Selam
Yeni bölüm sonunda geldi. Umarım seversiniz. Sizden hiç şüphem yok herçi
●●●
Dün babamın Adonisle beni görmesinden sonra evde bir kaos dönmesini beklemiştim. Ama senaryo bu sefer, her zaman olduğundan biraz daha farklı gerçekleşmişti. Babam Adonisi uzaktan tanıyamamış, yabancı sanmış. Yakınlaşınca o olduğunu anlamış ve içi rahatlamış, yani öyle söylemişti kendisi.
Babam, benim çocukluğumda da ergenliğimde de beni hiç kısıtlamamıştı. O sormadan söylerdim hatta. Şimdiyse birkaç yılda çok şey değişti. Başta söylemez olmuştum ne yapıp ettiğimi. Yakın bir zamandan beridir bunu sorun etmeye başlamıştı. Nereye gittiğimi merak eder olmuştu. Benimse hiç açıklama yapmaya niyetim yoktu.
Önceden bildirirdim demiştim ya hani az evvel, işte o belkide mecburiyettendi; şöyle ki o dönem ehliyetsiz olduğum için, beni bir yerlere kendisi bırakırdı, e bırakacağı yeri bilmesi gerekirdi, öyle değil mi? Artık ehliyetim vardı ve ben yine uzun zamandır iş dışında bir yere gitmediğim için, garajda küflenen paslanan bir arabaya sahiptim.
Önümde işler yoğunlaşırken, neredeyse her dakika tabaklar kaşıklar dibimde biterken, nasıl eve gidince arabamı bir kontrol edeceğimi planlıyordum. Çalışır mıydı bilmiyordum. Babam arada bir kullanıyordu, yani içkili olmadığında. Yani artık neredeyse hiç. Bir kontrol etmek gerekirdi. Araba kullanmayı özlemiştim, sürücülük yapmayı unutmamış olmayı dilediğim esnada, gerçekle yüzleşmeme sebep olan şey gürültüydü, düşüncelerimden beni alıkoyan.
Kalabalık bizi bekliyordu. Daha şimdiden. Öğleden sonra saatinde çok kalabalık olabiliyor oluşu şaşırtıyordu beni. Yaz geliyordu ve ben çok hazırdım.
Nevriye abla, omzuma beni dürtmek için iki kere dokunduğunda başımı ondan yana çevirmiştim. Kollarını kocaman açtığında, gülümsemesi daha bir dikkatimi çeken kısım olmuştu. Gülünce gözlerinin kısılıp kapanmasına sebep olacak şekilde içten gülüyordu. Hiç beklememiştim, hemen bende kollarımı ona sarıp sım sıkı sarılmıştım. Geldiğimden beri hiç konuşmamıştım kimseyle, acaba ona küstüğümü mü sanmıştı?
"Esinim, nasılsın?"
Uzun süredir sessizleştiğimin o da farkındaydı. Diyorum ya bir anne edasıyla geliyordu hep. Hemen anlıyordu. Gözünden kaçan tek bir şey yoktu.
"İyiyim, Nevriye abla. Nasıl olayım? Sen nasılsın?"
Demiştim yorgun ama sohbet ilerletmeye çalışan tavrımla.
"İyiyim iyi! Ben ne duydum biliyor musun?" Geliyordu gelmekte olan.
"Ne duydun söyle Allah aşkına,"
meraklandırmaları yok muydu şöyle.
"İnşaat sesleri binanın diğer tarafından geliyormuş."
Uzun süredir inşaat sesleri geliyordu. Eşya taşıyan kamyonlar görüyorduk.
"Onu tahmin edebiliyorduk zaten ablam."
"Onu demiyorum be kızım. Diğer tarafa, binanın öbür tarafına başka bir yer açılıyor."
"Yaa, sen nereden biliyorsun?"
"Gittim sordum sabah."
Hemen de öğrenmeşti her şeyi. Dedikodu pek sevmezdi aslında, sadece arada bir, bir şeyleri bilmek isterdi. Her insanda olduğu gibi.
Biraz daha sohbet edip işimize dönmüştük. Eve gitmek için sabırsızlanıyordum. İş yerim yürüme mesafesinde olsa bile artık arabayla gelebilirdim. Hepsi bana bağlıydı. Ve ben kararlıydım. O araba sürülecekti.
Çok geçmeden mutfağa Müdür girdi. Kapıya bakmamıştım başta. Alidir deyip geçmiştim. Kapı tıklayınca, bakışımı ondan yana çevirdiğimde anlamıştım kim olduğunu. Köpüklü ellerimle bedenimi o yöne çevirmiştim. Nevriye abla ve ben onun ne söyleyeceğini büyük bir dikkatle bekliyorduk.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Yunan Esintileri
RomansaGerek ailevi gerek arkadaş çevresinde oldukça sıkıntı yaşayan Esin'in pes etmeden kendi ayaklarının üstünde duruşuna büyük destek olan birisi vardı. Bu Adonisle Esin'in hikâyesi. Bu hikaye şiddet betimlemeleri, cinsellik, küfür ve/ya çeşitli yetişki...
