Yorum yapmıyorsunuz. En azından bir 10 yorum da yapamaz mısınız? Çünkü 0 yorumu görmek harbiden üzüyor.
***
Kulaklığımı takıp başımı pencereye yasladım. Sabahtan beridir içimde ki huzursuzluk gitmek bilmiyordu. Anonimle de konuşmamıştık sabah. Nedense bana karşı mesafesi varmış gibi hissediyordum.
Ya da sadece benim hislerim bu yöndeydi.
Bahçeye bakarken toplanan kalabalık dikkatimi çekti. Ayağa kalkıp pencereyi açtım. Kulaklığımı çıkardım. Sesler şimdi çok netti. Kavga eden kişilerin kim olduğunu görmüyordum. Merakım artan sesler ve kalabalık yüzünden iyice artmıştı.
"Kes lan sesini." Bu ses çok tanıdıktı. Şimdi sınıftan çıkıp aşağı insem muhtemelen kalabalık çoktan dağılırdı. O yüzden olduğum yerde izlemeye devam ettim.
"Poyraz, Berk sakin olun abi." Poyraz mı? Berk mi? Kaşlarımı çatıp olayı anlamlandırmaya çalıştım. Neden kavga ediyorlardı? Poyraz iradeli biriydi. Okulda kavga edecek biri değildi.
Berk onu iyice sinirlendirmiş olmalıydı.
Kalabalık yüzünden sesleri duyamadım. Çok geçmeden müdür yardımcısı ve rehber hocası yanlarına gidip durumu toparlamıştı. Kalabalık dağılmış yalnızca Poyraz ve Berk müdür yardımcımızın yanında durmuştu.
Poyraz'ı dikkatle incelerken başını kaldırıp hissetmiş gibi olduğum yere baktı. Hafifçe gülümseyip el salladım. Afallamış ifadesini buradan bile netçe görüyordum. Yanında ki kişiler yüzünden cevap veremedi ama başını hafifçe eğdiğini gördüm.
Zil çaldığında yerime oturup dersin kitaplarını çıkardım. Sınıf tamamen dolduğunda hoca gelmeden önce Poyraz sınıfa girmişti. Bakışları direkt bana döndüğünde yanına giden Filiz'e her ne söylediyse Filiz'in de bakışları bana dönmüştü.
Bakışlarında ki ifade tamamen öfkeydi.
Sınıfa giren edebiyat hocası, "Oturun gençler," diyerek herkesin oturmasını söyledi. Poyraz ayakta dikildiğinden hoca dahil herkesin bakışlarının hedefinde olmuştu.
"Efe neden oturmuyorsun?" Edebiyatçı Bahar hocanın söylemiyle Poyraz elinde ki ceketini sıkıca tutarak oturduğum sıraya doğru yaklaştı. Düşündüğüm şeyin gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini beklerken çantasını sıranın kenarına asıp yanıma oturdu.
Kabul, bu çok şaşırtmıştı. Beklemiyordum kesinlikle.
"Günaydın," dedi kaşının kenarını kaşıyıp gülümserken.
"Günaydın," dedim onun gibi gülümseyerek. Dudağının kenarında ki minik yaraya bakışlarım takıldığından, "Ne zaman oldu?" diye sordum merakla.
Parmağını dudağının kenarına koyup, "Küçük bir şey," diyerek asıl sorumu yanıtsız bıraktı. Üstelemedim. Dersi anlatmaya başlayan Bahar hocaya dikkatimi vermek istedim ama gözüm sürekli ona kayıyordu.
Poyraz'da çok farklı bir şeyler vardı. Ona karşı normal düşünemiyordum. Çünkü aklımı kurcalıyordu.
Bahar hocadan ayrılan saniyelik bakışlarım çantasının içinden çıkardığı beyaz sweatshirte kaydığında kaşlarım çatıldı. Dikkatle sweate bakarken dudağımın içini dişledim.
Anonime verdiğimin aynısının Poyraz'da olması normaldi. Ama normal gelmiyordu işte.
Poyraz üzerinde ki bakışlarımı fark edince, "Noldu?" diye sordu tek gözünü kırpıp. Omuz silkip önüme döndüm. Kafam karışmıştı işte. Ve ben kafa karışıklığını sevmezdim. Nefret ediyordum resmen ya.
Bahar hoca dersi anlatırken ilk defa hiç konuşmadan, sadece susup not almıştım.
**
Koridordan çıkarken birden omzuma dokunan elin varlığı irkilmeme neden oldu. Arkamı döndüğümde bana gülümseyerek bakan Zeynep'i görünce rahat bir nefes aldım.
Gelen kişi Berk manyağı da olabilirdi sonuçta.
"Naber?" dedi merdivenlerden beraber inerken.
Boynumu kaşırken, "Yorgun, senden?" diye sordum.
"Enerjim yine dolu dizgin." Güldüm. Güldüğümü görünce Zeynep'te gülmüştü. Beraber okuldan çıktığımız da sohbet ediyorduk. Zeynep'in insana iyi gelen bir yanı vardı. Ona alışmıştım. Bu yıl hayatımda ki değişikliklerde onlarda vardı.
Hayatıma iki kişi girmişti ve hiç itirazım yoktu. İyi ki girmişlerdi.
Gülüşerek yolda yürüdüğümüz sırada telefonum çaldığından durmak zorunda kaldık. Sırtımı bir duvara yaslayıp aramayı yanıtladım. Arayan abimdi.
"Efendim abi?"
"İrem gelirken terziye uğrar mısın? Kıyafetlerimi bırakmıştım oraya."
"Alırım," dedikten sonra birkaç şey söyleyip beni güldürdükten sonra kapatmıştı.
Zeynep gergince telefonuna bakıyordu. Onda ki tersliği fark etmediğim için, "Bir sorun yok değil mi?" dedim kolunu tutup dikkatini çekmek için.
"Hayır yok." Kireç gibi olan yüzü hiç inandırıcı değildi. Ona inanmadığımı belli ederek baktım.
"İrem," dedi Zeynep bana sıkıca sarılıp. "Daha sonra konuşuruz olur mu? Okulda görüşürüz. Kendine dikkat et."
Hızlıca söylediği şeyler, bana sarılması anlayamadığım bir anda gerçekleşmişti. Panik yapacağı ne vardı bilmiyordum ama umarım hayatında her şey yolunda gidiyordur.
Abimin istediği gibi terziye geçip siparişlerini aldıktan sonra markete girdim. Marketten abur cubur ve bazı kozmetik ürünlerini alıp kasaya geldiğimde cüzdanımdan çıkardığım parayla ödemiş ve hemen geri çıkmıştım.
Evin önüne geldiğim vakit sol tarafta ki kırmızı gül buketi dikkatimi çekti. Etrafa bakındım. Kimse yoktu. Biri mi atmıştı acaba? Ellerimde ki poşetleri sıkıca tutarken eğilip güle baktım. Tam üzerinde bir not vardı.
Notun başında Güzeller güzelime... Yazısını gördüğümde yüzümde bir gülümseme oluştu.
Notu elime alıp okurken yüzümde ki sırıtış engellenemez bir hâle geldi.
Canım, göz bebeğim, bir tanem, her şeyim. Biliyorum sana bu gülleri yüz yüze vermem gerekirdi ama sadece kısa bir zaman daha bekleyeceğim. Seni seviyorum balım.
Ve hayır, herhangi bir özel günde değiliz. Çiçek kokan teninde her daim çiçekler bulunsun istedim.
Gün geçtikçe ona olan bağlılığım artıyordu ve ben hiçbir korku hissetmeden ona güveniyor, ona çekiliyor, kendimi ondan bir parça olarak görüyordum.
Zaman hızlı geçse ve ben ona bir an önce sarılsam keşke.
***
Yiaaa çocuklarımı yicemmm. Ay pardon kocamı ve karısınıı
Bölüm başında da belirttiğim gibi yorum da yapın lütfen. Ve eğer isterseniz sosyal medyadan tanıtımlar öneriler yaparak büyümemize yardımcı olabilirsiniz.💗
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Sinek Valesi | Texting
ChickLitİrem, ansızın telefonuna bilinmeyen numaradan düşen bildirimle tüm düzeninin değişeceğinden habersiz, o numaraya yanıt verir. 053*; Denemede birinci olmuşsun 053*; Bu kadar çalışmayla hukuk gelir mi? İrem; Köpek gibi çalışıyorum herhalde gelir İrem...
