Araba yolculuğu sandığımın aksine oldukça sakin geçti. Çünkü Tuna gözlerini kırpmadan, tüm yol boyunca bana baktığı için utancımdan tek kelime edemedim. Sadece rahatsızca kıpırdandım durdum.. Vardığımızda, bu delici bakışlardan kendimi kurtarmak adına arabadan hızla indim ve eve yollandım gereksiz bir telaşla."Anahtarın var mı?"
Tuna radarlarına yakalanmama planım bu salaklığım nedeniyle başarısızlıkla sonuçlandı. Haklıydı, benim kendime ait anahtarım mı vardı ki! Ozan ve Gizem'in , poşetleriyle beraber çoktan evlerine girdiğini idrak etmemle bahtsızlığım combo yapmış oldu tabii.
Gene sana kaldık be Tunaconcon..
Yavaş yavaş ona döndüm, gelmesini beklediğimi anlaması için. O ise cebinden çıkardığı şeyi aniden bana doğru fırlatmayı tercih etti. Hatta öyle bir fırlattı ki çıkardığı sesten ne olduğunu anladığım anahtar, uzattığım elime değil kafama geldi.
"Şeytan mı taşlıyorsun be?" diye böğürdüm sinirle. Tuna'ysa umursamazca omuz silkti ve arabanın bagajından bizim evimize ait eşyaları çıkardı. Daha sonra poşetlerin hepsini kaldırdığı gibi eve yöneldi ve yanımdan geçerken omuz atmayı ihmal etmedi.
Sümsüğü kafana indirirsem görürsün omuz atmayı!
"Yazın dikilirsin orada!''
''Yozon dokolorson orodo(!)'' diye sessizce söylendiğim sırada duyduğunu belli edercesine yapay bir şekilde öksürünce onu öldürme planlarımı bir kenara bırakıp eve yöneldim. Bıkkın bakışları altında anahtarı bir türlü deliğe denk getirememiştim. Sinirle anahtarı hiç olmadık yerlere bastırmaya başladım. Hatta bir ara gözetleme deliğine bile sokmaya çalıştığımı itiraf etmeliyim.
Anahtar bozuk, sorun kattiyyen bende değil. Kabul etmiyorum, nö.
Kesin bana işkence olsun diye yanlış anahtarı vermişti bu izbandut! Sinirli sinirli ona baktım bu sefer tek kaşımı kaldırarak. Ne var der gibi gözünü kırptı.
"Yanlış anahtar verdin değil mi?"
İnanamıyormuş gibi açtı ağzını. Daha sonra 'Ben bu malla aynı gezegende mi yaşıyorum?' bakışlarından birini atarak elimdeki anahtarı nazikçe(!) aldı.
"Evet komplo kurdum sana. Dedim ki Fazel kapıyı açamasın, çıldırsın.O çıldırırken de benim poşet taşıyan ellerim kopsun dedim."
Benim şüpheli ve tek kaşı kalkmış 'Sana inanmıyorum girizikali' bakışlarıma karşı oflayarak poşetleri yere bırakıp arkama geçti. Kafasını yanımdan, usulca uzatarak anahtarı deliğe soktu. Ben ise öylece kalakalmıştım! Nefesi çıplak omuzuma vuruyordu ve midem resmen bükülüyormuşçasına kasıldı aniden. Bu sırada o kadar yakındık ki bir anlık nefesim kesildi. Bunu yaparken anahtar deliği yerine neredeyse gözünü kırpmadan bana bakması da buna tuz biber oluyordu.
İki saniye önce Tuna için Çin işkencesi planları kuran Fazel'in ruhuna El Fatiha gençler..
Çekingen bir ifadeyle gözlerimi gözlerine sabitlemişken kapıdan gelen tık sesiyle Tuna benden uzaklaştı ve poşetleri de alıp içeri geçti. Ben hala olayın şokunda olsam gerek kalakalmıştım. Şu an kendime ağız burun dalmak istiyordum çünkü kapı açılmadan önce Tuna'nın yüzüne yerleşen o çarpık ve alaylı gülümsemenin sebebi tamamen bendim. Kendini beğenmiş ego yığını izbandut hissetmişti bendeki bu hallenmeleri!
"Kapıyı suratına kapatmamı istemiyorsan orada durmayı kes! Dünkü kadar insaflı olmam Kızıl."
Al işte, başa sar Kadri ağabey!

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Özgür Ruh
HumorFazel ile tanışın! Kendisi dünya zaman birimine göre 19 yaşında. Farklı bir evrendeki gereksiz bir boyutun gereksiz bir ütopyasında sıradan bir görevli. Hatta o kadar sıradan ki onu niteleyen özel bir adı bile yok(!) Kendisi memeliler familyasının g...