakışları komodinin üzerindeki telefona kaydı. Saate baktı. Saat 10'a geliyordu. "Hadi aşağı inelim. Jin kahvaltıyı hazırlamıştır," diyerek yataktan kalktı.
Jungkook da başını sallayarak yataktan kalktı ve küçük bebeğin karnını doyurmak için mutfağa indi.
-
Taehyung son kez aynadan görünüşüne bakarak bu yakışıklılığa sahip olduğu için Tanrı'ya teşekkür etti. Beyaz gömleğinin yakasını düzelterek odasından çıktı ve oğlunun odasına gitti. Oğlu odasında, yerdeki örtünün üstünde Jungkook ile oyuncaklarla oynuyordu. Bunu görünce gülümseyerek yere çöktü.
Oğlunun bakışları babasına dönünce ellerini havaya kaldırarak kucağına gitmek istediğini gösterdi. Taehyung dayanamayıp onu kucağına aldı ve burnuna sabah yaptığı gibi öpücük bıraktı. Oğlu gülerek babasının burnunu tuttu.
Jungkook da Eunbin'in bu hâline gülmeden edemedi. Taehyung burnunu oğlunun küçük ellerinden kurtarıp onu tekrar yere bıraktı. Küçük bebek memnun olmayarak ağlamaya başladı ve yeniden kucağa gitmek için ellerini havaya kaldırdı.
"Baban işe gidip gelecek oğlum. Ağlama."
Jungkook küçük bebeği kucağına alıp sakinleştirmeye çalışırken Taehyung, "Lütfen dikkat edin Jungkook. En küçük bir şeyde beni arıyorsunuz. Zaten Chen ve diğerleri kapıda olacak," dedi.
Jungkook onaylar şekilde mırıldanarak oğlunun saçlarını öpüp giden bedeni izledi.
-
Taehyung siyah ayakkabılarını yere vurarak yürürken korumalardan biri deponun siyah büyük kapısını açtı. Taehyung içeri girdi ve yerde diz çökmüş adamı gördü. Üzerindeki siyah ceketi çıkarıp korumasına uzattı ve adama doğru ilerledi.
"Seni lanet... Sen hâlâ yaşıyor musun?" diyerek Bay Choi'nin ağzına tekme attı.
Bay Choi inleyerek geriye düşecekken korumalardan biri onu tuttu.
Taehyung eline aldığı bıçakla adama doğru yürüdü, çenesinden tutarak kafasını yukarı kaldırdı. Adamın pis gözleri Taehyung'un koyulaşan bakışlarına takıldı.
Taehyung bıçağı adamın ağzının kenarına getirerek 5 cm'lik bir çizik attı. Adam inleyerek, "Yalvarırım bağışla canımı Taehyung! Tanrı şahidim ki dün oğluna ve eşine yaptıklarımdan çok pişmanım!" diye bağırdı.
"Oğluma ve canımın en güzel parçasına o pis ellerini sürmeden önce düşünecektin, Bay Choi."
Taehyung bıçağı diğer yanağa da getirerek bir çizik daha attı. Adamın çığlıkları artmış, ağzının kenarlarından kanlar akmaya başlamıştı.
Taehyung kan bulaşmış beyaz gömleğinin kollarını dirseğine kadar sıvayıp eline yeni bir bıçak aldı ve adama doğru yürüdü.
Bugün bu adamı burada sağ bırakmayacağını kendisi kadar depodaki yüzlerce koruma da biliyordu...
--- 240626 (DÜZENLENDİ)
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.