Bazen yaptığımız hatalardan ya da dile getirdiğimiz sözlerden veya yaptığımız bir hareketten bile pişmanlık duyabiliriz. Ardından bunun telafisini bulabilmek için çok düşünür dururuz. Bunun için değerlendirilecek ve pişman olmayı anlatabilecek birbirinden farklı sözler ve davranışlar elbette vardır... Fakat Jungkook ve Taehyung o gün doğru kelimeler ile birbirlerini ifade etselerdi, eğer şu an pişman olmazlardı.
Taehyung, Jungkook evden gittiğinde lanet uykusundan uyanamayıp gitmesine engel olmadığı için pişmandı. Jungkook da Taehyung'a veda edemediği için pişmandı.
(2 Ay Sonra)
Jungkook elindeki telefonun ekranına damlayan gözyaşını üstündeki gri kazağın kol kısmıyla sildi. Telefonun ekranını her ne kadar görmek istese de dolan gözleri buna engel oluyordu.
Yaklaşık 2 ay olmuştu. Jungkook, aşkını ve oğlunu bıraktığı evden ayrılalı 2 ay olmuştu...
Telefonu gelişigüzel dağınık olan yatağın üstüne fırlattı. O sırada odasının kapısı vuruldu. Ağladığı için kalın çıkan sesine engel olmaya çalışarak, "Gel." diye komut verdi.
İçeriye, hasta olduğundan dolayı teni solan kardeşi girmişti. Kardeşinin yüzündeki gülümseme, abisini yatağın üstünde ağladığını görünce söndü. Yatağa yaklaşarak Jungkook'un yanına oturdu.
"Neden ağlıyorsun?"
Jungkook kardeşinin sesini duyunca hazırda bekleyen gözyaşları tekrar yanağını ıslatmaya başladı. Kardeşinin ilaç ve hastane ücretini ödemek için bakıcılık işine girmişti. Kardeşine işten ayrıldığını söylerse üzüleceğini bildiği için yalandan bir şeyler söyledi.
"Yok bir şey, kâbus gördüm."
Kardeşi inanmış gibi yaparak Jungkook'a biraz daha yaklaştı. Gözyaşlarıyla ıslanan yüzünü beyaz ellerinin arasına aldı.
"Ağlama artık, sadece bir kâbustu." diyerek Jungkook'un boynuna sarıldı. "Ben hep senin yanındayım." dedi ve geri çekildi.
Jungkook kızaran gözleriyle kardeşinin gün geçtikçe solan yüzüne bakıyor, daha da ağlama isteği geliyordu.
"Gelecekte yanında olamasam da-"
Jungkook yükselen sesiyle, "Ne saçmalıyorsun, Jungsan! Şimdi de yanımdasın, gelecekte de yanımda olacaksın. Ben de senin yanında olacağım." dedi.
Jungsan dolan gözlerini gizlemek için kafasını önüne eğerek parmaklarıyla oynamaya başladı. Jungkook her ne kadar yalan söylese de o, Jungkook'un işten ayrıldığını anlamıştı. Sadece ona belli etmek istemiyordu.
Jungkook derin bir nefes alarak karşısında çaresizce ağlayan kardeşinin saçlarına öpücük bıraktı.
"Bir daha böyle şeyler söyleme." dedi.
Jungsan kafasını kaldırarak kendisine gülümseyerek bakan abisine baktı ve hafifçe kafasını salladı.
"Söz mü?"
"Söz."
-
Taehyung göğsünün üstüne yatırdığı oğlunun saçlarını son kez koklayarak oturduğu koltuktan dikkatlice kalktı ve Eunbin'i beyaz beşiğine dikkatlice yerleştirdi. Eunbin bir an uyanıp ağlayacak gibi olsa da hemen geri uykusuna döndü. Taehyung, beşiğin yanında duran battaniye ile oğlunun üstünü güzelce örterek geri çekildi.
Eunbin, Jungkook gittiğinden beri çok huysuzdu ve sürekli ağlayıp duruyordu.
Taehyung cebinde titreyen son model telefonu eline alarak Namjoon'dan gelen aramayı cevaplandırdı.
"Hyung?"
Karşı taraftan kâğıt karıştırma sesi geldikten sonra, "Çok uzakta aramamak gerekiyormuş." Telefonda çakmak sesi geldi. "Adam sıcacık evinde oturuyormuş." dedi.
Taehyung, Eunbin'in odasından çıkıp kendi odasına girdi ve eliyle saçlarını karıştırarak, "Şaka mı yapıyorsun?" diye sordu.
Namjoon elindeki sigarayla ciğerlerini zehirlerken, "Şu an şaka yapacak bir hâlim var gibi mi görünüyor?" dedi.
Taehyung özenle düzeltilmiş beyaz yatağının üstüne oturarak, "Sıkma canını, barışırsınız Jin Hyung'la." dedi.
-
Taehyung siyah arabasını, tek katlı, küçük bir bahçesi olan ve bahçesinde renkli çiçekler dikili olan evin önünde durdurdu. Burası Jungkook'un eviydi.
Taehyung konaktan aldığı anahtarı cebine attı ve hafif yağan yağmur eşliğinde renkli çiçeklerle süslenen bahçeye girdi. O sırada evin kapısı açıldı ve içeriden soluk tenli biri çıktı. Soluk tenli adam ayakkabılarını giydikten sonra Jungkook'un boynuna sıkıca sarılarak yanağına büyük bir öpücük bıraktı. Jungkook da öpücüğüne karşılık verdi.
Taehyung bahçe kapısından yeni girmişti. Birbirine sarılan bedenlere baktı. Onların da hâlâ bahçede korkuluk gibi dikilen Taehyung'u görmemeleri absürttü.
Jungsan sonunda geriye çekilerek abisine el sallayıp arkasını döndü. O sırada Taehyung, ellerini uzun siyah kabanının cebine koymuş, rüzgârda dağılan siyah saçlarıyla kendilerine doğru yaklaşıyordu.
Jungkook şaşkınlıktan dudaklarını aralamıştı. Jungsan ise bahçelerine böyle kabaca giren adama kaşlarını çatarak bakıyordu.
Jungkook sonunda kendine gelerek kardeşiyle birlikte karşılarında hafifçe gülümseyerek bakan adama,
"Burada ne işin var?" diye sordu.
Şu an yanında kardeşi olmasaydı gözyaşları eşliğinde Taehyung'un esmer tenine sarılır, sonra da siyah saçlarını eliyle dağıtıp artık ondan izinsiz bir yere gitmeyeceğine dair sözler verirdi. Ama onlara tek engel şu an Jungsan'ın burada olmasıydı.
"Seni özledim, sevgilim..."
"Ne?!"
"Ne!"
---
240626
(DÜZENLENDİ)
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Babysitter | TaeKook
Fanfiction[Tamamlandı] Jungkook, Taehyung'un oğluna bakıcılık yapacaktı... (SemeTae / UkeJk) (Mpreg) #kimtaehyung da 1. #namjin de 1. [25/12/2022] [20/05/2023]
