32

2.1K 129 83
                                        

İnanılmaz kaos dolu ve garip bir bölüm oldu ben de anlamadım. Ben sadece başını yazdım gerisi kendi geldi

Bu arada selam, nasılsınız? Çok çok uzun zaman oldu, gerçekten inanılmaz özledim siziÇok sohbete tutmayayım sizi hadi iyi okumalarrr<3

🎀Hayatınızın film şeridi gibi gözünüzün önünden geçtiği o meşhur anlar vardır ya... İşte şimdi tam da öyle bir andaydık. Gözümün önünde önce geçmişim sonra geleceğim geçti. Önce çocukluğumun mutsuz anları, sonra yeni hayatımı, mutlulularımı... en son da Demir abimin bizi yakalayıp çiğ çiğ yediği o karanlık gelecek.

Korkuyla Mete'ye baktım, onun da gözleri kocaman açılmış, yüzü bembeyaz olmuştu. Dudakları kımıldıyordu ama ses çıkmıyordu. Kalbim göğsümden fırlayacak gibiydi. Ne diyorsun Mete anlamıyorum zaten beynim ve vücudum alarma geçmiş, bir de kalkıp mucizevi bir şekilde dudak mı okumaya başlayayım

Demir abim karşımızda, kollarını göğsünde kavuşturmuş, kaşlarından biri havada, soğukkanlı bir katil edasıyla bakıyordu. Sesi yüksek değildi ama içimizi titreten o tavizsiz tonuyla konuştu."Cevap bekliyorum. Ahu, senin ev hapsin yok muydu?"

İçimden küfrettim. Bu ses tonu, kesinlikle "hadi bakalım, mezar taşınıza ne yazalım?" tonuydu.Mete bir adım geri attı, sağ ayağı sol ayağına takıldı ve düşmekten son anda kurtuldu. Gülmemek için dudağımı ısırdım ama sanırım başarılı olamadım. Dudaklarımdan küçük bir kıkırtı serbest kaldı. Harika... artık daha da sinirli bir Demir Koraltan vardı.,

"Abi biz... yani şey... bu... bu planlı bir şey değildi," dedim, kelimeleri ağzımda yuvarlayarak.Mete bir anda atıldı. "Hayır abi, yani evet, yani hayır! Ev hapsindeydi ama... şey... oksijen lazımdı. Evet, oksijen... Nefes alsın diye çıkardım ben."

Demir gözlerini kıstı.

"Oksijen almak için buraya geldiniz? Benim odluğum yere ve yüzünüzü siyaha mı boyadınız?"Yutkundum. Battıkça batıyorduk.

Korkuyla Meteye baktım, onun da bakışları bendeydi. İkimiz de korkudan ve telaştan nefes alamıyorduk.

"Cevap bekliyorum. Sadece doğru cevapları. "

Sesi yüksek değildi ama sert ve tavizsiz çıkmıştı. Her kelimeyi bastıra bastıra söylemişti özellikle de doğru kelimesini.

Demir abimin gözleri kısmış, bizi süzüyordu. Bizden bir cevap bekliyordu ama o cevap kesinlikle bizde yoktu. Ne diyecektik manitan olduğunu düşündüğümüz için seni takip ettik mi? Hayatta olmaz.

"Mete koş!" diye bağırdım ve Furkan'ın ellerinden kurtulup koşmaya başladım."Ne? Nereye? Abla beni de bekleee!" diye bağırdı arkamdan. Arkama bakamıyordum ama onun da peşimden geldiğine emindim.,

Merdivenleri iki üç basamak birden atlayarak indik. Furkan da bizimle beraber koşuyordu ama bizim aksimize o kaçmak için değil yakalamak için koşuyordu. Onu yavaşlatmak için elimdeki çantayı onun suratına fıtlattım. Bunu beklemiyordu, zaten yüzüne aldığı şeyle tökezleyip düşmüştü. Oh az bile oldu sana Furkancık, diye içimden geçirdim..

Sokağa çıktık, deli gibi koşuyorduk. Siyah kıyafetlerimiz, simsiyah makyajımızla adeta bir gotik müzik klibi gibi görünüyorduk. Herkes bize bakıyor, bazıları dua ediyordu. Sanki şeytanız da bizi korkutmak ve kaçırmak için dua oluyorlardı. Sabır çekerek koşmaya devam ettim.

Bir köşe başında nefes nefese durduk, sırtımızı rastgele bir binanın kapısına yasladığımızda ikimiz de ellerimizi dizlerimize koyup nefeslenmeye çalıştık.

"Abla biz niye kaçtık? " Metenin sorusuyla kafamı kaldırıp ona baktım. Haklıydı, biz niye kaçtık?"Bilmiyorum. O an en mantıklısı oydu gibi geldi."

KORALTANLARHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin