Aldığı her bir nefes canını yakıyordu sanki. Panikle girdi içeri. Kollarımdan tutup koltuğa oturmamı sağladı.
"Ben..." dedi.
"Çok kötü bir şey yaptım, yıllar önce" diyerek ekledi.
Onun hep iyi bir çocuk olduğuna şahitlik etmiştim. Kimseyi bilerek kırmaz, üzemezdi.Konuşmama izin vermeden devam etti.
"Yıllar önce, senden sonra.."
Söyledikleri beni daha da fazla meraklandırıyordu. Daha fazla sabredemeyerek;
"Sakin ol. Hadi anlat ne oldu?" diyerek söze giriştim.
Gözlerini kapatıp derin bir nefes aldıktan sonra dudaklarını araladı, anlatmaya başladı.
"Seninle konuşmayı bıraktıktan sonra kendimi bir süre toparlayamadım. Yaptığım çoğu şey seni hatırlatıyordu. Keyif de almıyordum zaten sen olmayınca.
Belki hatırlarsın bir çocuk vardı eskiden.
Çınar.
Kavga ederdim hep onunla. O gün kötüydüm biraz. Yürümek, hava almak ve seni düşünmek için dışarı çıktım. Biraz yürüdüm, düşünebildiğim kadar çok anılarımızı düşündüm. Seni özlediğimi farketmiştim zaten fakat o gün çok farklıydı. Bir dönüm noktası...
Hava serinleyince yönümü değiştirip eve doğru yürümeye başladım ki Çınar geldi yanıma. Uğraşmak istemedim. Söylediklerine aldırmadan geçtim yanından. Onu umursamamış olmam onu daha da kızdırmış olacak ki üzerime atladı. O güne kadar kavgalarımız iki yumruk ve birkaç laf atışmasından başka bir şey değildi. Biz kavga ederken, kim olduğunu yüzünü görene kadar anlamadığım bir adam ayırdı bizi.
Üvey abim.
Sana pek bahsetmedim ama pisliğin tekidir.
Herneyse, ayırdı bu bizi ama Çınar, abimi çağırdığımı falan sandı herhalde. Cebinden çıkardığı küçük bir bıçağı bize doğrulttu. Onun o bıçağı benim vücuduma sokabilecek kadar cesur biri olmadığını biliyordum. Fakat işler pek benim düşündüğüm gibi gitmedi."
Bıçak kısmını anlatmaya başladığında korkmuştum fakat geçmişteki bir olaydı bu. Benim kirli bir geçmişim varsa onun da olabilirdi. Önemli olan şu an birlikte ve tek parça halinde olmamızdı.
"Çınar bıçağı sallayarak bana yaklaştı. Nefesini duyacak mesafeye gelene kadar ciddi olduğunu sanmıyordum. Kolunu arkaya doğru gerdi ve bıçağı vücuduma sokmak için bir hamle yaptı. Ben ise öylece duramazdım. Bıçak olan elini kavradım, bileğini o kadar sıkı tutuyordum ki damarlarım belli oluyordu. Üvey abimse yanımda şaşkınlığı yüzünden okunan bir vaziyette öylece dikeliyordu.
Sımsıkı kavradığım bileğindeki bıçağı aldım. Üvey abim şaşkınlığından kurtulup bana yardım etmeye karar verdiğinde bıçağın ve Çınar'ın kolunun hakimiyeti tamamen bendeydi.
Gözlerimi Çınar'ın gözlerine diktim. O kadar öfkeyle bakıyordu ki...
Bana yenilmekten gerçekten nefret ediyordu.
Çınar beklenmedik bir hamleyle elimdeki bıçağı almaya çalıştı. O karmaşa içerisinde bıçak Çınarın göğsüne yerleşti."
Anlattıklarına inanamıyordum. Ege nasıl böyle bir şey yapmıştı? Kazayla bile olsa...
"Çınar saniyeler içinde yere devrildi. Abim yanına diz çöküp bıçağı Çınar'ın göğsünden çıkardı. O da benim gibi "Ege nasıl böyle bir şey yapar?" düşüncesindeydi. Eğer bunu abim yapsaydı nasıl sorusu sorulmayacaktı. O suçluydu. Bense örnek öğrenci.
Birkaç dakika sonra ambulansı aradık. Ambulans geldiğinde Çınar çoktan ölmüştü. Polisler ve ailemiz de işin içine karışınca olay gitgide büyüdü. Küçük bir olay da değildi. Karakolda ifadelerimiz alındıktan sonra annem bizimle özel olarak konuşmak istedi. Ona olan biten her şeyi anlattım. Katilin ben olduğumu. Kadıncağızın gözlerindeki o acı hiç gitmez aklımdan.
Anlattıklarımın ardından biraz düşündü. Sonra ani bir hareketle
"Sen öldürmedin!" dedi.
"Anne ben yaptım." dedim. Üzülmesini istemezdim fakat gerçekleri inkar ederek değiştiremezdik.
"Hayır!" diyerek devam etti;
"Abin... Onu Deniz öldürdü. Sen masumsun. Hakime de böyle söyleyeceğiz. Sen masumsun."Son cümlesinde ağlamaya başlamıştı. Üzülmesine daha fazla dayanamayarak kabul ettim. Onu sakinleştirmeye çalıştım. Ağlaması durduğunda tekrar konuşmaya başladı.
"Hem sen okuyorsun güzel bir meslek edineceksin, başarılı olacaksın. Deniz ise daha önce de suç işledi. Mesleği de yok. Öylece geziniyor hep etrafta. Ben bunu halledeceğim sen düşünme." dedikten sonra yavaşça kalktı oturduğu sandalyeden.
Mahkeme çok uzamadı. Annem ne yaptı bilmiyorum fakat suçlu bulunmadım. Benim yerime katil, suçlu ve 10 yılı hapiste geçen abim olmuştu."
Söylediği her bir cümle durumu daha da karmaşık hale getiriyordu. Sessizliğimi sürdürmeye devam ettim. Ne söyleyebileceğim hakkında en ufak bir fikrim yoktu.
"Şimdi ise" dedi. Derin bir nefes alıp devam etti konuşmasına.
"Çıktı hapisten. Benden intikam alacağını, gerekirse bunu yapmak için bir 10 yıl daha yatacağını söylüyor."Anlatmasını bitirdiğini belli eden bir sessizlik yarattı. Ne söylemem gerektiği hakkında en ufak bir fikrim yoktu. Fakat bu sessizlik sinir bozucuydu. Düşüncelerimi duymuşcasına sessizliği o böldü.
"Ben abimin hapse girmesini gerçekten istemedim. Katil benim. Yani yanlışlıkla olsa bile Çınar'ı öldüren benim. Asya, bunları artık bilmene rağmen benimle görüşmek istiyor musun?"
Yüzü endişeyle kaplanmıştı ve benden bir yanıt bekliyordu. Onu geçmişiyle yargılayamazdım. Ne olduysa olmuş ve bitmişti. Kimseyi geçmişiyle yargılayamazdım çünkü onları çok iyi anlayabiliyordum. Ege'ye doğru dönüp;
"Saçmalama. Tabiki seninle görüşmeye devam edeceğim. Hem ne olmuş yani birini öldürmüşsen? Ayrıca bana anlattın değil mi? Annen yüzünden vicdan azabı çekme. O da senin iyiliğini düşünmüş. Abine gelince ise üvey de olsa senin abin. Yani seni öldürebileceğini falan düşünmüyorsundur umarım. Ayrıca herkesin geçmişi mükemmel olacak diye bir kural yok. Mesela benim de geçmişimde bazı lekeler var."
Ege söylediklerime karşılık gülümsedi.
"Peki sen anlatacak mısın bana, o lekeleri?" diyerek gülümsemesini sürdürdü."Üzgünüm fakat şimdi değil" deyip yanımda bulunan yastığı kafasına fırlattım.
Neye uğradığına şaşırmış olsa bozuntuya vermedi ve o da bana bir yastık fırlattı. Bense bunun bir savaşa dönüşeceğini ve evin dağılacağını bildiğim için devam ettirmedim.
Egeyle dost olmayı gerçekten özlemişim.
Biraz daha sohbet ettikten sonra gitmeye karar verdi. Ben de o gittikten sonra Özgür'ü aradım.
"Efendim?" diyerek açtı telefonu.
"Mal getircek misin yarın?" Sorumun ardından bir sessizlik oluşmuştu. Bu sessizliğin nedenini ise adım gibi biliyordum. Annem bana bir psikiyatrist ayarlamıştı. Üzülmesin diye gidiyordum fakat madde kullanmayı bırakmamıştım, gayret ettiğim de söylenemezdi. Özgür de bunu biliyordu. O da bağımlı olmamı istemiyordu fakat kendisi için yapmadığı şeyleri bana yaptırmaya çalışıyordu. Bugün bu uzun sessizliklere tahammül edemiyordum. Konuşmaya başladım."Özgür? Biraz getir bari."
"Bakarız" deyip telefonu yüzüme kapattı.Bağımlı olmak kendimi iyi hissettiriyordu. Birkaç saat de olsa dünyadaki çoğu şeyi umursamayıp eğlendiğim o dakikaların ardından ataklar geçirsem de ben bu şekilde muyluydum.
