4

8.7K 506 46
                                        

Jungkook küçük bebeği beşiğine dikkatlice yatırarak üstünü örttü. Eunbin'in yanağına küçük bir öpücük bırakıp yatağın başında duran telsizlerden birini yanına aldı. Dudaklarına yerleşen gülümsemeyle geri çekilerek ışığı kapattı. Tam odadan çıkacakken kafasını sert bir gövdeye çarptı.

Bir eliyle alnını tutarak çarptığı şeyi görmek için kafasını kaldırdı. Karşısında dağınık saçları ve eşofman takımıyla duran Taehyung'u görünce şaşırsa da fazla belli etmedi. Taehyung'u ne zaman görse üstünde takım elbisesi ve saçları her zaman kusursuz olurdu. Şimdi onu dağınık saçlarıyla görmek Jungkook'u şaşırtmıştı.

"Bir ihtiyacınız mı var Bay Kim?"

Taehyung, Jungkook'un sorusunu es geçerek, "Eunbin uyudu mu?" diye sordu.

Jungkook, Taehyung'un ona cevap vermemesine göz devirecekken karşısındaki kişinin patronu olduğunu hatırlayıp kendini topladı.

"Ah... evet, uyudu."

Taehyung siyah gözlerini Jungkook'un üzerinde gezdirdi. Gözleri Jungkook'un dolgun kırmızı dudaklarında bir an takılı kaldı, ardından sertçe yutkundu. Bu kez bakışlarını gözlerine kilitledi. Kahverengi gözleriyle Jungkook, Taehyung'a neden burada olduğunu anlamaya çalışarak baktı.

"Sana oda hazırlattım. Onu haber vermeye geldim, Jeon." dedi son derece dominant bir ses tonuyla.

Jungkook önce neden böyle bir şey yaptığını düşündü. "Neden?" diye sordu anında.

"Geceleri Eunbin uyanıyor. Onu uyutmak zor oluyor. Sen de oğlumun bakıcısı olarak onun başında durmalısın."

Jungkook hâlâ burada kalma fikrini anlamaya çalışıyordu. Karşısındaki adama bakarak, "Ama eşyalarımı almam gerekiyor-" dedi.

Sözünü kesen Taehyung, "Ben Jimin'e birkaç parça bir şey getirmesini söyledim. Şimdilik onlarla idare et. Yarın gidip alırsın." dedi.

Taehyung arkasını dönüp gidecekken Jungkook, sözleşmede bunların yazmadığını hatırladı.

"Ama Bay Kim, sözleşmede burada kalmam gerektiği yazmıyordu."

Taehyung olduğu yerde kısa bir kahkaha attı. Ellerini eşofmanının ceplerine yerleştirerek arkasını döndü.

"Ah... sana sözleşmeyi okuman gerektiğini söylemiştim, Jeon."

Jungkook'un aklına okumadığı sözleşme gelince içinden kendine küfürler saymaya başladı. Taehyung tekrar arkasını dönerek kendi odasına girdi.

Jungkook, hâlâ Eunbin'in odasının kapısında dikildiğini hatırlayıp kapıyı yavaşça kapattı.

Jungkook merdivenlerden inerek hizmetçi Soobin'i gördü. Kendisi için hazırlanan odanın yerini sormadan bile yolu bulmuştu artık. Odanın büyüklüğünü görünce kısa bir an duraksadı. Kendi evi kadar genişti. Gözleri odadaki gri tonlarda gezindi. Yan tarafta ikinci bir kapı fark edince oraya yöneldi. Beyaz kapıyı açıp içeri uzandı; burası banyoydu. Dev bir küvet ve renk renk duş jelleri vardı.

Jungkook'un yüzüne istemsiz bir gülümseme yayıldı. Küvetin yanına gidip suyu açtı, istediği sıcaklığa getirerek dolmasını bekledi. Üzerindeki kazağın eteklerinden tutup kollarından sıyırdı. Pijamasını ve iç çamaşırını da çıkararak sıcak su dolan küvete girdi. Buz gibi tenine yayılan sıcaklıkla hafifçe ürperdi.

Bir süre sonra odasının yanında duran telsizden ses geldiğini duyunca yatağından fırlayıp kapıya koştu. Kapıyı açacakken üstüne baktı; duş sonrası kıyafet giymeye üşendiği için bornozla kalmıştı. Hızla dolaba yönelip kendisi için bırakılmış kıyafetleri giydi ve odadan çıktı.

Merdivenleri çıkarak aralık kapıdan içeri baktı. Taehyung, küçük oğlunu omzuna yatırmış ninni mırıldanıyor, hafifçe sallanarak uyumasını sağlıyordu.

Taehyung, Eunbin'i dikkatlice beşiğe bıraktı ve oğlunun kokusunu içine çekti. Yoğun işlerine rağmen onunla vakit geçirmeye özen gösteriyordu. Tam arkasını dönüp çıkacakken Jungkook'u fark etti.

Jungkook kahverengi gözlerini Taehyung'un siyah gözlerine dikmişti. Taehyung yavaş adımlarla ona yaklaştı, alnına düşen saçları parmaklarıyla geriye itti.

Taehyung'un parmakları Jungkook'un saçlarında kısa bir an kaldı.

Jungkook nefesini tuttu.

Bu hareket çok kısa sürmüştü ama odanın havası bir anda ağırlaşmış gibiydi.

Taehyung elini geri çekti. "Saçların dağınık." dedi düz bir sesle, sanki az önce olan hiçbir şey önemli değilmiş gibi.

Jungkook bir an ne diyeceğini bilemedi. "Ah... şey... telsiz sesiyle acele ettim." dedi.

Taehyung başını hafifçe eğdi. "Eunbin uyandı mı?"

"Hayır, sanırım sadece huzursuzlandı. Şimdi tekrar uyuyor."

Taehyung kısa bir an beşiğe baktı. "İyi öyleyse."

Sessizlik çöktü.

Jungkook kapıya doğru bir adım attı ama Taehyung'un sesi onu durdurdu.

"Jeon."

Jungkook geri döndü. "Evet, Bay Kim?"

Taehyung ona bakmadan konuştu. "Burada kalmaya alış."

"Alışmak mı?" diye sordu Jungkook.

Taehyung gözlerini ona çevirdi. "Evet. Bu evde işler değişmez. Rutin önemlidir. Eunbin'in düzeni bozulmamalı."

Jungkook başını hafifçe salladı. "Anladım."

Tam dönecekken Taehyung bu kez daha yumuşak bir tonla ekledi: "Bugün iyi iş çıkardın."

Jungkook olduğu yerde durdu. Bunu beklemiyordu.

"Teşekkür ederim, Bay Kim." dedi bu kez sesi daha farklıydı.

Kapı kapanıp Jungkook çıktığında Taehyung bir süre daha odada kaldı. Beşiğe baktı; küçük oğlu huzurla uyuyordu. Dudaklarında küçük bir gülümseme oluştu ama aklında bebekten çok, kapıdan çıkan genç vardı.

---
240626
(DÜZENLENDİ)

Babysitter | TaeKookBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin