Yıldızlar

23 3 0
                                        

Keyifli okumalar...

"Ondan bunun öcünü kesinlikle alacağım!" Dakikalardır bu iğrenç yeri öğürtüler içerisinde temizliyorum. Koskoca gezegende başka bir tane temizleyecek insan kalmadı mı?

Son olarak bir kova suyun tamamını döktüktüm ve temiz olan kovadaki su ile elimi yıkayıp banyodan çıktım. Bu lanet yerde çeşme bile yoktu! Temizlemek için Damon'ı su almaya göndermek zorunda kalmıştım. En azından koşmayı seven birisi ki hızlı bir şekilde gidip gelmişti.

Salona geçip kendimi sedire bıraktım. O iğrenç şeyi bir daha görmek nasip olmasın bana!

"Bittiyse artık gidebilir miyiz?" Mutfakta sandalyeye oturmuş kurabiye yiyen kişiye ters ters baktım. Onun yüzünden burayı temizlemek zorunda kalmışken bu rahatlığı beni deli ediyordu.

"Sen nereye acaba?" Elindeki kurabiyenin tamamını ağzına attı ve masadaki sudan birkaç yudum aldı. Önündeki tabaktan bir tane daha kurabiye alırken beni yanıtladı. "Satış alanına gidiyormuşsunuz. Benimde birkaç işim vardı. "

"Seni davet eden kim?" Eli ile kapıyı işaret edince oraya döndüm. Elinde birkaç kağıt poşet ile buraya doğru gelen Damon'ı görünce çıldırmak üzereydim. Neden bana sormadan bu cadıya gideceğimizi söylemişti?

"Evet, Damon. Bir açıklama bekliyorum." Gözümle arkamdaki tıkınan kızı işaret ettim. İşaret ettiğim yere baktığında elindeki poşetleri gösterdi.

"Nereye gideceğimizi söylersem karşılığında bana bu poğaçalardan daha fazla vereceğini söyledi. Bende sorun olacağını düşünmedim. Ne de olsa benim iyileşmem için sana yardımcı oldu değil mi?" Her zamanki gibi bir yemek için yapacağını yapmıştı. Bu kız çok sinsi bir şey.

Oturduğum yerden kalktım ve kapıya ilerledim. "Şimdilik bu konuyu es geçeceğim. Bırak onlarıda artık gidelim." Başını sallayıp elindekileri masaya bırakıp yanıma geldi. Tam kapıdan çıkıyordum ki Elay'ın da ayaklandığını görünce çıldırmak üzereydim.

"Sen gelmiyorsun!"

"Neden ya bende gelmek istiyorum!" Bu kız neden böyleydi?

"Senin uğraşacak bir işin yok mu? Ailenin, arkadaşının yanına falan gitsene!" Gözlerini kaçırması ile yutkunmuştum.

"Arkadaşım şuan bir gezide. Bir ailem ise yok. Ben henüz küçük yaşlardayken ölmüşler." Sonlara doğru sesi kısık çıkmıştı. Hiç söylemem gereken bir şey söylemiştim. Tam bir aptalım!

"Bunun için üzgünüm." Başka bir şey demeden barakadan çıkmıştım. Kendimde aile konusunda hassas bir konumdayken başkalarının da benzer durumlarda olabileceğini düşünmeden konuşmam büyük bir hata.

Barakanın önünde durdum ve Damon'ı beklemeye başladım. Birkaç saniye içinde Elay ile birlikte kapıdan çıkarak yanıma gelmişlerdi. Gözlerimi yerden ayırmadan ilerlemeye başladım. Onlarda arkamdan geliyorlardı.

"Hadi kim daha hızlı diye yarışalım! Ne dersiniz?" Önüme geçmiş fikir soran Damon'a baktığımda yüzünde koşmak için ne kadar hevesli olduğunu belli eden bir ifade hakimdi.

"Evet! Kazanan kişi barakadaki bütün poğaçların sahibidir." Elay'da hemen Damon'ın tarafına geçtiğinde iki bir oy üstünlüğüne sahiplerdi.

"Hadi, Ares. Yoksa kaybedeceğinden mi korkuyorsun?" Elay yine eski neşeli haline dönmüştü.

"Ben ve kaybetmek mi? Sadece yorgunum yoksa
koşardım," diyerek omuz silktim.

"Yani şuan kazanamayacağını söylüyorsun?"

"Hayır!"

"O zaman geride kalacağından korkuyorsun." Sende mi Damon?

METAMORPHOSİS Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin