5

8.1K 46 23
                                        




''Fakat efendim burada profesörün kendi ahlaki ikileminden bahsetmiyoruz. Üzerinde durmamız gereken toplumsal bir yük ve bunu kişiselleştirmek hiç mantıklı de mantıklı değil.''

Bay Champbell başını iki yana salladı.''Burada hangi ahlaki değerlerden bahsediyoruz?''

Sınıfta bir sessizlik oldu ve arkadaki çocuk söz aldı.

''Onur ve gurur..ve aşk.''

''Hayır bunun aşkla bir ilgisi yok. O adam pedofilinin teki ve bu yaptığını sırf profesör olduğu için normalleştirmiyor.''dedi Jordan.

''Bakın..Jordan haklı, burada tam anlamıyla bir aşktan bahsetmiyoruz. Kitabın alt metninde bir motivasyon yani bir amaç var ve 'Utanç' bize profesörün yaptığı eylemin sonucunun sorumluluğunu her halükarda aldığını gösteriyor.'' Bay Champbell ellerini ceplerine atarak yürümeye devam etti.''O bir profesördü ve hakkındaki suçlamaları okumayı bile reddetti..Basit bir avukat tutabilirdi, haklarını koruyabilirdi ya da bunun için bir savunma yapabilirdi. Ancak bunu yapmadı. O halde gururlu biri miydi ? Belki de..Buna ne diyorsunuz ?''

''Bu onu dışardaki hangi katilden ya da hangi suçludan farklı kılabilir ? O reşit olmayan bir kızla birlikte oldu ve bunun etik hiçbir tarafı olamaz !''diye bir ses yükseldi.

Bu sözler üzerine Bay Champbell'le göz göze geldik. Hemen bakışlarımı diğer tarafa çevirdim. Lanet olsun, bunları duymak beni son derece rahatsız etmişti. Bay Champbell'in de kitaptaki gibi sapık biri olup olmadığını düşünerek irkildim. Ancak bu yaşananların tamamen onun suçu olduğunu kabul etmek haksızlıktı. Başından beri onunla yatmak isteyen bendim ve ilk adımı da ben atmamış mıydım? Yani, evet reşit değildim ama..Kaygı içinde elimdeki kalemi sıktım.

''Bayan Montgomery?''

''E-efendim?''

''Bu konuda sen ne düşünüyorsun ?''dedi Bay Champbell gözlerimin içine bakarak.

''Ben..Ş-şey..Ben de size katılıyorum.''

''Hangi konuda bize katılıyorsun ?''

''B-ben..''diye kekeledim.

Yanıma kadar gelip o delici bakışlarıyla beni yukarıdan aşağıya süzdü. "Dersi dinlediğinden emin misin?" diye sordu. Gözleri önümdeki deftere karaladığım şekillere kayınca hiç tereddüt etmeden hükmünü verdi: "Cezalısın."

"Ben mi?" dedim şaşkınlıkla. "Ama efendim, ders boyunca sadece sizi dinledim!"

"Cezalısın." diye tekrarladı, sesindeki ton tartışmaya kapalıydı. "Dersten sonra odama uğrayıp ödev kağıdını al lütfen."

Öfkeyle karışık bir utanç dalgası dalga dalga içime yayılırken yanaklarımın alev alev yandığını hissedebiliyordum. Bu da neydi şimdi! Ders bitene kadar sabırsızlıkla alt dudağımı ısırdım. Nihayet zil çaldığında hırsla Luna'ya döndüm.

"Tanrım! Bana ceza verdiğine inanamıyorum. Bugün babamın yanına uğrayacaktım." 

Luna "biliyorum" dercesine başını salladı ve sınıftan çıkmakta olan Bay Campbell'ın arkasından orta parmağını kaldırdı. "Sana söylemiştim..Tam bir çatlak."

"Pekala, cezadan sonra buluşup bir şeyler yiyoruz, değil mi?" diye sordum modumu düşürmemeye çalışarak.

"Olur!" diyerek gülümsedi. "Çıkınca beni ara. Eğer annem dükkanda yalnız değilse kaçıp bir şeyler yemeye gideriz."

ÜVEY KARDEŞBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin