Kız gittikten tam on dakika sonra aşağı indim. Koskocaman bir salon vardı. Salonun tam ortasında kocaman bir yemek masası vardı.
Bütün kızlar masayı hazırlıyorlardı. Tüm yemekleri koyduktan sonra hepsi bir anda aynı anda masaya oturdu ve salondaki saat sesli bir şekilde çınlamaya başladı. Ben de hemen oturdum.
Emre merdivenden aşağı indi. Masanın tam ucundaki sandalyeye oturdu. Bütün kızlara yine o iğrenç gülümsemesini yaptı.
"Evet, gördüğünüz üzere bugün aramıza yeni bir Melis katıldı. Siz zaten aranızda tanışmışınızdır. Öyle değil mi? Ona bu evde benim dediklerim yapılmazsa neler yapabileceğimden bahsettiğinizden eminim. Şimdi güzelce yemeğimizi yiyelim sonra saat tam 22.30 'da hepiniz yataklarınıza gidin. Bu gece erken yatmak istiyorum. "
Bütün kızlar aynı anda" Tamam Emre" dedi. Ben dışında...
Emre bana yaklaştı ve gözlerimin içine bakarak eliyle çenemi sıktı canım çok fazla yanıyordu.
"Sen güzel kız sen tamam demeyecek misin? Sanırım bu evdeki kuralı yeterince öğrenememişsin. Bu evde ben ne dersem o! Bunu sen de aklına kazıyacaksın!"
Benim artık acıdan gözlerim doldu. Zorla
"Tamam. Siz ne derseniz o. Lütfen şimdi çenemi bırakın. Canımı yakıyorsunuz" dedim.
"Canının yanması hoşuma gidiyor ve bana zevk veriyor. Ayrıca bana siz diye değil sen diye hitap edeceksin anlaştık mı?"
"Anlaştık Emre"
"Aferin. Şimdi yemeğimizi yemeğe başlayabiliriz." dedi.
Birden tüm kızlar Emre 'nin tabağına masadaki tüm yemeklerden koymaya başladı. Ardından hepsi yemeklerden kendilerine de koydu.
Benim canım hiçbir şey yemek istemiyordu. Yaşadıklarım ve yaşayacaklarım aklıma geldikçe midem bulanıyordu
Emre bana baktı.
"Melis sen neden yemek yemiyorsun?"
"Canım istemiyor. Aç değilim."
Emre masadaki bıçağı eline aldı ve bıçağı elinde çevirmeye başladı.
"Bu evde hiçbiriniz bu sofradan yemek yemeden kalkmayacaksınız, anladınız mı!" diyerek bağırdı.
"Sen de yemeğini ye, yoksa sana yedirmesini çok iyi bilirim!" dedi.
Ben de ellerim titreyerek tabağıma yemek koydum.
Yemek boyunca kimse konuşmadı. Herkes sessizce yemeğini yiyordu. Ben nasıl bir şeyin içine düşmüştüm böyle? Buradan nasıl kurtulacaktım? Gerçekten hayatımın sonuna kadar burada mı kalacaktım, bu zindan hayatını mı yaşayacaktım?
Bütün bunlar aklıma geldikçe gözlerim doluyordu.
Evimde tek başıma yaşıyordum. Kimsem yoktu. Babamdan uzakta yaşıyordum. Zaten neredeyse hiç görüşmüyorduk.
Sevgilim falan da yoktu. Yalnızdım, çok yalnızdım. Eğer burada hayatım boyunca kalsam neredesin diye arayıp soracak kimsem olmazdı.
Çünkü hayatım boyunca kimse için değerli bir insan olmadım. Annem dışında... Ama artık o da yoktu...
Bunlar aklıma geldikçe ağlamamak için kendimi çok zor tutuyordum.
Herkesin yemeği bitti ve Emre yine o iğrenç gülümsemesini yaptı.
"Evet kızlar bir güzel karnımızı doyurduğumuza göre sizler masayı toplayın. Daha sonra saat 22.30 olur olmaz hemen odalarınıza geçin ben de sırayla odalarınızın kapısını kilitleyeceğim! Şu Melis dışında."
Bunu dedikten sonra benim yanımda duran kızı gösterdi. Yani odama kutuyu getiren kızdan bahsediyordu. Bu gece sıra ondaydı demek...
Neler yapacaktı kıza, nasıl işgenceler çektirecekti, kızın üzerinde nasıl fantezilerini uygulayacaktı? Bunları düşündükçe delirecek gibi oluyordum!
Kızın korkudan titrediğini farkettim. Zavallı kız tırstığını belli etmemeye çalışıyordu.
Emre bu sözleri söyledikten sonra masadan kalkıp yukarı kata çıktı.
Bütün kızlar masayı topladı bulaşıkları da makineye yerleştirdi. Ben de onlara yardım ettim. Yaşadıklarım kabus gibiydi hatta gerçek dışıydı. Ama gerçekti! Ben bu iğrenç olayları gerçekten de yaşıyordum.
Saat 22.30 olduğunda hepimiz odalarımız geri döndük. O pislik hepimizin odasını teker teker kilitledi.
Kapılarda tam üç kilit vardı. Bütün kapıları teker teker kilitledikten sonra birden kapı sesi duyuldu.
İşte şimdi kızın fantezinlerle ve işgencelerle dolu gecesi başlıyordu...
