28 ve 29. Bölümleri okumayı unutmayınn
Özellikle 28****
Jeongin
Yazmak istiyorum//
Ne yazmam gerek//
Niye yazıyorum ki?//
Yazacak bir seyim de yok//
Yazsam mi yazmasam mi//
Ne yapiyorsun yazsam//
Olmaz cok samimi//
En iyisi yazmamak//Hyunjin
Ne yazıp siliyorsunJeongin
Nöbette mi bekliyordunHyunjin
Minhoya mesaj atmak icin girdim ve ana ekranda yazdigin gorunuyordu
Baya uzun uzun yazdin ama atmadinJeongin
Yazmadim bir seyHyunjin
Jeongin gördüm iste ne yazdın söyleseneJeongin
Ya bir sey yazmadim diyorum
Yazacaktim yazacak bir sey bulamayinca sildim isteHyunjin
TatlisinJeongin
Tatli falan degilim
Tatli deme banaHyunjin
Yo tatlisin
Neyse
Ne yapıyorsun bariJeongin
Rawoon ve Jooyeon uyudu simdi
Bende kahve yapacagim kendime
İki gündür kafe ile ugrasmak yorduHyunjin
Geleyim desem kızar mı acaba//
Seni tekrar kazanmak istiyorum
Bu yüzden kızabilirsin ama cabalayacagim//
Bende geleyim
Birlikte içelimJeongin
Rawoon uyuyor amaHyunjin
Bebek değil sonuçta
Ne olacak kiJeongin
Dogru
Gel o zamanHyunjin
GELEYİM O ZAMANOZUR DİLERİM HEYCANLANDİM YİNE
Jeongin
Kaç yaşında adamsın hâlâ liseli gibisin HyunjinHyunjin
Olabilir?!Jeongin
Yapıyorum kahveyi hızlı olHyunjin
Tamaamm__
Hyunjin oğlunu ve arkadaşını uyandırmak istemediği için geldiğine dair mesaj atmıştı. Birkaç saniye içinde de kapı açılmıştı.
"Hoşgeldin." Jeongin kenara çekildiğinde Hyunjin içeri girmiş ve kollarını Jeongin'e sarmıştı.
Jeongin ise bunu beklemediği için karşılık vermemişti.
"Seni özledim."
"Ama daha sabah birlikteydık."
"Özlemimi hiçbir şeyin geçirebileceğini düşünmüyorum." Hyunjin sonunda ayrıldığında Jeongin biraz duraksamış ama cevap vermeden mutfağa ilerlemişti.
Hyunjin'de peşinden ilerlerken kahve makinasının şimdi kapandığını görüyordu. Ya gerçekten hızlı gelmişti ya da Jeongin geç koymuştu.
Kahvelerini aldıktan sonra masaya karşılıklı oturmuşlardı. Jeongin kendi evindeki masanın desenlerini izlerken Hyunjin'de onu izliyordu.
"Birden sorunca belki garipsersin ama... Geçen gün parkta hayatıma birisi girdi demiştin. Kimdi o? Daha doğrusu nasıl girdi? Sadece merak ediyorum anlatmak zorunda değilsin."
Jeongin anlatıp anlatmama konusunda kararsız kalsada anlatmayı seçmişti. "Mingi hayatıma kısa sürelik girdi, Rawoon'un sınıfından birinin velisi. Bu sene içerisinde oldu zaten ama Rawoon'un haberi yok."
"Haberi yok mu?" Bu şaşkınlık sorusuydu.
"Hayır yok. Ciddi bir ilişki içine girmeyeceğimizi bildiğim için söylemedim."
"Nasıl başladı?" Hyunjin çekingendi.
"İlk dokuzuncu sınıflar olduğu için özel bir toplantı düzenlenmişti okulda. Orda tanıştık, numaramı falan aldı. Arkadaş olarak iyiydi ama onu sevmiyordum. O ise bana aşık olmuş, öyle söyledi ama ben bunu aşk olduğunu düşünmüyorum. Uzun bir süre bunu dile getirdi bende en sonunda belki onu sevebilirim diye başlamak istedim ama sevmeyeceğim gerçeğini de bir yerde kabullenmesi gerektiğini söyledim." Bunlar Jeongin için bir şey ifade etmiyordu.
"İlişkiniz nasıldı peki? Özür dilerim sanırım çok soru sordum."
"Önemli değil. İlişkimiz aslında gerçekten çok güzeldi. Her zaman bana hediyeler getiriyordu ve bunları içinden gelerek yapıyordu, mutlu olmamı sağlıyordu." Hyunjin'in yüzü asılmıştı.
"Üzüldün mü? Bunun için anlatmamıştım ki bunlar beni sadece o dönem mutlu eden şeylerdi, şu an hiçbir şey ifade etmiyor. Ki onu sevmediğim için ondan ayrıldım zaten."
"Yalan söylemeyeceğim üzüldüm. Ama buna karışma ya da laf söyleme gibi bir hakkım yok, bu yüzden susuyorum... İlişkiniz nasıl bitti?"
"İçimde çok eksik ve kötü hissediyordum. Sanki.... Bunu nasıl açıklayabilirim bilmiyorum. Bu yüzden tek bir mesajla bitmesini söyledim, o da zorlamak istemedi. Hâlâ arada nasıl olduğumu soran mesajlar atıyor. Sohbet ediyoruz ve bitiyor." Jeongin'in aklına Hyunjin geliyordu ve o dönemlerde iyi bir psikoloji içinde olmadığı için, Mingi'yi de sevmediği için ilişkisini bitirmişti.
"Anladım... Beni seviyorsun değil mi?" Hyunjin emin olmak istiyordu. Otuzlu yaşları geçmişti ancak hâlâ Jeongin'in önünde bebek olabilirdi. Bu soru bunu kanıtlar nitelikteydi.
"Nerden çıktı şimdi bu?"
"Ben seni çok seviyorum, seninde beni sevmeni istiyorum." Hyunjin sevildiğini biliyordu ama duymak istiyordu, kim istemezdi ki?
"Seviyorum." Bu kadar kolay affedebileceğini ve yıllar sonda gelen eşine böyle bir şey söyleyeceği aklının ucundan bile geçmezdi Jeongin'in. Ama onun dudaklarından dökülen her bir sözcük Hyunjin için büyük şeyler ifade ediyordu.
"O zaman seni öpmeme izin verir misin?" Jeongin evet demek istiyordu ve hayır demek istemiyordu. O zaman sorun neydi de konuşamıyordu?
Hyunjin alamadığı cevabı evet olarak algılayarak ayağa kalkmış ve Jeongin'in yanındaki sandalyeye oturmuştu.
Onun sandalyesini kendisine çevirirken tekrar sormuştu. "Eğer izin vermeyeceksen öpmeyeceğim."
"Öp." Jeongin'den gelen onay ile birlikte Hyunjin önündeki dudaklara kendi dudaklarını bastırmıştı.
O nazikçe öperken Jeongin'de bir elini Hyunjin'in yanağına çıkartmış ve dudaklarını hareket ettirmeye başlamıştı.
"Baba-" Rawoon mutfağın ışığının açık olduğunu görünce girmişti ve babası ile Hyunjin'in öpüştüğünü görmeyi kesinlikle beklemiyordu.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Love Untold || Hyunin
Fanfiction"Biz bu çocuğu birlikte büyütme hayalleri ile evlat edindik, ama sen gittin."