"biraz durgunsun sanki, n'oldu birden bire? yoksa seokjin mi bir şey yaptı? bak eğer öyle bi' şey olduysa onu mahvederim, gerçekten. tüm işleri ona kit-
"hiçbir şey olduğu yok hobi, gerçekten. kafam bir şeye takıldı sadece o kadar."
her ne kadar söylediğim şeye pek inanmış gibi durmasa da daha fazla üstelememişti.
başını sallamış ve tekrar televizyon izlemeye devam etmişti. ben ise iç geçirmiş ve kafamda dönüp duran şeyi düşünmeye devam etmiştim.
tabakları yere düşürdüğüm günün üstünden üç gün geçmişti ama hâlâ tedirgindim. sadece içime bi' kurt düşmüştü aslında ama boşuna panik yapmıştım, eminim.
"yani aslında bir şey var ama-
"al işte biliyordum, o seokjin bir şey yaptı kesin değil mi, niye saklıyorsun benden? ona bi' şey yapmam korkma. sadece az hasarlı bir şekilde acile gitmesini sağlarım zaten bu konuda tecrübeliyim ben ama istersen-
eğer izin verirsem hobi'nin asla susmayacağını fark ettim.
hoseok onu durdurmamdan sonra televizyonu kapatmış ve ağzına hayali bir fermuar çekip karşıma oturmuştu, meraklı gözlerini üzerime dikmişti.
"çok da anlatacak bir şey yok aslındasadece... ben ve seokjin kızgınlıklarımızıbirlikte geçirdik biliyorsun."
beni tekrar sinirlendirmemek için ağzını açmadı ve sadece kafasını sallayarak onayladı, ben de hemen lafıma devam ettim
"işte biz o kadar zaman sonra şeyyapıncaşeyi unuttuk."
hoseok'un sessiz kalabilme süresi ne yazık ki sona ermişti.
"ne saçmalıyorsun bee, şey şöyle şey böyle. ne anlamamlazım benim bundan?"
tek seferde söylersem hemen kurtulurum diye düşünerek derin bir nefes aldım.
"bizseokjinilehiçkorunmadıkosürede."
hoseok suratıma o kadar boş bakıyordu ki gülmeden duramadım.
"ne gülüyorsun sen salak mısın ya? niye normal söylemiyorsun, nasıl anlayabilirim ben böyle söylersen? biz bilmem ne neNE!"
anlaşılan o ki hoseok'un algılaması biraz geç sürmüştü. o şoka uğramışken ben de gülümseyerek ona bakıyordum, alacağım hasarı en aza indirebilmek için.
"kim namjoon! sen kafayı mı yedin?! sen beni çıldırtmak mı istiyo'sun ha?! daha yoongi'yle bile kavuşmadan kalpten götürecek misin sen beni, ne demek korunmadık ya hastalıkkaparsan o alfadan!?"
hâlâ sadece hastalığa takılmasına dayanamayıp gülmüştüm.
"hiii! aman tanrım! ya hamile kalırsan namjoon? gidip o seokjin denen ırz düşmanını öldürmem artık farz oldu. bak senin için hapis yatmayı bile göze alıyorum. yoongi ile gelir beni ziyaret edersiniz artık n'apalım, kaderde parmaklıklar ardındanaşk yaşamak da varmış."
o kadar çok gülüyordum ki artık karnım ağrıyordu. "hobi sus artık lütfen, nefesalamıyorum." işin komik kısmıysa bunları söylerken gayet ciddi olmasıydı.
"sen gülgültabii içeri atılacak olanbenim."
"sus gerizekalı ne içerisi. bak şimdi sen git eczaneden bir test getir de bakalım."
dünyanın en saçma şeyini söylemişim gibi yüzüme baktı ki zaten çoğu zaman bana böyle bakar hoseok.
"bana gerizekalı diyene bak, daha kaç gün oldu ki zaten. öyle hemen belli olmaz o işler."
asla güven vermiyordu.
"emin misin?"
"evet, beş gün içinde belli olurmuş. bir makalede okumuştum."
"yine twitterda falan gördün değil mi?"
çok normal bir şey yapmış gibi bir de omuz silkiyordu.
"e herhalde."
iç çekmiş ve birkaç saniye düşünmüştüm. aslında haklı olabilirdi henüz üç gün olmuştu, olacağı varsa bile bu süre içinde olmazdı.
"boşuna panik yapuyorsun zaten. öyle hemen hamile kalınsaydı ohooo."
elini sallayarak kurduğu cümleye karşılık kaşlarımı kaldırarak cevap vermiştim ben de.
"ne o, yoksa sen de mi kalırdın öyle hemen olsaydı."
cümlem biter bitmez çenesini eline yaslamış ve hülyalı hülyalı konuşmuştu.
"nerde o günler. ben sadece hayalini kuruyorum, sen en azındansevdiğinadamla birliktesin."
hobi'nin dedikleriyle gülümsememi tutamamıştım. seokjin'i özlemiştim sanırım. daha sabah telefonda konuşmuştuk ama ne yapayım.
"ne sırıtıyorsun öyle? üç gün önce olanları mı düşünüyorsun yoksa?"
"yah hobi! sapık mısın?"
"asıl sapığın kim olduğu belli canım benim, daha yenikıçının üstüne oturabiliyorsun."
sırıtarak söyledikleri yüzünden kızarmaya başlıyordum.
"iki lafımla kızarıyor bir de ya, yaparken bana mı sordun ha?"
"sussana artık sen!" elime kaptığım yastıkla üzerine çullanmıştım, gerçi o da boş durmuyordu.
"oha hayvan, kalksana üstümden! seokjin miyim ben de üstüme çıkıyorsun?!"
"sus artık yaa!"
onu boğmaya çalıştığım onun da beni üzerinden itmeye çalıştığı sırada kapı çalmıştı.
biraz sonra durmuş ve üzerinden inmiştim. hoseok kızarmıştı ve nefes nefeseydi, ben de ondan farksız sayılmazdım gerçi.
hoseok gülerek konuşunca ona işaret parmağımı sallayarak cevap vermiş ve kapıya yönelmiştim.
"bekle, seninle işim daha bitmedi."
o ise yalnızca dilini çıkarmıştı.
hızla kapının önüne gelmiştim ve üstümü başımı düzelttikten sonra nihayet açabilmiştim. karşımda ise özlemini çektiğim yüzü görmeyi bekliyordum ama gördüğüm kişiyle olduğum yerde kalmıştım.
"jimin?!"
***
merhabaaaa
çok uzuuun zaman olmuş. aslında diğer fic için bölüm yazacaktım ama sonra onu baştan okumaya üşendim ve bunu okudum sonra hoşuma gitti ve dedim ki niye devamı yok bunun??!??!?
ve dedim ki JİMİNİEM NERDE 😭😭🐥🐥
sonra yazdm işte devamınında gelmesini umuyorum inş cnm ya öptüm sizi bb
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.