Gözümü açtığımda odamın içindeydim. Karşımda bir gözü morarmış ve gömleği kan olmuş şekilde Burak vardı. Etrafı bulanık görüyordum.
Burak bana bakarak:
'Tuğçe beni duyuyor musun ? ' dedi.
Benim Burak'a cevap verebilecek gücüm dahi kalmadı. Sanki felç geçirmiş gibiydim. Vücudumu hiçbir şekilde oynatamıyordum. Sadece olumsuz anlamda kafamı sağa sola salladım.
Burak başımı okşamaya başladı. Benim o an gözlerim dolmaya başladı. Neredeyse ağlayacaktım. Tam bu sırada odaya Emre girdi. Burak ve bana nefret dolu bir şekilde baktı.
Emre bize iğrenç bir şekilde bakarak:
'Siz ne yapıyorsunuz burada ?' diyerek bağırdı.
Burak sinirli şekilde ayağa kalktı.
' Abi ne yaptığının farkında mısın acaba ? Kızı az kalsın öldürecektin!' dedi.
Emre Burak'ı ittirdi.
'Sana ne Burak ,SANA NE! İster sevişirim , ister gebertirim bu seni HİÇ İLGİLENDİRMEZ!'
Burak bunları duyar duymaz beyninden vurulmuşa döndü.
' Abi sen... SEN TUĞÇE'YLE SEVİŞTİN Mİ?!' dedi.
bunu derken bile kıpkırmızı oldu. Elleri titriyordu.
Emre, kardeşine nefret edercesine bakmaya devam etti.
' Burak daha kaç defa söyleyeceğim? BU SENİ HİÇ İLGİLENDİRMEZ!' dedi.
Burak artık sinirden ortalığı dağıtmaya başladı . Odamda duran sehpanın üzerindeki vazoyu paramparça etti.
'SEVİŞEMEZSİN ABİ , SEVİŞEMEZSİN!'
' BURAK SEN BANA KARIŞAMAZSIN , BEN İSTEDİĞİM KIZLA SEVİŞİRİM ANLADIN MI?!'
Burak birden abisine çok sert bir yumruk attı. Emre'de Burak'a vurmaya başladı. Bütün bunlar olurken ben yalnızca seyrediyordum. Çünkü hareket edecek gücüm bile yoktu...
'YETER ARTIK BURAK! HEM SEN NİYE MELİS'E GERÇEK İSMİYLE HİTAP EDİYORSUNB,UNU SANA KİM SÖYLEDİ ?'
Tam bu sırada sessizlik oldu. Burak başını önüne eğdi. Ben ona gerçek ismimi söylemiştim. Eğer bunu Emre öğrenirse beni bu sefer gerçekten de öldürecekti! Ne yapacaktım ben?
Burak kafasını kaldırdı ve Emre'ye doğru baktı.
'Abi, ben kendim öğrendim. Kimse bana bir şey söylemedi. Lütfen şuan bunları konuşmak yerine doktor çağırır mısın? YOKSA BİRAZDAN TUĞÇE ÖLEBİLİR VE EĞER O ÖLÜRSE BEN DE SENİ ÖLDÜRÜRÜM ABİ!'
Emre ne diyeceğini bilemedi . Sadece her zamanki gibi ikimize de nefret dolu baktı.
'Zaten çağırdım, başımı bu orospu yüzünden belaya sokamam!'
' ABİ! BENİ ÇİLEDEN ÇIKARMA ABİ!'
Yine kavga edeceklerdi. Ama kapı çalmaya başlayınca ikisi de sakinledi.
Doktor odaya girdi. Elinde iki tane büyük çanta vardı. Yüzümdeki çiziklere pansuman yaptı. Canım çok yanıyordu, hem de çok...
Burak yanımdan hiç ayrılmadı. Hep yanımda durdu. Ama bir ara odadan dışarı çıktı. Odamda yalnızca ben ve doktor kalmıştık. Doktor Bey'in ismi Berkay'dı. Doktor Berkay'a bana yaklaşması için elimi hareket ettirdim.
Kulağına 'Ne olur bizi kurtar, bu Emre bizi buraya tutsak etti, Polisi ara!' dedim.
Doktor Berkay üzgün bir şekilde bana baktı ve:
'Çok üzgünüm, ama bunu yapamam.' dedi.
'Neden?' diye sordum.
' Çünkü beni de tutsak etti. Hiçbir yere gidemiyorum!' dedi.
Bu Emre nasıl bir insandı ya? Herkese zarar vermekten ve onları tutsak etmekten başka hiçbir şey yapmıyordu. BIKTIM ARTIK ,BU DURUMDAN ÇOK BIKTIM!
Ben bu düşüncelere dalmışken odaya Burak geldi .
Doktora nasıl olduğumu sordu. Doktorda iki hafta sonra kendimi toparlayabileceğimi söyledi.
Emre gerçekten de eğer Burak olmasaydı BENİ ÖLDÜRÜYORDU!
Doktor gittikten sonra Burak tekrardan yanıma geldi. Ben biraz da olsa konuşabiliyordum.
Burak beni o halimi görünce gözleri dolmaya başladı. Onun gözleri dolunca benim de gözlerim doldu.
'Tuğçe çok özür dilerim... Seni abimden koruyamadığım için, senin bu hale gelmene sebep olduğum için çok özür dilerim... '
Artık Burak'ın gözlerinden yaşlar akmaya başladı. Ben de ağlamaya başladım...
Burak saçlarımı okşamaya başladı.
'Tuğçe , ben senin saç teline zarar verilmesini istemezken şu anda ne hale geldin... ÜSTELİK BENİM YÜZÜMDEN!'
'Burak lütfen kendini suçlama bu senin suçun değil...'
' HAYIR BENİM SUÇUM! EĞER BEN SANA SAHİP ÇIKSAYDIM BÜTÜN BUNLARIN HİÇBİRİ YAŞANMAYACAKTI!'
'Burak, senin suçun değil gerçekten...'
Ben bütün bunları zar zor söylüyordum. Çünkü zorla konuşabiliyordum.
Birden Burak ellerimi tuttu ve defalarca kez öptü.
'Tuğçe, seni o kadar çok seviyorum ki anlatamam... İyi ki varsın, iyi ki benim hayatımdasın. Bütün bu yaptıklarını abime ödeteceğim merak etme.'
'Burak, lütfen benim yüzümden kimseye zarar verme...'
'Tuğçe, sen şimdi bunları düşünme olur mu, dinlenmene bak.'
Burak odadan gitmek üzere ayağa kalktı. Tam o sırada arkasını döndü ve bana baktı.
'Tuğçe benden bir isteğin var mı?'
Bunu derken yanımdan hiç gitmek istemediğini gözlerinden anlıyordum.
'Burak bu gece burada uyur musun? Çünkü yalnız kalmak istemiyorum...'
Burak bana bakıp o etkileyici gülümsemesini yaptı.
' Tamam.' dedi.
Kendine yatmak için yere bir yastık ve çarşaf koydu. Yatarken bile gözlerini benden ayırmıyordu.
Ben de ondan gözlerimi ayırmıyordum.
Ona karşı tarif edemediğim hisler vardı içimde. Onu çok seviyordum.Onu her gördüğümde kalbim hızlıca çarpmaya başlıyordu...
Ama... Ama ben Burak'ı arzulamıyordum...
Aslında ben... Ben Burak'a aşıktım ama Emre'yi arzuluyordum...
