21

3.5K 230 69
                                        

Jungkook dizlerinin üstüne oturttuğu oğlunun yakası kayan tişörtünü düzeltti. O sırada gözü salonun büyük kapısından giren aşçı Jin Hyung'a kaydı. Elindeki tepsinin içinde çikolatalı kurabiyeler ve süt vardı. Jin, tepsiyi getirerek orta sehpanın üzerine bıraktı.

Jungkook, mahcup olmuş bir şekilde gülümseyerek, "Ne gerek vardı, hyung?" dedi.

Jin tepsiyi bırakarak doğruldu. Jungkook'a bakıp hafifçe gülümseyerek, "Ne zahmeti, Kook? Zaten bugün Eunbin ile çok uğraştın." diyerek elindeki peluş fil oyuncağı ile oynayan Eunbin'in yanaklarını hafifçe sıktı. "Bugün pek bir huysuz küçük panda." dedi.

Jungkook, Jin'in yaptığı bu benzetmeye güldü. Eunbin, yanaklarını sıkan Jin'e çatık kaşlarıyla bakıyordu.

"İşte babası gibi her şeye de kaşlarını çatıyor."

Jungkook, Jin'in söylediğine daha da gülerek kucağından kayan Eunbin'i tuttu.

O sırada bahçede duyulan araba sesiyle Jungkook, Taehyung'un geldiğini anladı.

Jungkook, "Taehyung gelmiş olmalı." diyerek ayağa kalktı. Kucağındaki oğluyla bahçeye çıkarak siyah arabadan inen, siyah saçları dağılmış Taehyung'u gördü.

Yüzündeki gülümseme daha da büyürken hızlı adımlarla Taehyung'un yanına vardı. O sırada dikkatini Taehyung'un arkasındaki beden çekti. Siyah saçları vardı. Koyu çekik gözleri çok keskin bakıyordu. Üzerindeki takım elbisesinin yakasını elleriyle düzelterek Jungkook'a doğru hafifçe güldü.

"Merhaba! Ben Namjoon."

Jungkook karşısındaki bedenin yüzüne hayranlıkla bakarken o da hafifçe gülümsedi. "Ben de Jungkook. Tanıştığımıza memnun oldum." dedi.

Namjoon'un gülümsemesi daha da büyürken, "Biliyorum. Taehyung senden çok bahsediyor." dedi.

Jungkook, Taehyung'un kendisinden bahsettiğini öğrenince yanakları kıpkırmızı olmuştu. Bakışları, kucağındaki oğluyla ilgilenen Taehyung'a kaydı. O sırada Taehyung, Eunbin'i kucağına alarak yanağına kocaman bir öpücük bıraktı.

"Namjoon hyung benim liseden arkadaşım. Kendisi liseden beri bilgisayarlar konusunda oldukça beceriklidir."

O sırada üçlünün saçlarına dökülen su damlalarıyla yağmur yağacağını anladılar. Hızlıca içeri girdiler.

Jin mutfaktan elindeki havluyla çıkarak sevgilisini gördü. Yüzündeki kocaman gülümsemeyle Namjoon'un boynuna atladı. İnce bacaklarını Namjoon'un vücuduna sararak dudaklarına kocaman bir öpücük bıraktı.

Taehyung kucağındaki oğluyla büyük salona girmişti. Jungkook ise yüzündeki şaşkın ifadeyle karşısında öpüşen çifte bakıyordu. Ne yani, Namjoon Hyung ile Jin Hyung sevgili miydi?! Peki Jin Hyung bana neden hiç Namjoon'dan bahsetmedi? diye düşündü.


-


"Hatta bu Taehyung sırf revirdeki hemşireyi beğendiği için her ders revire gidiyordu."

Namjoon'un anlattığı lise anılarıyla herkes yemek masasında kahkahalara boğuluyordu.

Taehyung hariç. Önündeki tabaktan kestiği şarapla marine edilmiş bonfilesini çatala takarak dudaklarına götürüp, "O zamanlar ergendim." dedi.

Jungkook, yüzündeki gülümseme silinmeden tabağına yemek dolduran Taehyung'a döndü. "Bunların hepsini bitiremem, Taehyung." dedi.

Taehyung hafifçe kafasını sallayarak, "Bitirirsin, hadi ye." dedi.

Babysitter | TaeKookBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin