Yedi

1K 92 84
                                        


sen + ben = sevismek?!

sen + ben = sevismek?!

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.



Yok olmak istiyordun.
Cidden, tam şu saniye varlığının dünya üzerinden silinmesini daha önce hiç bu kadar fazla istememiştin. Bu durumlara düşmek için hayatında neyi yanlış yaptığını düşünüyordun. Annene gece dışarı çıkma konusunda yalan söylediğin için miydi ya da sarhoş olmama sözü verdikten sonra bayılana kadar içtiğin gün yüzünden miydi her şey? Eh, belki de tüm bunlar en başta Gojo Satoru ile yattığın için başına geliyordu. Kendine verdiğim sakin ve olaysız üniversite hayatı sözü o adamla seviştikten sonra bitmişti. Kendini bir süre kandırmaya çalışsan da üstüne Gojo Satoru'nun biricik, değerli arkadaşı Geto Suguru ile de birlikte olmuştun. Ah evet, sanırım bazı şeyleri hak etmiştin.

"Y/N?" seni daldığın boşluktan kurtarmak adına seslenen sarışın erkeğe baktın. Şekilli kaşları zarif bir merakla çatılmış, kısık altın sarısı gözleri yüzünde dolaşıyordu. Sessizliğini bozmadan onun porselene benzeyen kusursuz suratını inceledin. Bir erkeğe göre kesinlikle keskin yüz hatları vardı fakat çekiciliğine rağmen mosmor olmuş göz altları ona yorgun, bıkkın bir hava veriyordu. Kim bilir belki de gerçekten yorgundu.

"Hey?" sana bir kez daha seslendiğinde çabucak toparlandın ve gözlerine baktın. İçten içe buradan koşarak uzaklaşmak istesen de önemli olan sakin kalmak ve sanki neden bahsettiğini bilmiyormuş gibi davranmaktı. Lise zamanlarında çokça başvurduğun rol yeteneğinin paslanmamış olmasını umarak dudaklarına samimi bir gülümseme yerleştirdin.

"Evet, bendim." kendine güvenerek söyledin. Açıkçası bu özgüvenin nereden geldiğini sen kendin de çözememiştin fakat bunu bozmamaya karar verdin. "Ders çıkışı karşılaştık ve evim uzak olduğu için beni eve bırakmayı teklif etti." senaryonu yeterince inandırıcı bir tonda söylediğine emin olduktan sonra başını hafifçe omzuna doğru eğdin ve merakla Nanami'ye baktın. Şüpheli yüz ifadesi gitmişti fakat bu sefer de yüzünü hafifçe buruşturmuştu genç adam.

"O kadar samimi misiniz? Son zamanlarda arkadaş grubumuzda adının geçmediği sohbet neredeyse hiç yok." Nanami araba olayını fazla irdelemeden başka bir konuya yöneldiğinde istemsizce rahatlamıştın. Ufak rolüne inanmış gibi gözüküyordu.

"Samimilik değil de," mırıldandın. "Partide sohbetimiz olmuştu Geto-san ile." Evet, ve de seviştik. Ah, bir de Gojo ile seviştik! Aklına doluşan anılarla gözlerini kaçırdın fakat Nanami'nin söylediği ufak bir ayrıntı şimdi dikkatini çekmişti. Gözlerin yeniden genç adama dönerken merakla ona yaklaştın.

"Arkadaş grubunuzda neden adım geçiyor Nanami-san?" Nanami dudaklarını bıkkınca şişirdi ve çaresizce etrafına bakındı. Sen de tıpkı onun gibi etrafa baktığında iki çift gözle karşılaştın. Bunların kim olduğunu tahmin etmek zor olmasa gerek.

Gojo Satoru ve Geto Suguru.

İki erkek de birbirinden habersiz seni süzüyorlardı. Onların vahşi bakışlarını birkaç metre öteden bile bedeninde hissedebiliyordun. Demin onlarla yaşadığın her şey için pişmanken şimdi tüm anılarını yeniden yaşamayı çok istiyordun. Dalgın bakışlarını yakalan Geto, uzaktan sana göz kırptı ve dilini alt dudağının üzerinde gezdirdi. Sana hiç dokunmadan hatta hiç konuşmadan yarattığı ürpertiyle bacaklarını birbirine bastırmak zorunda kaldın.

AttentionHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin