Ağzımdan çıkan sözlerle birlikte belki de kaderim baştan yazılmıştı.
"Neredeyim ben?"
Gayet ideal bir soru sorarken aynı zamanda karşımdaki dört kişiye de sorgulayıcı bakışlarımı atmayı ihmal etmiyordum. Harbiden, ben neredeyim ve bunlar da kim?
İçl...
Bölüm şarkıları; Dancin / speed up Dark paradise / Lana del rey Collide / Justine skye
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Keyifli okumalar!
7. Bölüm: Yerine Oturan Taşlar
Hayatımın en iğrenç dakikaları olan o kırk dakika nihayet arabanın durmasıyla sona ermişti.
Ani durmayla birlikte öne doğru düşsem de bir el sweetshirt'ten tutup geri koltuğa çekmişti.
Gözlerim elin sahibini takip ederek Yağız olduğunu görünce, "Teşekkür ederim ve ben kaçar." diye saçma bir açıklamada bulunarak maskeli gulyabani olan Açelya'nın arabadan inmesinin ardından benim de ayaklarım sonunda yere değmişti.
Dışarıdaki temiz oksijeni içime çekerek ciğerlerimi şenlendirdim. Bu dakikadan itibaren kendime gelmiş bulunmaktayım.
Omzuma dokunan el ile omzumun üzerinden arkama baktım. Maskeli gulyabani olan Açelya endişe ile bana bakıyordu.
"İyi misin?"
Maskeli gulyabani olan Açelya ne ara beni bu kadar benimsedi de benim için endişelendi aklım almıyordu. Ama bana iyi davranan birine kötü davranan biri hiç olmamıştım. Daha çok biri bana nasıl davranıyorsa ben de o kişiye öyle davranıyordum.
Ben buydum ve değişmeye hiç niyetim yoktu.
Bir cevap vermediğimi fark ederek, "İyiyim." dedim hızla. "Sadece küçüklükten beri araçlar hep midemi bozar."
Ardımızdan arabadan inen Yağız, hemen yanımızda yerini aldı. Dördümüz yan yana dizilmiş karşımızdaki Oğuz'a bakıyorduk.
Cebinden 5 tane kulaklık çıkardı. Havaya kaldırarak her zaman ki kısa açıklamalarından yaptı.
"Bunlar zaten haberleşmemiz için olan kulaklar. Biliyorsunuz."
Hepimize birer tane verdi. İşte şimdi kendimi gerçekten bir FBI ajanı gibi hissetmek için önüme hiçbir engel kalmamıştı.
Bana verilen kulaklığı kulağıma takarken Oğuz bana bir nasihatta bulundu.
"Sakın Yağız'ın yanından ayrılma."
Kaşlarımı çatarak itiraz edecekken o önce davrandı. "Gücünü ondan alacaksın. Uzağında kalırsan ölürsün."
Ne ölmesi ya? Gerçekten Kumru için girdiğim operasyone bak. Ölümü bile göze almıştım.
Arkamdan bir el omzuma sarıldı ve beni geri çekti. "Duydun kızıl, yanımdan ayrılma." Yağız'ın alaylı ses tonu kulağıma dolarken neden gücümü başkası değilde ondan aldığımı sorgulamak için kendime birkaç saniye tanıdım.
Üstelik ne gücünden bahsediyorlar ve benim neden hâlâ hiçbir şeyden haberim yok?