Yorumlarınızı eksik etmeden okursanızzz çok çok mutlu olurummm.
YORUMM🥺🥺
***
Elimde ki pasta tabaklarını masamın üzerine koyup lavabodan Zeynep'in çıkmasını bekledim. Okuldan sonra direkt bize geçmiştik. Ona kendi kıyafetlerimden vermiştim giymesi için. Bu gece de benimle kalacaktı. Bize geldiğinden beri kaybolmayan çocuksu heyecanını görüyordum.
Odamdan çıkıp Zeynep'in rahatsız hissetmemesi için mutfak kapısında durdum. Annem evdeydi yalnızca. Babam ve abim yine yoklardı. İkiside farklı yerdelerdi.
Zeynep lavabodan solgun bir yüzle çıkınca panikle ona doğru ilerledim. Bu sırada sesim yüksek çıkmış olmalı ki annem de yanımıza gelmiş, Zeynep'in yüzünü gördüğü anda ona bitki çayı yapmak için mutfağa geçmişti.
Ellerini tutup odama geçirirken ellerinin titremesini fark ettim. Bu kızın neyi vardı Allah aşkına. Akşam yemeğini az yediği için miydi? Utandığı için mi yememişti yoksa?
Yatağımın üzerine oturtup odanın ısısını arttırdım. Annem bitki çayını verdikten sonra biraz durmuş ve geri içeri girmişti. Zeynep'in yüzüne bakarken, "Sorun ne güzelim?" diye sordum. Ona kendisini iyi hissettirmek istiyordum.
Gözlerinin dolduğunu gördüm. O böyle olunca ve ben hiçbir şey yapamayınca çok kötü hissediyordum. Elim kolum bağlıymış gibiydi sanki. Zeynep dolan gözlerini sildikten sonra, "Sadece midem bulandı ve üşütmüşüm," dedi. Gülümsedi kocaman. O güldü ama gözlerinin içi hâlâ için için ağlıyordu.
Onu zorlamak istemedim. Yatağa yatırıp boş kısma ben oturdum. Saçlarını okşarken, "Hadi anlat," dedi canlı bir sesle. Onun kötü bir hâlde bile bu şekilde olması hayranlık vericiydi.
Zeynep'in saçlarını okşarken, "Biri var," diye başladım söze. Zeynep'in minik çığlığını duyunca ise utandığımı hissettim. Anonimin varlığını düşünmek beni mutlu ediyordu. Çünkü ondan hoşlanıyordum. Görmediğim birinden hoşlanıyor olmak belki garip gelirdi ama öyle bir çekimine girmiştim ki onun, etkisinden çıkamıyordum hiçbir şekilde.
"Onun kim olduğunu bilmiyorum ama ondan feci halde hoşlanıyorum. Bizim okuldan biri. Sözü var karşıma çıkacak. Ama aklım çok karışıyor." Zeynep kafasını hafifçe kaldırıp, "Şüphelerin mi var?" diye sordu.
Başımı sallayarak onayladım. "Poyraz'ı tanıyorsundur," dediğimde başını salladı. "Onunla ilgili aklımı kurcalayan bir şeyler var. Anonime verdiğim sweatshirtin aynısını onun elinde gördüm geçen gün. Küçük bir resim çizmiştim ve o resmin Poyraz'ın giydiği sweatshirtin üzerinde olması tesadüf mü sence?"
En büyük şüphem buydu işte. Okuldan çıkarken Poyraz'ın giydiği beyaz sweatshirte kayan bakışlarım o minik resme kaydığında büyük bir şok yaşamıştım.
Anonimin Poyraz olma ihtimalini düşünmekten kafayı yemek üzereydim.
"İrem," dedi Zeynep değişik bir sesle. Duyacağım şeyden korkarak, "Hım?" dedim.
"Senin dediklerini düşünürsek anonim Poyraz olmuş oluyor."
Bakışlarımı hızlıca ondan kaçırıp, ellerime baktım. Bu olamazdı. Yani olmaması gerekiyordu. Poyraz benim çocukluktan beri arkadaşımdı.
Çocukluktan beri.
Gözlerimi irice açıp telefonumu elime aldığım anda hızlıca anonimle olan mesajlarda üste çıktım. En sonunda yazdığı mesajı bulduğumda bir şeylerin tamamen yerine oturuyor olmasının verdiği o değişik hissiyatla peş peşe yutkundum. Defalarca. Çünkü anlamıyordum.
Poyraz ve ben... Ne alakaydı ki?
Bana birçok kez çocukluğumuzu anlatmıştı ama ben hiçbir şey hatırlamadığım için, anımsadığım anıları kiminle yaşadığımı bilmiyordum. Bir anım vardı, hiç unutmadığım. Her daim beni mutlu eden.
O anının içinde düşmüştüm. Avuç içlerim parçalandığı için ağlıyordum. Karşımda bir çocuk vardı, avuç içlerime üfleyen, yaşları silen, bana en sevdiğim masalı anlatan.
O çocuk Poyraz'dı. Bunu şu an hatırlamış olmak haksızlık mıydı?
"Ne yapacağım?" diye sesli düşündüm dalgınca. Zeynep kollarını karnıma sarmıştı. Ellerimi saçlarımın arasına daldırıp, "Ne yapacağım?" diye yeniledim sorumu.
"İrem aklıma bir fikir geldi?"
Beklenti içinde Zeynep'in yüzüne baktım. Ne söyleyecekti? Umarım bir çözüm yolu bulurdu çünkü benim beynim çalışmayacak durumdaydı. Hiçbir şeyi algılayamıyordum.
Saçlarını kulağının arkasına sıkıştırıp, "Poyraz'a hem her şeyi biliyormuş gibi, hem de hiçbir şey bilmiyormuş gibi davranacaksın," dedi sırıtarak.
Anlamadığım için, "Nasıl yani?" diye sordum.
"Bak şimdi. Poyraz'a karşı hem çok yakın davranacaksın. Hem de uzak. Hareketlerini sorgulamaya başlayacak bir noktadan sonra. İşte o zaman ikiniz içinde her şey daha iyi olur." Mantıklı geldiğinden fikri sesimi çıkarmadım. Zeynep'in yüzüne bakarken telefonuma düşen bildirimler yüzünden dikkatimi ondan uzaklaştırıp ekrandan baktım.
Sinek Valesi mesaj atmıştı.
Sinek valesi; Kokina çiçeğinin adının Tavşanmemesi olduğunu öğrendim
Sinek valesi; Güzeller güzelime çiçek alayım dedim olana bak
Sinek valesi; Neyse hem sen papatya seviyorsun zaten
Sinek valesi; Papatya alırım güzelime
İrem; Papatyayı çok severim
İrem; Çocukken hiç senle papatya topladık mı?
Sinek valesi çevrimiçi.
Sinek valesi yazıyor...
İrem; Bazen bir şeyleri hatırlar gibi oluyorum çocukluğuma dair
İrem; Biri var
İrem; Onunla hep toplamışız papatya
Sinek valesi; Bilmem
İrem; Senle de topladık mı?
Sinek valesi; Topladık
Sinek valesi; Sana papatyalardan taç yapmıştım hatta
İrem; Papatyalardan tacım olduğunu biliyorum ama kimin yaptığını bilmiyorum
Sinek valesi; Boş ver
Sinek valesi; Ben sana yaparım
İrem; Senin elinden olan bir tacı takmak isterim
Sinek valesi; Sana en çok ne yakışır biliyor musun?
İrem; Ne yakışır?
Sinek valesi; Bir ben bir de papatyalar
İrem çevrimiçi.
***
Ben de en çok kumral (abimin arkadaşı) polis'e yakışırımmm bzkswowhusadvzhs
Geç geldik çünkü malum sınavlarım var güzellerimm. Tamamen bitsinler sık sık buluşacağızz🤍
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Sinek Valesi | Texting
Chick-Litİrem, ansızın telefonuna bilinmeyen numaradan düşen bildirimle tüm düzeninin değişeceğinden habersiz, o numaraya yanıt verir. 053*; Denemede birinci olmuşsun 053*; Bu kadar çalışmayla hukuk gelir mi? İrem; Köpek gibi çalışıyorum herhalde gelir İrem...
