Regulus, iğnelerden ne kadar korktuğunu o gün öğrendi. İğneler tenine batırılıp tetkikler yapılırken orada öylece uzanması gerekiyordu, acilin bu bölümüne hastalar hariç kimsenin giriş izni yoktu, bu da kendi başına olması gerektiği anlamına geliyordu ve James'in yokluğunu daha önce hiç böyle hissettiğini hatırlamıyordu. Onu tek başına bir odaya aldıklarından beri de ortalarda yoktu. Ela gözlerini açarak ona bakmasına, gergin olduğunda takındığı dişlerini göstermeyen gülümsemesine ve sadece orada durmasına. Orada öylece uzanmış, gözlerini kapatmış halde nefeslerini düzene sokmaya çalışırken kulağındaki James'in sesi ona sakin olmasını söylüyordu.
"Merhaba Regulus, ben Doktor Nolan. Sonuçların elime ulaşt ve seninle birebir görüşmenin daha doğru olacağını düşündüm." Başına gelen doktora baktığında gülümsemesini görmek onu bir nebze rahatlatmıştı, elindeki dosyadan sonuçları incelerken beyazlamaya başlayan sakalı ve kısık gözlerinin üzerindeki kare gözlükleriyle tam bir yetişkindi. Ona midesini bulandıracak şekilde bakmıyor, imalarda bulunmuyor veya dokunmuyordu. "James dışarıda, senin yanına gelmek için bekliyor." Şaşkınlıkla "James'i tanıyor musunuz?" dedi. "Uzun süren bir dostluğumuz oldu, o yüzden bana değilse de ona güvenebilirsin. Hatta..." Doktor cümlesini tamamlayamadan kapı sabırsızca çalındı ve hemen arkasından James elindeki kağıttan poşetlerle içeri girdi, gözleri Regulus'un gözleriyle buluştuğunda bariz bir şekilde rahatlarken "Hey," dedi gülümseyerek. Regulus içinin sımsıcak olduğunu hissederek "Hey," diye karşılık verdi ve onun poşetleri bırakıp doktora yaklaşmasını izledi. "Sen gelmeden hemen önce sonuçları konuşuyorduk. Dışarıda bana defalarca sorduğunu biliyorum, o yüzden sakın tekrar ihtimalleri sayma. Ama bir ihtimalin doğru olduğunu söyleyebilirim." İkisi de birbirine baktılar; James gergin, Regulus meraklıydı. "Bunu sormamın seni rahatsız edeceğini tahmin ediyorum Regulus ama, herhangi bir bağımlılık yapıcı maddeyle yakından bir ilişkin var mı?" Kaşları çatılırken "Hayır," dedi dürüstçe. "Hayatım boyunca yakından bile görmedim." James başını sallarken "Düşündüğüm gibi," diye mırıldandı kendi kendine. Doktor Nolan başını anlayışla sallarken gözlerini kağıtlardan ayırdı ve "Uzun bir süredir yemeklerine bu tür bir maddenin katıldığını düşünüyoruz Regulus," dedi sakin ama cesaret verici bir sesle. Kalbinin bir an durduğunu hissetti, iki çift göz bir tepki bekleyerek ona bakıyordu ama kelimelerini bulmak zaman alacaktı. "Ama... Nasıl?" Dudaklarından ilk çıkan kelime buydu. "Ben sadece karın ağrıları çekiyorum." Doktor anlayışla gülümserken "Çünkü yokluk çekiyorsun," dedi. "Sana veriyor oldukları dozun miktarını tahmin etmek zor olsa da belli etmeyecek kadar ufak olduğu açık. Yıllardır oluşturdukları bu bağımlılığı bedeninden bir anda çekip almak mümkün değildir. Özellikle de bundan habersizken." Yanlarına düştüğü ilk zamanları düşündü; küfrediyor, ellerinden kaçmaya çalışıyor, savaşıyordu. Ama daha sonra bunu kaybetmiş, yemeksiz kaldığı bir iki günde bile ölüyormuş gibi hissetmişti. Her zaman bunun yemeklerin miktarıyla alakası olduğunu düşünmüştü ama şimdi anlıyordu. "Uzaklaşamayıp onlara dönmem için," diye mırıldandı. "Onlara ihtiyaç duymam için. Kaçamamam için." Şimdi her şey yerine oturuyordu. Kaçmayı başardıktan birkaç gün sonra dönen kızlar, krizler içinde odalarına kilitlenen kadınlar... O düşüncelerine dalmışken Doktor Nolan tedavi hakkında bir şeyler söylemişti ama daha çok James'le konuşuyordu, sanki yeni bilgileri hazmetmesi için ona zaman tanıyor gibiydi.
Kapı kapandığında elalar ona döndü, Regulus ıslak gözlerini kırparken elini ona uzattı ve James bir an için tereddüt etmeden yanında eğilerek elini tuttu. Teni ılıktı, elleri sert ve büyüktü ama güven veriyordu. "Sorun yok," diye fısıldadı James. "Ben buradayım, bunu çözeceğiz." Başparmağı elinin üzerini okşuyor, gözlerini bir an için bile gözlerinden ayırmıyordu. "Bir sır öğrenmek ister misin?" Regulus başını hafifçe salladı, James onun bu hareketiyle boştaki elini sarılı parmaklarının olduğu elinin üzerinden tişörtünü geriye çekmek için kullanarak bileğini beyaz hastane ışığı altında çıplak bıraktı.
Işığın altındaki esmer tende iyileşmiş yaraların beyaz izleri görünüyordu. Yer yer ince, yer yer kalın kesikler, bileğinin ortasından yukarı çıkan birkaç santimlik eski dikiş izi... Yeşiller endişe ve şaşkınlıkla elalara kilitlenirken James gülümsüyordu, Regulus'un elini hafifçe sıkarak "Hepsi eski," dedi. "Bu nasıl söylenir bilmiyorum ama, ben bipolar bozukluğa sahiptim. Aslında hâlâ sahibim ama... Bu kadar değil.
Belirtiler ben ortaokula başladığımda ortaya çıktı, kendimi başka bir çocuğa saldırır halde bulduktan sonra da giderek arttı. Lise en kötüsüydü çünkü varlığıma tahammül edemiyordum, ilaçlar bir işe yaramıyordu ve ben de bunu bitirmek istedim. Annem beni odamda bulduğunda bayılmak üzereydim, gözlerimi açtığımdaysa burada, bu hastanedeydim. Doktor Nolan'la böyle tanıştık. Dört ay boyunca sıkı gözetimdeydim ama hastaneden ayrılıp eve ve liseye döndüğümde haftada en az iki kere görüşüyorduk. O tanıyabileceğim en iyi doktorlardan birisiydi. Üniversite bittiğinde artık dönemlerimi kontrol altına alabiliyordum. Bu zamana kadar hiç kontrolden çıkmadım."
Regulus gözyaşlarının aktığını hissedebiliyor ama hiçbir şey söyleyemiyordu, James'in elini düşmekten korkuyor gibi sıkıca tuttu. Dairesinde gördüğü o mutlu fotoğrafının arkasındakiler... Aslında birbirlerine tahmin ettiğinden çok daha fazla benziyorlardı. Yaraları, acıları ve hissettikleriyle. "James," dedi kırılan bir sesle. "Bana sarılır mısın?"
James hızla, bunu beklermiş gibi ayağa kalkarak yatağa yaslandı ve kolları arasında ufacık kalan Regulus'u sardı ve burnunu saçlarına gömdü, Regulus ise başını göğsüne yaslamış ve kulağına değen kalp atışlarını dinlerken "İyi olacağız," dedi kendi kendine. "Söz veriyorum," dedi James onu daha da sarmalarken.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
a boy with one eye
Fanfiction#jegulus get your filthy fingers out of my pie! TW! bu kurgu içinde fiziksel ve cinsel şiddet, depresyon ve kendine zarar verme ögeleri bulunur.
