Tekrar ilk karşılaşmamızı yaşıyor gibiydim.
Tekrar.
Tekrar gece vakti.
Tekrar beni birilerinin elinden kurtarıyor.
Tekrar bilmediğim bir yerdeyim.
Tekrar birden bire ortaya çıkıyor.
Tekrar tanımadan beni koruyor.
Ama bir şey vardı.
Ben onu tanıyordum.
Herşeyine kadar. Her detayına kadar.
Sinirlenince şuan olduğu gibi seğiren kaşına kadar.
Cebinde olmasına rağmen sıktığına adım gibi emin olduğm ellerine kadar.
Ben onu kendinden bile çok tanırken o beni sadece zor durumda kalan bir kadın olarak görüyordu şuan. Ama hepimizi tanıyordu. Zihnin bir derinliklerinde. Umarım.
Ellerim ayaklarım boşalmış gibiydi. Ayakta duramadım ve düşmek üzereyken Mert beni sıkıca tuttu.
"Hatırladım sizi." Dediği şeyle gözlerim büyüdü. Mert'in kollarının arasından çıktım. Ona doğru adım atacakkem durdurdu beni.
Gözlerini kısıp hepimize baktı. Gözlerimiz birleştiğinde her şeyin rüya olduğunu sandım. Her şey çok saçma geliyordu. Beynim kabul etmiyordu artık. Öldü düşündüğüm adam karşımdaydı. Her gece onun için Ağladığım adam dimdik karşımdaydı.
" Az önce yanıma gelen çocuklar değil misiniz lan siz?" Bakışlarımı onlara çevirdim. İşim var dedikleri buymuş. Bana şizofren gibi davranırken kendileri buraya gelmiş.
"Oğlum siz geçen aylarda yanıma gelen değil misiniz? Bende bunları nereden gözüm ısırıyor diyorum." Konuşmasıyla bakışlarımı Kayra'ya çevirdim.
"Bırak beni." Dedim Mert'e bakmadan. Gözlerim hala ondaydı ve başka yöne de bakmaya niyetleri yoktu.
"Pınar hayır. Dur." Mert beni çekmeye çalıştı ama direndiğim için zorlanıyordu.
Hemen yanı başımdayken ondan uzak kalamazdım.
5 ay boyunca zaten yetrince kalmıştım. Ömrümden 5 asır gitmiş gibiydi. Her şey o kadar karanlıktı ki o 5 ay boyunca.
"Beni rahatsız etmeniz yetmedi şimdide gücünüz bir kadına mı yetiyor!?"
Beni hemen kolumdan tutub kendine çekti. Mert'in elleri kolumdaki hakimiyyetini kayb edib düşerken ben resmen onun göğsüne savruldum.
Bana dokunuşuyla sanki hayata dönmüş gibiydim. Kalbim durmuştu ve bir elektirik dalgası tekrar atmasını sağlamış gibiydi.
Ayaklarım beni taşıyamıyordu artık. Yere düşmek üzereyken beni belimden tuttu ve düşmemi engelledi.
Dokunuşuyla bütün sinir sistemlerim alt üst oldu ve kafam onun göğsünde kokusunu aldığım gibi hıçkırıklar içinde istemsizce ağlamaya başladım. Kokusu hala aynıydı.
Bir şey konuşuluyor muydu bilmiyordum. Sadece kendi sesimi duyuyordum.
"Pınar." Yaklaşan adım sesleri ile geri adımladım.
Daha doğrusu Kayra yürüdüğü için benide kendiyle yürütmüştü.
"Kız benle. İkileyin şimdi." Sesini daha yakından duyduğumda hıçkırıklarım gitmiş artık hırıltılı derin nefes alarak ağlamaya devam ediyordum.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
YENİDEN
Romancesevgilisi ile birlikte girdiği kazada sevgilisinin öldüğünü zann ediyordu Pınar. Taki tekrar karşılaşana kadar. ama bir problem vardı. sevgilisi hafızasını yitirmişti. Kendini tekrar hatirlata bilecek mi?
