♣️İÇİMİZDEN BİRİ♣️
Kıvılcım yüzüne vuran güneş ışığı ile gözlerini araladı. Teninde hissettiği sıcaklık, burnuna gelen o tanıdık kokuyla yüzüne kocaman bir gülümseme yerleştirdi. Başını yukarı kaldırınca Ömer'le göz göze geldi
"Günaydın"
"Günaydın uykucu" deyip Kıvılcım'ın dudaklarına küçük bir buse bıraktı. "Seninle uyanmayı çok özlemişim."
"Saat kaç?"
"13:24"
"Gerçekten mi uzun süredir bu saatte kalktığımı hatırlamıyorum gerçi uyuduğumuzda güneş doğuyordu" dedi gülümseyerek
"Daha bırakmazdım da..."
"Ömeeer" dedi göğsüne hafifçe vurarak ardından gözü sarılı koluna takıldı
"Kolun nasıl, acıyor mu?"
Kıvılcım parmaklarını bandajın üzerinde gezdirdi
"Hayır acımıyor dün şifalı eller tarafından sarıldı."
"Öyle mii Ömer Bey"
"Öyle tabii sen gelsene şöyle" deyip Kıvılcım'ı kucağına çekti ve dudaklarını birleştirdi. Usul usul öpüştüler. Kıvılcım geri çekilip Ömer'in gözlerine baktı.
"Çok garip"
"Neymiş garip olan"
"Sanki hiç ayrılmamışız gibi hissettim, her zamanki sabah ki uyanmalarımızı yaşıyoruz gibi..." Ömer elini Kıvılcım'ın saçlarına götürüp okşadı.
"O zaman bizde öyle sayalım Kıvılcım. Bir buçuk yıl öncesinde ki bir sabaha uyanmışız gibi yapalım."
"O kadar şey yaşadıktan sonra hiçbir şey olmamış gibi devam edebilir miyiz Ömer. Şu halimize bak... Birbirimizi bu kadar kırmışken hiçbir şey yaşanmamış gibi yapamayız" Kıvılcım iç çekerek Ömer'in kollarından ayrıldı bedenine örtüyü sarıp yataktan kalktı. Banyoya geçince kapıyı kapattı sırtını kapıya yaslayıp
"Offf yapamıyorum... Yapamıyorum ona kızgınlığım geçmiyor... Ah Ömer o zaman biraz çaba gösterseydin evliliğimiz için şimdi bu halde olmayacaktık zaten" dedi kendi kendine ve suyun altına attı kendini. Banyoda uzun uzun düşündü nasıl davranacağını ne yapacağını düşündü...
Ömer Kıvılcım'ın gitmesiyle aklına Adem'le konuşması geldi
"O zaman onu dinlemeseydim şimdi bu halde olmayacaktık" der sonra bu sefer nolursa olsun bırakmayacam diye düşünür. Kıvılcım banyodan çıktıktan sonra soğuk davransa bile vazgeçmeyecekti.
Kıvılcım elindeki havluyla saçlarında ki ıslaklığı alarak banyodan çıktı. Ömer'i sandalyenin üzerinde olan cekete bakarken bulunca
"Dağ evinde unutmuşsun" Ömer Kıvılcım'ın sesiyle arkasını döner "sana verecektim bende unutmuşum" dedi. Kıvılcım'ın soğuk davranmadığını görünce rahatlamıştı
"Geceleri beni hayal ederek cekete sarıldın değil mi hadi itiraf et"
Kıvılcım sinirle gözlerini devirdi ve elinde ki havluyu Ömer'e fırlattı.
"Haha çok komiksin" dedi alayla ve eline telefonunu aldı babası çoğu kez aramış ve mesaj atmıştı. Sıkıntıyla nefes verdi. Ömer'in kollarını belinde hissedince gülümseyip arkasına yaslandı.
"Noldu neyin var?"
"Ömer ben çok yoruldum"
"Biliyorum canım biliyorum" boynuna öpücük bırakıp "az kaldı hayatım"
