Bölüm şarkıları;
Film / Gülüm çahan
Can dostum / Emircan iğrek
Al aşkım beni yanına / Oya & Bora
Dostlar, altta kitabın fragmanı var. İzlemeyi unutmayın!
Keyifli okumalar!
1. Bölüm: Acı Dolu Bir Bakışma
Ağzımdaki bitmiş olan lolipop çubuğunu çıkardım ve efsanevi bir hızla çöp kutusuna attım. Çok iyiyim ya!
Yenisi almakta gecikmedim. Yeni bir lolipopu ağzıma alarak saatlerdir, azıcık abartı oldu da olsun ama! Açılmayan kasayla cebelleşiyorum. Ömrüm bitti, amel defterim kapandı ama lanet olası bu kasa öyle bir kapandı ki açılmıyor. Dolayısıyla patron emri üzerine bu kasayı açıp içine kazandığım paraları koymadan da evime gidemiyorum. Evim, yatağım, yorganım.. özür dilerim!
Sonunda patlayarak, "Ah, yeter artık ama!" dedim bezmiş sesimle. "Açıl!"
Derin bir nefes alarak kararlı gözlerimi kasaya doğrulttum. "Bana bak," tehditkar bir edayla elimi kasaya doğru salladım. "Eğer açılmazsan..." Cümlemi yarıda keserek bir müddet düşündüm. Ben ne yapıyorum şu an? Bir deli misali açılmayan kasayla konuşuyorum.
Cansız bir varlıkla.
"Tamam." Kabullenerek işaret parmağımı baş parmağıma yaklaştırarak, "Biraz abarttım." diye söyledim. "Ama açıl artık!" diye de kasaya vurmakta gecikmedim. O demirlerin kırılır da hırsızların baskınına maruz kalırsın inşallah.
Tekrar düğmeye basarak açmaya çalıştım. Fakat sadece çalıştım. Açılmadı.
Pes ederek kafamı kasaya yaslayarak mırıldandım. "Neden ya neden açılmıyorsun?"
Birkaç saniyeliğine ölüm sessizliğinin hakim olduğu market, aniden kapının açılmasıyla son buldu, yerini gittikçe hızlanan nefes sesine bıraktı.
Bu ani olaya karşı vücudumun tepkisiyle hızla kafamı yaslamış olduğum kasadan ayırdım. "Ben açıl derken kapıyı kastetmemiştim ki..." Dedim hayretler içerisinde.
Vakit kaybetmeden, "Kapalıyız yalnız!" diye bağırdım. Gelen yalnızca bir hiçliğin sesi olurken ağzımdaki lolipopu çıkarttım ve kaşlarımı kaldırdım.
Gerçekten soruyorum neden normal insanlar beni bulmuyor?
Derin bir nefes çekerek lolipopu paketine iyicene sararak kenara bıraktım. Hemen ardından dilimle dudağımı ıslatarak konuştum. "Pekala, gelen kimmiş bakalım o halde."
Kararlı bir bakış atarak ceketin kollarını sıvadım. "Geldiği yola geri pışpışlayalım."
Savaşa gidermişçesine adımlayarak marketin iç kısmına girdim. "E hani kimse yok?" Bakışlarım hâlâ etrafı tararken aniden önümde beliren silüetle yerimde korkudan zıpladım.
Elimi kalbime götürerek nefeslendim. "Bi' sakin ya, bende de kalp var yan-" Bakışlarım karşımdaki titreyen bedeni bulduğunda duraksadım. Onu incelemeye alarak baştan sona süzdüm. Gecenin bir saatinde çalıştığım markette böyle bir kızı buluyorum, tabii ki inceleyeceğim.
Benimkine nazaran kumral saçları, açık kahve gözleri ve sırıtmayan bir buğday teni vardı. Boyu ise benden birkaç santim uzundu. Aynı yaşta gözüküyorduk. Yani tahminen 18, 19 yaşındaydı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Bow Down
Подростковая литератураAğzımdan çıkan sözlerle birlikte belki de kaderim baştan yazılmıştı. "Neredeyim ben?" Gayet ideal bir soru sorarken aynı zamanda karşımdaki dört kişiye de sorgulayıcı bakışlarımı atmayı ihmal etmiyordum. Harbiden, ben neredeyim ve bunlar da kim? İçl...
