10

221 164 41
                                        

Selamlar!!

Keyifler nasıllar?

Oy veriyoruzzz


 

                               ●●●


Acıkmış olan babamın beni dürtmesine sonuç uyanmıştım. O, eve gelmiş benden yemek istiyordu, bense yorgundum. Mecalim şuradan şuraya gitmemi dahi engelleyecek seviyedeydi -yoktu.
Alkol almamıştı bu sefer. Sırf bu yüzden kalkıp doyuracaktım onu.

Basit bir menemenle idare etmesini bilir diye tahmin etmiştim, bu yüzden fikrimde sabit kalarak önüne menemen koymuştum. Mutfak aşırı dağınıktı ve ben yanılmıyorsam hasta oluyordum. Sanırım ateşim vardı, ölçmek için odamdaki ateş ölçeri kullanmıştım. Çıkan sonuç açık açık, çok olmasa da ateşimin olduğunu bildirmeye yetmişti. Grip olmuştum muhtemelen.

Yoğun geçirmiştim çoğu şeyi. Bir anda çok mutlu olmam, bir anda Minenin tavır değişiklikleri, yol yorgunluğu ve daha nicesi yormuştu bedenimi. Bu da vücudumun doğal bir tepkisiydi tabii. Üstüme gitmeyecektim kendimin. İstirahatımı gerçekleştirmek üzere yine yatağıma uzanıp uykuya dalmıştım.

Artık dünün ertesi sabahındayken, hasta olduğumu iyice kabullenecek raddeye gelmiştim. Sesim kısıktı, sürekli üşüyordum, burnum akıyordu, iştahım tamamen kesikti ve daha nicesi. Ilık duş almanın iyi geleceğini düşünerek banyoya koşmuştum. Daha kıyafetlerimi çıkarırken üşüyor oluşum bana hiç iyi işaret vermemişti.
Güç sıkıntı aldığım duş sonrası, normalde kışın giydiğim pijamaları şimdi yazın ortasına ramak kala giyiyordum mecburi. Oturma odasına gidip saçımı kurutmadan önce odamın camını açmıştım ki, benim saçımı kuruttuğum esnada oda hava alabilsin. Kuruyan saçımın ardından yine odama gidip kalın çoraplarımı giymiştim.

Bir sonraki hedefim mutfaktı. Orayı temizledikten sonra uyuyacaktım: bulaşıklar yıkanmıştı, tezgah ve masa silinmişti her şeyi de yerine yerleştirmiştim, fakat bir eksik fark etmiştim. Hiç yemek yememiş oluşumu. Hiç halim olmadığı için salça ekmek yapıp bir dilim yemiştim. Şipşak bir yemekti ama midem bu kadarına razıydı sadece. Odamdan battaniye almaya gitmiştim. Dolabımdan seçtiğim battaniyeyi alıp odamdan çıkacakken benim olmayan bir şey fark etmiştim. Bana ait olmayan bir çanta. Tabii ya, Adonisin çantası olmalıydı bu. Bir dahaki görüşümde verecektim ona geri. Çok düşünmeden oturma odasına geri dönüp battaniyeyi koltuğun üstüne bırakmıştım. Çay yapacaktım kendime. Elimde çayımla, üstümde beni saran battaniyemle televizyon karşısında bir şeyler izliyordum.

O sırada Mine beni arıyordu. 'Hayırdır umarım' demiş ve açmıştım.

"Esinciğim, nasılsın?"

Nasılsın diye soruyordu bana...

"İyiyim Mineciğim, sen nasılsın?"

"İyi benden de, sen hasta mısın sesin değişmiş. Bana bak ağlamadın değil mi?"

Son yaptığı tavırlardan sonra beni umursadığını sanacaktım neredeyse. Ama sadece gerçeği cevap olarak vermekle yetinmiştim.

"Ya evet grip olmuşum biraz, ama iyiyim yine de."

"Bugün sana bir uğrayabilirim diyecektim de, müsait miydin?"

"Yani tabii, gel madem."

Mine bana uğrayabilirmiş, öyle söylemişti. Sanki uzun yolculuk yapıyor bende bakkalım anasını satayım! Uğramak nedir? Geleceksen geliyorum dersin, yoksa yok. Hasta ziyareti kısa olurmuş diye avutmalı mıydım kendimi? Gerçi hiç umutlu değildim geleceğinden. Son anda yine bir bahanesi çıkardı onun.

Yunan EsintileriHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin