7

7.6K 433 165
                                        

Jungkook, başına giren ağrı ile ağlamaktan şişmiş gözlerini araladı. Eğik tuttuğu kafasını hızlıca kaldırarak nerede olduğuna baktı. Bomboş olan, sadece kenarda su bidonlarının olduğu bir depoda olduğunu anladı. Deponun tam ortasında, sandalyeye elleri ve ayakları bağlı bir şekilde oturtulmuştu Jungkook.

Aklına gelen Eunbin ile yerinde çırpınmaya başladı. Sonunda sandalye dengesini kaybederek yan bir şekilde yere yıkıldı. Jungkook, Eunbin'e bir şey yapmalarından korkuyordu.

O sırada deponun siyah büyük kapısı gürültü ile açılarak içeriye; siyah takım elbiseli, hafif göbekli ve jöleli saçlarıyla en fazla 40 yaşında gösteren adam gülümseyerek girdi.

"Bay Kim'in de biricik eşi Kim Jungkook da uyanmış."

Adam yaklaşarak siyah sivri burunlu ayakkabıları ile Jungkook'un tam karşısında durdu.

Jungkook, Taehyung'un adını duyunca yerde yatan bedenini kaldırmaya çalıştı. Adam eliyle yanındaki korumaya işaret ederek Jungkook'un ağzındaki bandı açmasını emretti. Korumalardan birisi yere çökerek Jungkook'un ağzındaki bandı hızlıca çekip açtı, ardından ayağa kalktı.

"Ah, sikeyim!" diye bileklerini kesen iplere küfürler yağdırdı. Gözlerini sivri burunlu ayakkabılardan çekerek karşısındaki adama baktı. "Ne sikim saçmalıyorsun sen?!" diye bağırdı.

Taehyung, ellerini saçlarına geçirip çekiştirerek oğluna ve Jungkook'a bir şey olacak düşüncesiyle delirecek gibiydi. Eğer oğluna ve Jungkook'a bir şey olursa kesinlikle yaşayamazdı. Son zamanlarda Jungkook'a pek alışmıştı ama daha sonra ölen karısına ihanet edeceğini düşünerek bu konudan uzaklaşmaya çalışıyordu.

Oturduğu siyah koltuktan kalkarak masa başında bilgisayara odaklanmış olan Namjoon'un yanına gitti.

"Bir şeyler bulabildin mi, Namjoon?"

Namjoon siyah gözlüklerini eliyle düzelterek, "Ah, bir saniye Taehyung," diyerek önündeki bilgisayardan bir şeylere bakmaya devam etti. Taehyung başında durmuş merakla Namjoon'a bakıyordu.

Namjoon, Taehyung'un lise arkadaşıydı. Hacker olduğundan beri de Taehyung'un yanında çalışıyordu.

"İşte buldum sonunda!" dedi. Ekrandaki adresi bir kağıda yazarak Taehyung'a uzattı. "Biraz uzak ama oğlun ve Jungkook için git," dedi.

Taehyung sevinçle gülümseyerek cebinden çıkardığı son model telefonu ile baş korumasını aradı.

"Chen, topla bütün adamları. Konumu size atacağım şimdi."

Telefonu kapatarak cebine koydu ve Namjoon'a teşekkür ederek dışarı çıktı. Telefonundan navigasyonu açarak yola koyuldu...

Aradan geçen yarım saatten sonra Taehyung, yan aynalardan arkasına baktığında adamlarının da peşine geldiğini görünce gülümseyerek Tanrı'ya teşekkür etti.

Adam hafif kıkırdayarak yere çöktü. Jungkook'un yüzüne uzun uzun baktı.

"Taehyung da aynı senin gibi..." dedi ve baş parmağını Jungkook'un pürüzsüz tenine getirerek hafifçe okşadı. "...O da her zaman asiydi. Onu ilk yatak odamda gördüğümde," diyerek durdu ve hafifçe kahkaha attı. "'Ah Choi,' dedim, 'cennete düştün galiba. Bu Tanrı'nın sana bir hediyesi,' diye düşündüm. Simsiyah büyük gözleri, hafif dalgalı saçları ve korku dolu bakışları... O gecenin tadı... Ah, anlatılamaz," dedi.

Jungkook duyduklarıyla şok olmuş bir şekilde karşısındaki adama bakıyordu. Aklı hâlâ oğlundaydı. Ona bir şey yapmış olma düşüncesi Jungkook'u öldürüyordu. "Eunbin nerede?! Ona bir şey yapmadın değil mi şerefsiz herif?!"

Adam, Jungkook'un sorusunu es geçerek elini Jungkook'un saçlarına götürdü. Yumuşak ama yolda hırpalandığı için dağılan saçlarına parmaklarını geçirdi. Saçlarını sertçe çekerek yüzünü kendi hizasına getirdi. Jungkook'un ağzından hafifçe bir inleme kaçtı.

"O gece benimle olmak istemediği zaman tuttum saçlarından fırlattım yatağa doğru. Ben Choi idim. Herkes benim altıma yatmak isterken onun beni kabul etmemesi beni çılgına çevirdi. Anlıyor musun beni? Ha!"

Jungkook, gözleri dolu dolu olmuş şekilde karşısındaki adama nefretle baktı.

"Ama Bay Choi etkisi işte... O da bir yerden sonra kendini bana teslim etti. Tabii ki de silah zoruyla değil," diyerek kahkaha attı, Jungkook'un saçlarını bıraktı ve ayağa kalktı. "Şimdi sen de onun gibi olacaksın."

İki adam gelip Jungkook'u yerden kaldırarak sürüklemeye başladı. "Bırak beni! Şerefsiz herif! Taehyung seni bulunca öldürecek! Oğlum nerede?!" diye çığlık çığlığa bağırıyor, kurtulmaya çalışıyordu.

O sırada deponun dışında patlayan silah sesiyle bütün korumalar ellerini bellerindeki silahlara götürdü. Jungkook'un kolları bir anda serbest kaldı. Jungkook hızlanan kalbiyle Taehyung'un geldiğini anladı. Hissetmişti onu.

---
249626
(DÜZENLENDİ)

Babysitter | TaeKookBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin