Yorum da yapacak mısınız bakalımmmm?
***
Yazar Anlatımı.
Zeynep evden çıkarken gözyaşlarını tutmak için epey bir çaba sarf etmiş olsa da dayanamayıp, ağlamıştı.
Bu evden ve babasından kurtulacağını günü bekliyordu yalnızca.
Okula her zaman gittiği yoldan gitmek yerine arka sokaktan gitmeye karar verdi. Dar sokaklardan, evlerin arasından geçerken başı döner gibi oldu. En son dün okuldan gelince yemek yemişti. Saatlerdir açtı ve yanında parası yoktu.
Zeynep yorgunlukla nefesini verdi.
Ağır ve güçsüz adımlarını bir an kimse görmüyor mu, diye düşündü. Zeynep insanların her zaman yürüyüşlerine bakardı. Çünkü bir insanın güçlü veya zayıf olduğu, attığı adımdan belli olur, demişti babaannesi.
Babaannesini o kadar çok özlüyordu ki, aklına dolan hatıralar yüzünden olduğu yere çöküp ağlayacağını sandı bir an.
Zeynep açlık ve yorgunluktan dönen başı yüzünden duvara tutundu fakat tam o an arkadan beline sarılan güçlü kollar onu gövdesine çekti. Sesini çıkaramayacak kadar kötüydü.
"Düşüyordun." Zeynep arkasında duran kişiyi sesinden tanıdı. Gökhan içinde ki endişe kırıntılarını yok etmek için hep yaptığını yaparak Zeynep'e sataşmak istemişti ama Zeynep'in tükenmiş bir hâlde ki, yorgun ifadesi o kırıntıları azaltmak yerine daha da arttırdı.
Zeynep onu rencide eden çocuğun yüzüne bakarken ağzını açıp tek kelime bile edemedi. Konuşmaya gücü olsa bağırıp çağırmak yerine teşekkür bile ederdi ama yoktu işte.
Yorgundu. Hem de hiç olmadığı kadar.
Gökhan Zeynep'in sırtını duvara yaslayıp yüzüne baktı. Üç gündür pişmanlıktan kafayı yeme raddesine geliyordu. Nasıl ona o sözleri söylemişti. Onun kalbini kırdığını gözlerinden anlamıştı. Eşeklik etmişti. Bazen ayarı kaçıyordu ve nedense bu ayarı her zaman Zeynep'e karşı kaçırır olmuştu.
Zeynep acıyan ve sızlayan gözlerini ovuşturarak, "Teşekkür ederim," dedi mırıltıyla. Gökhan duymak için dibine kadar girmişti ve bu sayede saçlarından yayılan çiçek kokusunu solumuştu.
Gökhan saklayamadığı endişesi ve ilgisiyle, "Niye bu kadar bitkinsin?" diye sordu Zeynep'in çenesinden tutup yüzüne bakarken.
Zeynep bir çocuk gibi ağlamak istemiyordu ama zordu. Gökhan'a karşı öfkesi de yoktu kırgınlığı da. Sadece yorgundu. Ve dinlenmeye çok fazla ihtiyacı vardı.
Zeynep hisleri doğrultusunda yapmaması gereken şeyi yapıp başını yavaşça Gökhan'ın göğsüne yasladı. Sadece biraz dinlenmesi lazımdı. Sonra bu çocuğun ona söyleyeceği her sözü işitmeye razıydı.
Gökhan kaskatı bir şekilde başını göğsüne yaslayan kıza bakarken Zeynep onu daha da zora sokacak sözleri söyledi.
"Bitkin değil sadece çok fazla yorgunum."
**
İrem.
Sabah kalktığımda evin içinde ki sessizlik gülümsetmişti. Teyzemler şükürler olsun ki günler sonra gitmişlerdi. Yataktan çıkıp banyoya girerken abimin odasının açık olması dikkatimi çekti.
Yavaşça kapıyı açıp baktığımda annemin Alara'nın resmine bakarak ağladığını görünce bir an için berbat hissettim. Annem Alara'yı kızı gibi severdi.
"Anne," dedim yavaşça ona yaklaşıp. Abim ve babam erken çıkmışlardı demek ki. Annemin sessiz iç çekişlerini dinlerken çenemi başının üzerine koyup sessizce annemin sessizliğine ortak oldum.
"Bugün doğum günüydü." Gözlerimi yumup, yutkundum. Bugün Alara eğer hayatta olsaydı yirmi birinci yaş gününü kutluyor olacaktı. Abimin erken çıkma nedenini şimdi çok daha iyi anladım.
"O eğer yaşasaydı çok güzel ve iyi kalpli olurdu yine. Abin gibi tıp okurdu. Hiç susmadan konuşup neşelendirirdi herkesi. Ama bak şimdi, yok! Onu da, eskileri de çok özlüyorum." Annemin ağlamasından her zaman nefret ederdim ama şimdi, dolan gözlerimi saklamak için tavana bakmak zorundaydım.
Bu durumda ağlamamak çok zordu.
Annemden ayrılık lavaboya geçtiğimde sessizce ağladım. Alara'yı çok severdim çünkü bana hem bir abla, hem de güzel bir öğretici olmuştu. Onun gidişi bizi çok üzmüştü çünkü Alara kimsesiz bir çocuktu.
Abimin hayatına kimseyi almıyor oluşu Alara'yı sevdiğinden değildi. Alara'nın sevgisine hiçbir zaman karşılık veremediği için, o sevgiyi hak etmediğini düşünüyor olduğundan kendisini bu şekilde cezalandırıyordu.
Alara hayatta olsaydı abim sırf mutlu olsun diye, kendi mutsuzluğuna bile göz yumardı.
Elimi yüzümü yıkayıp çıktığımda şişmiş gözaltlarım sinirimi bozmuştu. Su değse bile direkt şişiyorlardı resmen.
Okul formamı dolaptan çıkarıp giyerken hem yavaş hem de durgundum. Saçlarımı at kuyruğu yapıp, çıkan yerlere tel toka taktım. Ceketimi ve montumu üzerime geçirip, göz altlarıma kapatıcı, dudaklarıma da lipbalm sürdüm.
Evden hiçbir şey yemeden çıkmıştım ve annem dalgınlığından farkında bile olmamıştı. Yol üstünde pastaneye geçip hem kendime hem de Zeynep'e poğaça aldım. Zeynep'in durgunluğunun farkındaydım. Onda ters giden bir şeyler vardı ve ben bunu öğrenecektim.
Hiçbir şey yemiyor oluşu da gözümden kaçmamıştı.
Okula girmeden önce Poyraz'ı aradım ama hiçbir şekilde aramalarıma yanıt vermiyordu. Mesajlarım da tek tik görünüyordu. Onun için çok fazla endişeleniyordum.
Okula girip, kantinden çay aldıktan sonra sınıfa çıktım. Zeynep de henüz okula gelmemişti. Başımı pencereye çevirip okul bahçesine bakınırken yanımda hissettiğim hareketlilik ile bakışlarımı çevirip şaşkınlığımı belli etmemeye dikkat ederek Nilay'a baktım.
"Günaydın," derken yüzünde sıcak bir gülümseme vardı. Nilay Can'la sevgili olduklarından dolayı sık sık bu sınıfa gelirdi. Birbirimizi tanıyor olsak da ilk kez konuşuyorduk.
"Günaydın sana da."
"Can'a bakmaya geldim ama henüz gelmemiş. Gönlünü almak için mesaj atıp aradım ama onlara da cevap vermedi. Beni bu kadar sinir etmenin bedelini ödeteceğim ona." Nilay'ın öfkeyle karışık söylediği sözlerden dikkatimi çeken kısım aramalarına yanıt vermiyor oluşuydu.
"Nilay," dedim yerimde rahatsızca kıpırdanıp. Tek gözünü kırpıp söyleyeceğim şeyi bekledi.
"Ben de Poyraz'a ulaşamıyorum sabahtan beri. Poyraz beni asla merakta bırakmazdı normalde." Nilay'ın ifadesi yavaşça dağılıp yerini endişeye bıraktığında telefonunu çıkarmış bilmediğim bir numarayı aramıştı.
"Kim o?" diye sorduğumda bana Poyraz'ın annesi demişti.
Nesrin abla.
Nilay dudağının içini dişlerken bana olumsuzca baktı. Omuzlarım düştüğünde ağlamamak için kendimi sıkıp, "Gelirler birazdan ya," diye aklımdan ve kalbimden geçeni sesli dile getirdim. Tek isteğim Poyraz'ın iyi olduğunu öğrenmekti.
Tam o sırada sınıf kapısından koşarak giren Zeynep ve söylediği sözler düşüncelerimi üzerine cam gibi düşük tuzla buz olmuşlardı.
"Poyraz ve Can kaza yapmışlar. Poyraz'ın çok acil kana ihtiyacı varmış."
***
Rahatlık batıyor diyerekten böyle bir şeyler yazdım. Merak etmeyin ölmicek Poyraz'ımmm🥺🥺
Geç saatte bölümü dayanamayıp atıyorum. Hadi iyi gecelerrrr💕
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Sinek Valesi | Texting
ChickLitİrem, ansızın telefonuna bilinmeyen numaradan düşen bildirimle tüm düzeninin değişeceğinden habersiz, o numaraya yanıt verir. 053*; Denemede birinci olmuşsun 053*; Bu kadar çalışmayla hukuk gelir mi? İrem; Köpek gibi çalışıyorum herhalde gelir İrem...
