6

373 271 220
                                        

Merhabalar efendim hoşgeldiniz

Oy verip bol bol yorum atıyoruzz


                               ●●●


Öğleden sonra gibi Ali odamıza gelip televizyonu çalıstırmak için büyük bir uğraşta bulunurken, biz de ayakta dikilmiş onu bekliyorduk.

Hava sabahları ve akşamları çok soğuk olurken gündüz o kadar sıcak oluyordu ki, bütün camları açmıştık. Serinlemek için açtığımız camlar içeriye sıcak hava getiriyordu. Çok tanıdık gelmişti. Tabii camla havayla alaka içermeyen bir tanıdıklıktı bu.

Bugün İlhanla Mineyi rahat bırakmak için, tam emin olmamakla beraber bir buluşmaya davet edilmiştim. Güzel geçmesini umabilmiştim sadece.

Ali'nin sevincini gizlemediği ortamda televizyonun açıldığını anlamamak mümkün olamamıştı. Kanalları gezerken tutan iki ila üç tane kanal olduğunu fark etmiştik. Bu kanalların içeriği de hep belgesel, spor ve haber programlarından ibaretti. Zaten ne dediklerini anlamayışımızı geçmiştim, ki sıkıntıdan ona bile razı olur duruma gelmiştik.

İlhan'ın gelmesini bekliyordum ki hazırlanıp gidebilelim. Malum telefonlar sadece fotoğraf çekmek için işe yarar olmuştu. Bir de internet bulabilirsek arada bir kullanabiliyorduk. Zaten tatilde olduğumuz gerekçesiyle telefonlardan fotoğraf çekmek dışında uzak kalmaya çalışıyorduk.

Televizyondan vazgeçmiş ve kapatmıştık.
Ali bize görüşmediğimiz süre boyunca yaşadıklarını anlatmıştı. Sadece anlatmakla kalmıyor ve çok güldürüyordu. O kadar ilginç anlatıyordu ki, saçma sapan bir şeyler konuşsa saatler eşliğinde dinleyebilirdim.

Sohbetimizi, zaten açık olan kapının tıklatılmasıyla bölen İlhana bakmıştık hepimiz.
Mine kalkıp sarılmıştı ona.
İlhan içeriye girdiğinde konuşmuştu, "Çok acil, Esinciğim, hızlı ol Adnan seni bekliyor arabada," beni bilgilendiren İlhana acele etmemi istediği için kızmıştım.
"Ama lütfen söyler misin hızlı olamayacağımı," daha çok işim vardı hazır olabilmek için.
"Ne kadar süre oyalanırsın?"
"En az otuz dakikam vardır bir kere," öyle ama!

Birincisi şu ki, çok geç haber vermişler ve bana zaman tanımıyorlardı. İkincisi, ne yapacağımı kafamda belirlemek için zamana ihtiyaç duyuyordum. Üçüncüsü de Ali'nin sohbetinin en tatlı yerinde bölüyorlardı, bu yüzden kızma hakkına sahiptim.

İlhan haber vermeye çıktığında, Ali ve Mine de arkasından çıkmışlardı.
Böylece serbest olmuştum.

Mavi renk elbise giymiştim. Çok hafif sırt dekoltesi olan elbisemin kumaşı satendi.
Altına tek bant topuklularımı giyimiştim. Birkaç takı takıştırdıktan sonra, son olarak siyah bir çantayla finallemiştim. Yanıma spor ayakkabı almıştım ki yorulursam veya sıkılırsam değişebileyim.

Çıktığımda daha yarım saat bile geçmemişti halbuki.
"Kime hazırlandın bu kadar Esin hanım,"
Mineciğim yine biricik sözlüsüyle sarmaş dolaş hallerdeyken, biz burada rahatlarına baksınlar diye nelere katlanıyorduk...

Dediğine kulak asmayarak
beni bekleyen şahısa bir selam vermiştim.
Hemen ardından arabaya binmem için kapıyı açmıştı Adonis. İçten içe, 'sanki ben açamıyorum' gibi cümleler geçirsem de, hiç çaktırmayarak teşekkür etmiştim. Ayakkabılarımı ayaklarımın olduğu yere salıvermiştim. Çantamda çorap bile vardı. Neyse ki bunu kimse bilmek zorunda değildi.

Arabanın içi gayet temizdi. İlk göze çarpabilir şeylerden birisiydi bu. Hoş bir kokusu da vardı. Daha ne? Zamanı geldiğinde bende kendime böyle bir araba alacaktım. Kendime güvenim tamdı bu konuda.

Yunan EsintileriHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin