2.2

30.5K 1.8K 405
                                        

Okurken bazı yerlerde en azından o an hislerinizi veya düşüncelerinizi yazamaz mısınız ballarımm? Lütfen yorum da yapın

***
Son ders zili de çaldığında eşyalarımı çantama koyup, çantamı sırtıma astım. Poyraz'ın elinde tuttuğu montumu alırken, "Teşekkür ederim," diyerek gülümsedim.

Sınıftan herkes çıkarken biz yan yana, kollarımız birbirine değerek çıktık sınıftan. Merdivenler oldukça kalabalık olduğundan normalde bu durumdan dert yanardım ama şimdi Poyraz'la bir saniye bile fazla vakit geçirmek için tüm herkesi bu merdivenlerden inmesi için ikna edebilirdim.

Zorla inmemek için koridorun sonunda ki, merdivenlerin hemen karşısında ki pencerenin önünde durduk. Ben sırtımı duvara yaslamışken, o hemen önümde durmuş, başını eğerek yüzüme bakıyordu.

"Akşam ne yapacaksın?" diye sorarken ilgisiz görünmeye çalışsam da bunu oldukça merak ediyordum.

Dudaklarını büzdüğünde bakışlarım dudaklarına kaydı. İçten içe kendime saydırıp, gözlerine bakındım. Salak gibi dudaklarına bakıp, değişik şeyler düşünecek değildim. Bu tarz meraklar içine giren biri de olmamıştım ama Poyraz'ı öpmek isterdim. Yanağından hafifçe bile olsa öpmek en büyük isteklerimden biriydi.

"Sahaya giderim," diyerek omuz silkti.

Başımı sallayıp sustum. Parmakları bileğime dolanıp beni çekiştirdiğinde itiraz etmeden uydum ona. Merdivenlerden inerken aklıma aniden gelen fikirle, "Poyraz," diye seslendim. Sesim heyecanlı çıkmıştı.

Kafasını saniyelik çevirip yüzüme baktı ve göz kırptı. Yetkili kurumları arayıp şikayet etmeliyim. O nasıl bir göz kırpmaktı?

"Akşam hangi sahaya gideceksin?"

"Sizin mahallede olana." Sevinçle sırıtıp tek kolumu arkadan boynuna sardım. Poyraz'ın nefes almadığını fark etmiş olsamda geç kalmıştım. "Süper o zaman akşam antrenmanı tek yapmayacaksın."

"İrem..." diyerek sustu. Okuldan çıkana kadar elini bileğimden çekmedi. Aslında bileğimi tutmak yerine elimi de tutabilirdi ama belli ki bu adımı benden bekliyordu. Benim istemeyeceğimi düşünüyor olabilirdi.

Kalabalık az da olsa dağılmıştı ama hala çıkanlar oldukça fazlaydı. Güneşten dolayı gözlerimi kısarak yanlış duymadığıma emin olduğum seslerin geldiği yöne döndüm.

Bir erkek ve kızın tartışma seslerini duyan tek ben değildim demek ki. "Poyraz duyuyor musun?" diye sorduğumda Poyraz başını salladı. Hızlı adımlarla okulun arkasına geçtiğimizde seslerin kaynağı olan kişiler oldukça şaşırmama neden oldu.

Zeynep ve Gökhan'ın burada ne alakası olabilirdi ki?

"Seni ilgilendirmez diyorum neden anlamıyorsun beni?" Zeynep bağırarak karşısında ki çocuğu daha fazla sinir ediyordu.

Gökhan'ın sinirden boynunda ki damar atıyordu. İki eliyle sertçe yüzünü sıvazlayıp, "Aptal mısın kızım sen?" diye bağırdı Zeynep'e. Kaşlarımı çattım yaptığına.

"Evet aptalım. Sana ne ya bundan. Seni ne ilgilendiriyor?" Zeynep'in sözleri karşısında ki çocuğu sadece güldürmüştü.

Gökhan yüzünü tekrardan sıvazlayarak gülüşünü dindirdi. Zeynep'in dirseğinden tuttuğunda öne doğru bir adım atacaktım ama Poyraz beni durdurdu.

"Zarar vermez ona," derken gözleri oldukça güven vericiydi. Dediğini yaparak kendimi geride tuttum.

"Bana bak lan," dediğinde Zeynep'in ifadesini görmüyordum ve bu beni deli gibi meraklandırıyordu. "Sürekli salaklık edip kendini tehlikeye atarken sana ne olacağını hiç düşünmüyor musun? Zarar görüp görmeyeceğini nasıl umursamazsın kızım sen? Ya benim aklım almıyor. Sen kendini neden umursamıyorsun?"

Sinek Valesi | Texting Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin