6

78 7 0
                                        

Bölümden önceee vote atanlara çokk teşekkür ederim ve yorumlarınızı da bekliyorum bu aradaa. Aynı zamanda takip ederseniz gelen bölümlerden haberdar olabilirsinizzz. 💗💗

Yatakta bir süre Altayı izlemek istesem de vazgeçip uyandırmayı denedim. "Uyansan mı artık Altay" başını kaldırıp yüzüme masumca bakışına sırıttım. "Uyuya kalmışım biraz"

"Biraz mııı emin misin" saçlarını karıştırıp esnedi "biraz iştee" gülümseyip yataktan kalktığımda saat gecenin 1'i olmuştu. "Sen uykuna devam et. Bende eve geçiyim" yataktan hızlıca kalktı. "Olur mu öyle şey be saat kaç haberin var mı?" Başımı salladım "Var. Şimdi eve gitmem lazım." Yüzü düşmüştü. "Burda kalamaz mısın?"

Bakışlarımı yere çevirdim. Bugünlük bi sıcaklık göstersem de bu kadar çabuk affedemezdim. Ama onu özledim. Gururu boşvermeyeli uzun zaman olmuştu.

"Peki. Ama bu gece sadece" çıkıverdi ağızımdan:)

Yüzünde koca bi gülümseme olmuştu Altay'ın. "Tamam sen nasıl istersen öyle olsun" hala gülümsüyordu uykulu gözleriyle. "Uykuna devam etsene s-

Karnıma giren sancıyla duraksadım. Bu kadar erken sancı olamaz. "Nur? İyi misin noldu" başımı olumsuz anlamda salladım ve karnımı sıkmaya başladım. Bütün vücudum kasılmıştı. "Gel yat şöyle" kucağına alıp yatağa yatırdığında kolunu sıkıp bırakamamıştım. Diğer eliyle yüzümü okşarken endişeyle yüzüme bakıyordu. "Hastaneye gidelim" başımı tekrar salladım "gerek yok. Geçer şimdi"

Kokunu bıraktığımda elimi tutmuştu. Titriyordu...
"Nur bak gel hastaneye gidelim" ağrı geçmeye başlamıştı aslında. "Geçiyo" elini karnıma götürüp okşamaya başladı. "Emin misin?" Başımı olumlu anlamda salladım. "Oluyo arada böyle"
"Ama daha 5 haftalık neden sancın oluyor ki" doktora sormalıydık aslında. "Bilmiyorum yarın gündüz gözüyle doktoru arar sorarım."

"Peki. Ama şimdi uyu olur mu?" Başımı sallayıp derin bir nefes aldım. Uykuya kendimi bırakmaya çalışsam da uyuyamıyordum. Gözlerimi açtığımda Altay hala başımdaydı. "Neden uyumadın? Yoksa ağrın mı var hala!" Endişe ve merakla bakıyordu. Yerim bunu yaaa ama daha sürünsün de istiyor bir yanım sldhşdjdşcbf.

"Hayır ağrım yok sadece uyuyamadım." Elimi tuttu. "İstersen aşağı inelim. Bişeyler izleriz hem sen izlersek kesin uyuya kalırsın." Gülümsedim. "Olur"
Yavaş adımlarla aşağı inip koltuğa bıraktım kendimi. Altay televizyonu açtığında gece magazininde ikimizin isminin geçtiğini fark etmemle dikleştim. "Altay aç o kanalı!" Geri döndüğünde hastanede ki görüntülerimiz ekrandaydı. HEM DE ALTAY'ın ELİMİ TUTTUĞU AN DAHİL

"Sana dedim biri bizi fotoğraflar diye" sinirle ekrana bakıyordu. "Ne biliyim" vicudumu gerginlik sarsa da olumlu düşünmeye çalışıyordum. Mesela Altay'ın teklifini kabul etmek gibi...

Sanırım dayanamayıp o yüzükleri geri takıcam hatta onunla birlikte gidicem. Çünkü artık Türkiye milli takımının reklamcılığını yapmak için Türkiye'de yaşamama gerek yoktu. Haa bu arada işimi bilmiyorsunuz! Ben reklamcıyım ve Türkiye futbol milli takımlarının reklamcılığını yapıyorum. Aynı zamanda forma tasarımlarını da ben planlıyorum. Milli takıma 2 sene önce girdim. Altay'la da orda tanıştım tabii. Şimdi milli takım kampları da yaklaşmışken çalışmalarım da başlamıştı.

Altay'a daha yakın bir işte olmayı da bırak. Yarım kalan evliliğimizi tamamlayıp onunla birlikte gidersem... Belki de doğru olan buydu.

"Napıcaz şimdi?" Diye sordum seslice "barıştığımız belli olucaktı zaten" başımı salladım "haklısın"

"Maçlar başlıyor zaten eğer sende geliceksen"
"Gelicem." Gülümsedi. "Gel..."
Tekrar arkama yaslanıp ekranı izlemeye devam ettim. Magazini kapatıp en sevdiğim filmi açmıştı. Harry Potter Melez Prens...

"Melez prensi açtım ama ağlamak yok." Gülümsedim. "O kadar izlememe rağmen her seferinde ağladığımı bilmiyo musun?" Gülmeye başladı. "Ağlarken çok güzel gözüküyosun amaa"
Ya ne alaka mesela. "Hayırrr ayrıca kule sahnesine kadar ağlamıyorum ben." Başını salladı "ama kule sahnesinde..." ipler orda kopuyordu bende.

Sessizleşip izlemeye başladığımızda Altay yanımda oturuyordu ve başımı ona yaslama ihtiyacı duyuyordum. Amaan kimin umrunda. Yasladım...

Altay bu durumda rahatlamış olucak ki elimi tutup izlemeye devam etti. Konu Harry Potter ise uyumak yoktu ama hamileliğim bunun önünde duruyordu tabi. Uyku öyle fena bastırmıştı ki.

Dışarda resmen hava aydınlanıcaktı ve Altay hala uyumadı. Antremanı olmasına rağmen. Eli karnımda göbeğimi okşarken de öyle tatlı duruyodu ki.

"Uyusan mı? Antremanın var." Başını salladı "hallederim ben. Hem uykum yok ki" saçlarına elimi daldırdım. "Antremanda halsiz olursun bak uyu biraz. Söz bende uyurum." Başını sallayıp göğüsüme yaslandı. Hala karnımı okşuyordu. "Bebeği niye hissedemiyorum ki yaa!" Gülmeye başladım. "Bi kere o bebek benim karnımda. Ben bile daha hissedemedim sen nasıl hissedeceksin. Eğer 4-5. Aya kadar sabredip beklersen tekmelerini hissedebilirsin." Dudaklarını büzdü. "Peki ya"

Televizyonun sesini kısıp gözlerimi kapadım. O sahneyi izlemeden uyumak içime sinmedi ama bebek şartları uyutuyor malum...

Altay da bende uykunun kollarına bırakmıştık kendimizi...

Oluru varHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin