3.3

913 64 31
                                        

Taslakta şöyle bir şey kalmış. Bu bölümü daha uzun yazmak istediğim için paylaşmamıştım ama madem bugün tekrardan bir araya geldik onun şerefine bölümü salıyorum. Bundan sonra muhtemelen bir bölüm gelir ve sonra finali yayınlarım.

🌕

Acıyı unutmak için maskelere sığınırız bazen, çığlıklarımızı gülümsemelerimizdeki çizgilere gömeriz. Kimse bilsin istemeyiz ama bilen birilerinin özlemiyle de yanıp tutuşuruz.

Sonra bir noktada maskeler dar gelmeye başlar.
Gülümsemeler çatlar, çığlıklar dışarı sızar ve anlarız; acı unutulmaz, sadece şekil değiştirir.
Suskunluğumuza, bakışımıza, hatta nefesimize siner.

O orda yokmuş gibi davranırsam belki bir gün yok olur diyerek yıllarca acılarımı yok saydım, boğazıma anlatmak istediklerim dizilirken kahkahalarımla durdurdum onları.

Şimdiyse aynadan bedenimdeki morlukları çiçeklere çevirişime bakıyordum. Böyleydi Ahu Koraltan, acıyı eğlenceye çevirirdi.

Bazen bazı anıları unuturdum; tabağa koyduğum yemeği, açık bıraktığım kitabı, konuşmam gereken konuları, yaptığım dedikoduları...

Bazen birkaç saat ileriye atlardım, bazen de günlerce...

Zaman, benden izinsiz akıp giderdi. Ne dünü hatırlayabiliyordum ne de bugünü tam yaşayabiliyordum. Ailem adımı söylüyor, bana ulaşmak istiyorlardı ama ben karanlığa çekildikçe çekiliyordum.  Hafızam bir savaş alanıydı ve ben her sabah kaybetmeye gittikçe yaklaşıyordum.

Bir hafta geçti, meteyle başımıza açtığımız dertten kurtulalı bir hafta. Berk abime yakalandıktan sonrasını hatırlamıyordum. İlk zaman atlamasını o gün yaşamıştım ve o günden sonra sürekli yaşamaya başlamıştım bunu.

"Mete?"  diye seslendiğimde yatağımda uzanmış Mete meraklı gözlerini telefonundan kaldırıp bana çevirdi.

"Efendim abla"

"Hani Berk abim bizi yakalamıştı ya düğünde, sonra noldu?"  

"Abla dedim ya" metenin sesi bıkkın çıkmıştı.

"Yine de Mete. "

Gözleri artık bıkkın değildi, şüpheyle bakıyordu. Her seferinde neler olduğunu meteye anlattırıyordum belki hatırlarım diye.

"Berk abim geldi afedersin ağzımıza sıçtı. Küfür kıyamet sonra biz karakola gittik. İfade verdik sen tabi korkudan dilini yutmuştun."

Hayır dilimi yutmamıştım... Belki de yutmuştum. Hatırlayamadığım anlarda acaba ne yapıyorum sorusu beynimi kemirip duruyor, acaba o an ne düşünüyordum diye geceleri sabah ediyordum? Acaba o an  farkında mıydım unutacağımın?

"Sonra babamlar geldi herkes ayrı kızdı. Sen yine hiçbirine tepki vermedin. Tabi bizimkiler senin bu halini görünce çok üstüne gelmediler sanırım korktuğunu düşündüler. Valla hakkını vereyim çok iyi taktik abla."  ellerini omzuma atıp yanağımı öptü Mete.

"Peki hiç mi konuşmadım?"

"Hayır abla tek kelime etmedin, eve geldikten sonra da odana geçip uyudun. Ben taktik olduğunu anladığım için endişelenmedim ama bizimkiler baya endişelendi."

Endişelendiklerini biliyordum, sabah uyandığımda herkes üzerime titremiş sürekli nasıl olduğumu sorup durmuştu. Ben ise neler olduğunu anlayamadığım için hiçbir cevap verememiştim ve bu onları daha çok korkutmuştu. Mete gelip oyunumu bitirmem gerektiğini söyleyene kadar da sessiz kalmıştım. Meteden hatırlayamadığım anların her detayını öğrenmiştim.

KORALTANLARHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin