On İkinci Bölüm

54 10 12
                                        

Gözlerini açmasına sebep olan şey yüzünü gıdıklayan nefesti, başını öbür tarafa çevirdiğinde bu defa aynı nefesi saçları ve kulağında hissediyordu. Elini kaldırıp engellemeye çalıştığında soğuk dudakları avucunda hissederek gözlerini aniden açtı.
"Günaydın." James'in parlak ela gözleri parlayarak dudaklarını kapatan eli tekrar öpüp tutarak yanağına götürdü. "James," dedi Regulus eriyen bir buz parçası olduğunu hissederek. Bu adam gerçekten onun kalbine karşı kocaman bir zarardı. "Saat kaç? Ne zamandır uyanıksın sen?" James uzanıp dijital saati kendine yaklaştırdı - gözlükleri olmadan göremediğini unutmak Regulus'u her seferinde güldürüyordu - ve saati tekrar yerine koyarken "Yeteri kadar erken değil," diyerek gözlerini tekrar Regulus'la birleştirdi. Güldüğünü fark ettiğinde kaşlarını çatarken "Komik olan nedir?" dedi yüzünü yüzüne yaklaştırarak. "Hiç," dedi Regulus gülmemek için ısırdığı dudaklarıyla ama James burnunu ısırdığında sızıyla inleyip kafasını çekti. "Gözlerim iyi olmayabilir ama güzel şeyleri gayet net görebiliyorum," dedi ısırdığı yeri öperken. Regulus gözlerini devirse de yanaklarının kızardığına emindi, James boynunn başını gömüp kokusunu içine çekerken öpüp üzerinden kalktı. "Nereye?" Gözlüklerini gözüne yerleştirip "Kahvaltı hazırlamaya," dediğinde Regulus hızla yataktan kalkıp "Otur yerine," diyerek peşinden koştu. "Beni mutfağımızdan mı kovuyorsun, yıldızım?" Regulus onun bu hallerine dayanamıyordu, kaşlarını çatıp elindeki spatulaya uzandığında James kolunu kaldırarak almasına engel oldu. "Gidip otur yoksa bunu ben senin için yaparım," dedi James tehditkar bir şekilde. "Beni tehdit mi ediyorsun?" James'in dudakları hınzır bir sırıtışla kıvrıldı. "Denemek ister misin?" Evet. "Hayır." James göz kırpıp yumurtalara dönerken "Ben de öyle düşünmüştüm," dedi. "Ama eğer yardım etmek istiyorsan..." Regulus merakla kaşlarını kaldırdı. "Bir öpücüğe hayır demem." Regulus ona vereceği her tepkiyi en iyi şekilde anlayacağını biliyordu, bunu yapmak istemeyip dönüp giderse James'in onun sınırlarına saygı duyacağını, her şeyi tekrar ağırdan alacağını. Ama bunu yapmak istemiyordu, uzanıp James'in dudağının kenarına derin bir öpücük bıraktıktan sonra gülümseyerek kaçtı. Çekingenliği hakkında hâlâ çalışması gerekiyordu.
James'in yapmasını istediği gibi salondaki koltukta oturup kendine hediye edilmiş telefondaki uygulamalarda gezinirken saçlarında hissettiği öpücükle başını kaldırdı, James ikisinin önüne omletler ve salataları bırakıp yanına atladığında Regulus gülümsemesini bastırma çabasından vazgeçerek James'e yaslandı. Kahvaltıları başta sessizdi ama Regulus aklında uzun zamandır olan kararı paylaşmak için daha fazla dayanamazken "Üniversitelere başvurmayı düşünüyorum," dedi hızla. James ağzındakini yutamayıp öksürmeye başladığında Regulus korkuyla şişeyi ağzına dayadı ve onun tekrar nefeslenip konuşmaya hazır hale gelmesini beklerken gerginliğini yutmaya çabaladı. "Ciddi misin?" dedi James hafif öksürükleri arasında. Regulus gerginlikle başını salladı. "Reg, bu..."
"Biliyorum, saçma, muhtemelen hiçbiri tarafından kabul edilmeyeceğim ama..."
"Bu duyduğum en harika fikir!"
Duraksadı ve gözlerini parlayan elalarla birleştirdi, James uzanıp ellerini sıkıca tutarken "Hangi üniversiteleri düşünüyorsun?" dedi. "Hemen sana bilgisayar hazırlamalıyız, araştırmalar yapmalıyız, tez hazırlamana yardımcı olacak kitapları almalıyız..." Regulus ellerini kaldırırken "Dur, Jamie, dur," dedi yarı gülerek. "Sence... Bunu yapabilecek miyim?" James ciddileşirken "Reg, bunu senden başka başarabilecek birini tanımıyorum," dedi. "Yapabileceğini düşünmüyorum. Yapacağını biliyorum." Lanet gözyaşları, diye düşündü Regulus. "Her anında yanında olacağım," dedi alnını öperek. "Söz mü?" James, Regulus'un gözyaşlarını sildi. "Serçe parmak sözü."

a boy with one eyeBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin