Hepinize tekrardan selamlar
Yeni bölüm sonunda sizlere kavuşabildi
•••
İşten zar zor kaçabilmiştim ve hızlı adımlarla eve koşturmuştum. Akşam oluyordu ve benim şu anda hazır olmuş olmam gerekiyordu. Saçımı kıvırıp yandan ayırmıştım. Bordo diz altı bir elbise altına ince topuklularımı giymiştim. Acele davranmaktan hazırlanma sıramı şaşırmıştım. Bu nedenle makyajımı en son yapıyordum. Odamdaki masam çok dağılmıştı hazırlanırken, makyaj malzemelerimi dağınıklığın içinde aramak zorunda kalmıştım. Abartı olmaması için çaba gösterip başarısız olduğum makyajıma uygun bir de takı takmıştım. Rujumu sürerken aniden telefonumun çalmasıyla sarsılıp rujumu taşırmıştım. Telefonuma göz ucuyla baktığımda beni karşılayan 'Adonis' yazısı paniklememe sebep olmuştu. Gecikiyor muydum? Açtığımda benimle konuşan adam beni almaya evimin önüne geleceğini söylemişti.
Babamı hiç görmemiştim.
Evde olsa bile bir şey demeden çıkacaktım.
Hemen yanıma bir de çanta alıp içine telefonum ve cüzdanım gibi önemli eşyalarımı koymuştum.
Topuklu sesleri çıkmasın diye çıkarıp ayaklarıma terlik takıştırmıştım. Hızlı adımlarla merdivenden indiğimde, içeriye, kapının kenarına terk ettiğim terliklere bakıp çalınmamalarını dilemiştim.
Topuklularımı tekrar giyerken, büküldüğüm yere doğru yoğun bir ışık gelmişti. Adonis olduğunu tahmin etmemek elde değildi. Aceleyle topuklularımı tamamen giyip arabaya fırlamıştım.
Sürücü koltuğundan kısa süreliğine ayrılıp kapımı açmıştı.
"Teşekkür ederim!"
Daha bir 'Merhaba' bile demeden teşekküre zorunlu kalmıştım. Keşke zorunlu kaldığım tek şey bunun gibi sadece teşekkür etmek olsaydı.
Arabaya bindiğim anda yine aynı parfüm vardı her yerde. Her yeri ustaca benimsemiş bir kokuydu bu. Acayip hissiyatlar uyandıran. Markası her neydiyse, çok güzeldi. Arabasına her gün de sıkmıyordur diye tahmin etmiştim. Kalıcıydı da yani.
Bu kokuyu nerede duysam zihnimdeki alarm bu kişiyi anımsamamı sağlıyordu. Benzer kokular dahi bana onu çağrıştırabiliyordu.
Arabayı sürmeye başlayan Adonis, mahalleden artık tamamen çıktığında konuşmuştu.
"Nasılsın, Esin?"
"İyiyim, sen nasılsın?"
Tam aklımdan çok sade bir konuşmaymış gibi geçirdiğimde, aniden atılmıştı.
"Ah, kaba olmak istememiştim, kusura bakma lütfen. Elin nasıl?"
Kaba değildi. Kaba olmamakla kalmayıp, aksine çok nazik davranıyordu.
"Gayet iyi, teşekkürler! Bugün çok işimi gördü."
"Sevindim!"
Yol biraz sürmüştü. O yolun ardından geldiğimiz yer büyüleyiciydi. Arabadan inen Adonisi biraz beklemiştim, çünkü -her ne kadar emin olmasam da- benim kapımı açacağını tahmin edebiliyordum. Kapımı beni daha fazla kuşkuda bırakmadan açtığında adımlarımı atıp inmiştim. Kapıyı kapattığımda, beni karşılayan güzel yere bakmaktan, kolunun üst kısmını bana yaklaştıran Adonisi fark etmemiştim. Farkına vardığımdaysa hemen kolumu onun kolunun arasına geçirmiştim. O bu akşam için lacivert yoğunluklu giyinmişti. Bende koyu kırmızı ve hafif mora yakın bir renk olan bordoyu tercih etmiştim.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Yunan Esintileri
RomantikGerek ailevi gerek arkadaş çevresinde oldukça sıkıntı yaşayan Esin'in pes etmeden kendi ayaklarının üstünde duruşuna büyük destek olan birisi vardı. Bu Adonisle Esin'in hikâyesi. Bu hikaye şiddet betimlemeleri, cinsellik, küfür ve/ya çeşitli yetişki...
