15

4.4K 254 62
                                        

Jungkook boynunda hissettiği ıslak baskı ile huylanarak omzunu yukarıya doğru çekti. Islak baskıyı şimdi de dudaklarında hissettiğinde kapalı gözlerini hafifçe açarak dağılmış saçları ile kendisine gülümseyerek bakan Taehyung'a baktı.

"Günaydın güzelim."

Jungkook da gülümseyerek, yeni uyandığından dolayı kalın sesiyle "Günaydın" dedi.

Kalkmak için hamle yapacağı sırada Taehyung daha da üstüne eğilerek kalkmasına engel oldu.

Taehyung uzun ellerini Jungkook'un dağılmış saçlarında gezdirdi, sonra bakışları şişen kırmızı dudaklarına kaydı ve "Çok güzelsin" diye fısıldadı. Jungkook aniden duyduğu iltifat ile tüm kanının yanaklarına toplanmaya başladığını hissetti.

Taehyung, Jungkook'un kızaran yanaklarını hafifçe ısırdı. Jungkook yanağında hissettiği acı ile yüzünü buruşturup geri çekilmeye çalıştı. Taehyung gülerek geri çekildi ve yataktan hızlıca kalkıp banyoya girdi.

Jungkook yatağın içinde yuvarlanırken duyduğu su sesiyle Taehyung'un duşa girdiğini anladı.

Jungkook artık yerinde durmayarak sırt üstü uzandı. İlk defa bu kadar mutlu olduğunu hissediyordu. Jungkook kısa bir an, "Acaba bakıcılık için bu eve gelmeseydim hayatıma nasıl devam ederdim?" diye düşündü ve cevabını kısa sürede buldu: Yine sıkıcı hayatına devam ederdi. Her sabah evden erkenden çıkar, iş aramak için sokaklarda boş boş dolaşır, sonra umutsuzca evine geri dönerdi. Onun için endişelenen kimse olmazdı...

Jungkook, akan su sesiyle Taehyung'un duştan çıktığını anladı. Çok geçmeden Taehyung, beline sardığı beyaz havlusu ve ıslak saçlarından göğsüne doğru damlayan su damlaları ile odaya geri döndü. Bakışları direkt olarak yatakta sırt üstü yatmış, baş aşağı kendisine bakan bedene kaydı; hafifçe güldü ve kıyafet dolabından kendi için kıyafetler seçmeye başladı.

Jungkook'un bakışları kısa bir anlığına dahi olsa Taehyung'un bedeninden ayrılmıyordu. Bıçak izlerinin olduğu sırtı ve kaslı kollarında geziniyordu. Anlık bir özgüvenle ayağa kalkarak Taehyung'un arkasına geldi ve ellerini beline koydu.

Taehyung, beline dolanan kollar ile olduğu yerde durarak omzunun üstünden arkasındaki bedene baktı. Islak sırtına hafifçe öpücük bırakan Jungkook, yüzünü sırtına yaslamıştı.

Taehyung Jungkook'un bu hallerine güldü. Arkasını dönerek Jungkook'un yüzünü avuçlarının arasına aldı ve dudaklarına kocaman bir öpücük bıraktı...

-

Jungkook hafif nemli saçlarını eliyle düzelterek oğlunun odasına girdi. Eunbin çoktan uyanmış, ellerini beşiğin kenarlarına yaslayarak ayağa kalkmaya çalışıyordu.

Jungkook hafifçe gülerek oğlunun yatağının yanındaki çekmecenin üzerindeki yeleği aldı ve oğluna giydirdi. Daha sonra koltuk altlarından tutarak kucağına aldı ve yanağına kocaman bir öpücük bıraktı.

"Günaydın bebeğim..."

Eunbin, babasının kucağında olduğundan memnun bir şekilde gülerek yumruk yaptığı ellerini ağzına sokmaya çalışıyordu.

"Benim minik bebeğim aç mıydı?"

Eunbin ağzından mırıltılar çıkararak babasına, dağılan saçları ve kocaman gözleri ile bakmaya devam etti...

-

"Afiyet olsun benim bebeğime."

Jungkook elindeki peçete ile oğlunun ağzını hafifçe silerek peçeteyi çöpe attı. Eunbin ise önüne konulan arabası ile oynuyor, arada ağzından sesler çıkararak babasının dikkatini üzerine çekmeye çalışıyordu.

Jungkook'un bakışları mutfaktaki pencereye kaydı. Bugün hava çok güzeldi ve bu güzel havayı oğlu ile değerlendirmek istediği için parka gitmeye karar verdi.

Jungkook, hava sıcak olduğu için oğluna mont yerine kapüşonlu bir hırka giydirmeye karar vermişti. Kendisi de sırt çantasını alarak evden ayrıldılar.

Bahçede sigara içen korumalar Jungkook'u görür görmez ellerindeki sigarayı atarak ceketlerinin önünü iliklediler.

Korumalardan iri olanı Jungkook'un yanına geldi. Boğazını temizleyerek, "Bir ihtiyacınız mı var, Bay Jeon?" diye sordu.

Jungkook hafifçe gülümseyerek, "Hayır. Hava güzel olduğu için Eunbin'i biraz hava alması için parka götürüyorum," dedi.

Koruma şaşkınca Jungkook'a bakarak, "Bay Kim'in haberi var mı? Bize herhangi bir bilgi vermedi," dedi.

"Anlamadım?" Jungkook yüzündeki gülümsemeyi silerek kaşlarını hafifçe çattı. "Evden çıkmadan önce size bilgi mi vermem gerekiyor?" dedi.

Koruma mahcup bir şekilde hafifçe eğilerek, "Yanlış anladınız Bay Jeon. Normalde Bay Kim, sizin bir planınız varsa bize söyler, güvenlik için size eşlik etmemizi ister," dedi.

Jungkook kaşlarını düzeltip, "Bugün bana eşlik etmenize gerek yok," dedi.

Koruma daha fazla ısrar etmedi; hafifçe eğildi ve iyi eğlenceler dileyerek yerine döndü.

-

Jungkook salıncağa oturmuş, elini yanındaki zincirlere koyarak kahkahalar içinde olan oğluna gülerek bakıyordu. Geldiklerinden beri Eunbin salıncaktan inmemiş, salıncağa binmek için gelen çocuklara çatık kaşlarla bakıyordu. Jungkook oğlunun bu hallerine gülerek onu Taehyung'a benzetiyordu.

Jungkook bir süre sonra yeterince sallandıklarını düşünerek oğlunu koltuk altlarından tutarak salıncaktan indirdi. Tabii ki Eunbin Jungkook ile aynı fikirde değildi.

Karşılarındaki banka oturdular. Jungkook saate bakmak için çantasının önünü açarak telefonunu eline aldı. Ekranda gördüğü cevapsız çağrılar ve mesajların çoğunun Taehyung'tan geldiğini görünce ağzı şaşkınlıkla açıldı.

Telefonun şifresini girerek rehberden Taehyung'u aradı. Telefon anında açıldı ve gelen bağırma sesiyle Jungkook donup kaldı.

"Neredesin sen, Jeongguk!"

Taehyung hâlâ bağırıyordu ve Jungkook'tan cevap bekliyordu. Jungkook kısa bir süre şokta kaldıktan sonra boğazını temizledi.

"Eunbin ile parka geldik-"

"Tanrı aşkına park diyor! Sabahtan beri sana ulaşmaya çalışıyorum! Evdeki korumaları da yanına almamışsın! Amacın ne senin, Jeongguk!"

Jungkook Taehyung'un bağırmasına rağmen sakin bir sesle, "Hava güzel olduğu için biraz hava alalım istedim," dedi. Telefondan Taehyung'un sinirle derin nefes aldığını duydu.

"Neredesiniz?"

Jungkook gözlerinin dolmasına engel olmaya çalışarak, "İki sokak ötedeki park-" daha sözünü bitirmeden Taehyung telefonu kapattı.

Gözlerinden taşan bir damla yanağından süzülerek kucağındaki telefonun ekranına düştü. Bakışları aşağıdan kendisine büyük siyah gözlerle bakan Eunbin'e döndü.

Jungkook hızlıca gözyaşlarını silerek gülümsedi. "Şimdi baban gelecek ve evimize gideceğiz. Kaydıraktan kaymak ister misin?" diye sordu.

Eunbin anlamış gibi ellerini çırparak mırıltılar çıkardı.

O sırada parkın çıkışında duyulan korna sesiyle Jungkook arkasını döndü. Taehyung'un geldiğini görünce çantasını sırtına taktı, oğlunu kucağına aldı ve parkın çıkışına doğru ilerledi.

Jungkook arabaya bindiğinde bakışları direkt Taehyung'un yüzünde gezdi. Sinirden çenesini sıkmıştı; bu çok belliydi. Yol boyunca hiç konuşmadı ve bunu Jungkook fırtına öncesi sessizlik olarak adlandırdı.

---
240626
(DÜZENLENDİ)

Babysitter | TaeKookBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin