Bölüm 17: Son Darbe

207 20 7
                                    


İyi okumalar:)

...

***

İsis, Sapphire'le birlikte okula döndüğünde uyuyan yılanını yatağına bıraktı ve sırt üstü koltuğa uzandı. Kalbi hâlâ deli gibi atıyordu.

Elinin tersiyle gözlerini kapatmıştı.

" Az kalsın onu kaybediyordum!"

Kalbindeki acı yoğunlaşmıştı. Göz yaşlarını daha fazla tutamamıştı. Adrian dışında kimseyle arkadaş olamamıştı İsis, konumu ve sorumluluğu yüzünden hiçbir zaman çocukluğunu yaşayamamıştı.

Hep güçlü ve dikkatli olmak zorundaydı. Onun yaşındaki çocuklar için İsis'in havası fazla ağırdı. Onun mutlak otoritesi ve karizması daha çocukken bile kendini belli ediyordu.

Ondan etkilenmeyen tek kişi Adrian Valentino'ydu. Çünkü o çocukken bile çok kaygısız ve umursamazdı. İnsanların ne düşündüğünü önemsemiyordu sadece kendisi için önemli olanlara odaklanmıştı.

Aisha o ikisinden uzakta büyüdüğü hâlde sık sık onları düşünüyordu. Bu dünya hakkında daha fazlasını öğrenmek istemesinin en büyük nedeni buydu.

Merakı en sonunda onu başkent Elmir'e bile getirmişti. Her ne kadar bunu kabul etmek istemese de. En başında hikâyeye karışmaması gerektiğini biliyordu. Bu çok riskli bir hamleydi.

Eris her ne kadar ana karakter olsa da sonuçta o bu hikayenin merkeziydi. Hâliyle tüm erkekler ve her türlü tehlike onun üstüne çekiliyordu.

Aisha, bunu bilmesine rağmen tehlikede olma ihtimaline hatta ölme ihtimaline karşı bile yine de Adrian ve İsis'le yakınlaştı. Onlarla tanışmak bile kaderi çoktan değiştirmişken ejderhaların sırlarını da ortaya çıkarmıştı.

Herşeyden önce Sapphire'in kurtarılması bile herşeyin değişmesindeki en büyük etkendi.

İsis son derece tedirgindi. Sapphire'in kalmasını sağladı ama her şeyi çözmüyordu. Durumu Valentino dükü Philip'le konuşup ondan yardım almayı düşünüyordu.

Sonunda gecenin ilerleyen zamanında Sapphire uyanmıştı. İsis'le konuşmak için tekrar bir insan oldu. İsis koltukta uzanmış kolunu gözlerinin üstüne koymuş bir şekilde uyumaya çalışıyordu.

Sapphire tatlı sesiyle konuştu:

" İ-İsis..."

Sapphire'i duyan İsis bir anda ayağa fırladı ve karşısında duran Sapphire'in ellerini tuttu:

" Sapphire! H-hadi gel şöyle oturalım."

Sapphire'i az önce uzandığı koltuğa oturttu sonra da mutfağına doğru yöneldi:

" Aç olmalısın hemen sana bir şeyler -"

" Aç değilim! Ö- önce, seninle biraz konuşabilir miyiz?"

İsis yutkundu. Ve yavaş adımlarla geri döndü. Omuzları eğilmiş yüzündeki umutsuz ve yıkık ifadeyi saklayamamıştı. Sapphire onu ilk kez bu kadar çaresiz görüyordu.

İsis tek kelime etmeden koltuğa oturup ellerini birleştirdi. Kafasını eğmiş her zamanki asil oturuşundan farklı olarak kambur oturmuştu.

( Sapphire) " Bana... Sapphire ismini mi verdin?"

" Evet...hım, sevdin mi?"

Sapphire gülümsedi:

" Evet çok güzel. Teşekkür ederim."

Romantik Roman Dünyasında Bir Türk!Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin