28

2.5K 193 86
                                        

Jungkook, yatağın diğer ucunda hissettiği sarsıntıyla gözlerini aralayıp yatağın içine çıplak üstüyle giren Taehyung'a baktı. Elleriyle saçlarını karıştırarak, içtiği ağrı kesici ilaca rağmen ağrıyan ayağıyla sırt üstü yatağa uzanan Taehyung'un göğsüne kafasını koydu. Bir süre birbirlerinin nefes seslerini dinledikten sonra Taehyung eğilerek Jungkook'un dağınık saçlarını koklayıp öptü, ardından uzun elleriyle saçlarını okşamaya başladı.

"Yanlış anlaşılma için özür dilerim, sevgilim."

Taehyung hafifçe öksürüp sesini düzeltti ve, "Önemli değil," dedi.

Jungkook çenesini Taehyung'un göğsüne yasladığında, Taehyung da tavandaki bakışlarını Jungkook'a çevirdi.

"Asıl ben özür dilerim, Jungkook." Yatakta oturarak Jungkook'un sargı beziyle sarılan ayak bileğine baktı. "Acıyor mu?" diye sordu.

Jungkook, Taehyung'un endişelenmemesi için kafasını hızla iki yana sallayarak, "Hayır, acımıyor," dedi.

Taehyung, Jungkook'un incinen ayağına dikkat ederek üzerine doğru eğildi. Kırmızı ince dudaklarını Jungkook'un dudaklarıyla birleştirince içinde yeşeren pişmanlık duygusu sakinleşmeye başlamıştı.

Taehyung öpüşünü daha da hızlandırırken, Jungkook da onun dudaklarına ayak uydurmaya çalışıyordu.

Taehyung aniden dişlerini Jungkook'un dudaklarına bastırdı ve Jungkook, Taehyung'un ağzına inledi. Taehyung son kez dudaklarını yaladıktan sonra geri çekildi ve, "Ayağın iyileşene kadar daha fazla ileriye gitmeyelim," dedi.

Jungkook, Taehyung'un tadı kalan dudaklarını diliyle yalayarak kafasını aşağı yukarı salladı.

Taehyung kendini Jungkook'un üzerinden alarak yan tarafa doğru attı. Uzun ellerini Jungkook'un ince beline sararak yavaşça kendine doğru çekti. Dudaklarını dağınık saçlarının arasında gezdirdikten sonra, "İyi uykular, güzelim," dedi.

"Sana da, sevgilim."

-

(Eunbin'nin Doğum Günü)

Jungkook, yüzünün her yerine kondurulan ıslak öpücüklerle gözlerini araladı. Görüş alanının netleşmesi için ellerini yumruk yaparak gözlerini ovaladı. Gözünün önüne gelen yüzle hafifçe gülerek, hâlâ kendisine öpücükler bırakan Taehyung'a, "Ya Taehyung, dur artık!" diye bağırdı.

Taehyung tam tersini yaparak öpücüklerini Jungkook'un süt beyazı boynunda gezdiriyor; önce ısırıyor, sonra da ıslak dudaklarıyla öpüyor ya da yalıyordu. Jungkook gıdıklanarak omuzlarını yukarı doğru kaldırıp, "Ya Taehyung, dur!" diye kahkahalarının arasında bağırdı.

Taehyung geriye çekilerek, "Ayağın acıyor mu?" diye sordu.

Jungkook, "Hayır, fazla acımıyor," dedi.

"Pekâlâ, hadi kalk benim küçük sevgilim. Organizasyon şirketi geldi ama benim tavşanım daha yeni uyanıyor," dedi.

Jungkook hemen yattığı yerden kalkarak, "Ne?! Geldiler mi? Ya neden daha erken uyandırmadın, Taehyung?" dedi.

Taehyung sırt üstü yatakta uzanmış gülüyordu. Jungkook kaşlarını çatarak ayağa kalkıp yerdeki tişörtüne uzanacağı sırada Taehyung yataktan kalkarak, "Dur, sen. Ben veririm," dedi.

Taehyung yerdeki tişörtün ters dönmüş kollarını düzelterek Jungkook'un önce kafasından, sonra da kollarından geçirip küçük bir çocuk gibi giydirdi.

"Eunbin uyandı mı?"

"Evet, uyandı. Hatta Jungsan ile bahçede oynuyorlar sanırım."

Jungkook kafasını sallayarak kendisini kucağına alan Taehyung'un boynuna ince kollarını sıkıca sardı ve kafasını boynuna gömerek odunsu kokusuyla ciğerlerini doldurdu.

Taehyung kucağındaki küçük bedenle mutfağa inerek kendi sandalyesinin yanına oturdu. Jungkook'un dudaklarına hızlı bir öpücük bırakıp geri çekildi. Jungkook kocaman gülümsedi. Taehyung da kendi sandalyesine oturarak hizmetçilere yemekleri servis etmeleri için komut verdi.

-

Büyük bahçede herkes toplanmıştı. Jimin ve Yoongi ikilisi yan yana duran tekli bahçe koltuklarında ellerindeki hediyelerle oturuyor, gülümsüyorlardı. Jin ve Namjoon da bahçede sarmaş dolaş oturuyorlardı. Eunbin ise Jungkook'un bacaklarına kurulmuştu.

Taehyung elindeki çikolatalı pastayla bahçeye gülümseyerek girdiğinde herkes hep bir ağızdan doğum günü şarkısı söylemeye başladı.

"İyi ki doğdun Eunbin~ İyi ki doğdun küçük bebeğimiz Eunbin~ Mutlu yıllar sana!"

Taehyung elindeki pastayla kendisine gülümseyerek bakan Eunbin'nin önünde diz çökerek aynı hizaya geldi.

Jungkook gülümseyerek oğluna, "Hadi mumları üfle babacığım," dedi.

Eunbin tükürükleriyle üfledi. Herkes alkışlamaya başlayınca Eunbin de heyecanla, yüzündeki kocaman gülümsemeyle ellerini çırpmaya başladı. Taehyung elindeki pastayı hizmetçilerden birine vererek servis etmesini söyledi. Hizmetçi saygıyla eğildikten sonra elindeki pastayı düşürmemeye dikkat ederek bahçe kapısından geçip mutfağa girdi.

Herkes ellerinde tuttukları renkli hediye paketlerini Eunbin'e verdi. Eunbin hediye paketlerini açmak isteyince Jungkook da ona yardımcı oldu ve hediyeleri teker teker açmaya başladılar.

Yoongi robota dönüşen bir araba almıştı. Jimin de mavi renkli bir tulum almıştı. Jin ve Namjoon ikilisi ise değişik sesler çıkaran, her yerinden ışık saçan ve yürüyen bir robot almışlardı.

Jungkook ve Taehyung ise en son hediyelerini verdiler. Taehyung ve Jungkook çifti oğullarına büyük bir araba seti almışlardı.

Eunbin kocaman açtığı ağzı ve büyük gözleriyle araba setine bakıyordu. Jungkook oğlunun yanaklarına öpücükler bırakarak, "İyi ki doğdun benim güzel oğlum. İyi ki seni tanımışım, iyi ki benim hayatımdasın," dedi.

-

Herkesin kahkahaları havada uçuşuyordu. Eunbin ise etrafı renkli çitlerle çevrilmiş oyun alanında yeni alınan hediyeleriyle oynuyordu.

Jungkook sırtını biraz daha Taehyung'a yaslayarak çenesine bir öpücük bıraktı. Jimin ise sürekli kendisine bakan Yoongi'ye sert bakışlar atıyordu. Namjoon ayağa kalktı, belindeki kemeri düzeltti ve Jin'in elini tutarak, "Biz artık kaçalım," dedi.

Taehyung kafasını sallayınca Jungkook büzdüğü dudaklarıyla, "Ya hyung! Biraz daha kalsanız olmaz mı? Ne güzel eğleniyorduk," dedi. Taehyung bir an dudaklarına saldırmak istese de işin yatağa kadar uzanacağını bildiği için geri durdu.

Jin, "Büzme dudaklarını. Başka zaman yine toplanırız," dedi.

"Peki, görüşürüz o zaman hyung."

Jin ve Namjoon bahçe kapısından geçerek içeriye girecekleri sırada, bahçe kapısından giren kadınla yüzlerindeki şaşkınlık ifadesiyle oldukları yerde kaldılar.

Saçlarına aklar düşmüş, kulağında ve boynunda zümrüt takılar vardı. Koluna taktığı siyah çantası ve küçük topuklu ayakkabılarıyla, yüzünde küçük bir gülümsemeyle bahçeye giriyordu.

Taehyung ayağa kalkarak gelen kadına baktı. Ellerini sinirle sıkarak, "Senin burada ne işin var?!" diye kükredi.

Kadın sakinlikle, ayağındaki topuklu ayakkabılarla bahçede yürüyerek Taehyung'un önünde durdu.

"Torunumun doğum gününe gelemez miyim?"

"Ne?!"

Kadın duyduğu ses üzerine arkadaki hamakta oturan Jungkook'a iğrenç bakışlarını attı, ardından Taehyung'a dönüp kollarını iki yana açtı.

"Ee, annene sarılmayacak mısın, oğlum?" dedi.

---
250626
(DÜZENLENDİ)

Babysitter | TaeKookBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin