İyi okumalaaar!
#
"Çabuk buraya gel!" dedim işaret parmağımı koltuğun arkasına saklanan Tuna'ya sallayarak.
"Geleyim de kulağımı ısır değil mi? Nah gelirim ben oraya!"
Yakalamak için bir hamle yaptım ama öbür koltuğun arkasına kaçtı hırbo. Sinirle bir çığlık attım.
"Göstereceğim ben sana hıyarı!" dedim elimdeki boş kutuyu sallayarak. Tuna ise gülerek omuz silkti ve elindeki hıyardan bir ısırık daha aldı. Tımarhaneye yollatacaktı bu herif beni!
"Ya küçük bir şaka yaptık işte! Ne büyütüyorsun bu kadar? Hem sen hıyarın kilosunun bu devirde ne kadar olduğunu biliyor musun?" diye bağırıp kaçmaya devam ederken elimdeki kutuyu siktir edip ayakkabımı çıkardım ve ona fırlattım. Ama vaktinde koltuğun arkasına eğildiği için ayakkabı köşedeki vazoya çarptı.
Parçalar çevreye saçılırken varlığından birhaber olduğum vazoya 'Allah rahmet eylesin, iyi bilirdik..' bakışımı attım ve Tuna öküzüne geri döndüm.
"Ayol ne oluyor burada!" diyen ses merdivenden usul usul inen Aysel Sultan'dan başkası değildi. Hepsi senin yüzünden oldu zaten Aysel Sultan'ım. Yaktın beni!
Ben sinirle soluyup Tuna'ya öldürücü bakışlar atarken o koşarak Aysel Sultan'ın yanına gitti.
"Ya bu Fazel şakadan hiç anlamıyor gönlümün validesi.." dedi yapay bir üzüntüyle.
Şeytan bu çocuk, bildiğin şeytan! Gönlümün validesiymiş(!)
Sulu bok işte n'olucak!
"Gösteririm şimdi ben sana şakayı! O hıyarı ben gö.." Sözün devamını kaşlarını çatarak bekleyen Aysel Teyze'yi farkedince zoraki yutkundum.
"Gö-gözüne sokacağım diyecektim.." dedim mahçupça sırıtarak. Daha sonra hemen Tuna'ya döndüm tüm agresifliğimle.
"Bu oğluşun bana hediye diye hıyar verdi Aysel Sultan! Telefon kutusunun içine hıyar koymuş! Ben de kutunun içine kendisini koyup iade edeceğim aldığı firmaya." diye tısladıktan sonra Aysel Teyze'nin arkasındaki Tuna'ya atıldım. Tabii Aysel Sultan 'Oğluşumu ellettirmem!' der gibi elle müdahaleye girişti.
"Küçücük kızdan mı kaçıyorsun oğluşum? Hem bu kızın yüzü gözü ne!" dedi yadırgar gibi Tuna'ya. Bu sırada ben ataklarıma devam ettiğim için beni zaptetmeye çalışıyordu.
"Aslında şurada ağzını burnunu kırardım da sevgilim diye kıyamıyorum(!)" diyen Tuna'ya öbür ayakkabımı da fırlattım.
Tam isabet!
" Ah! Ama o bana acımıyor işte. Kaçmayayım da ne yapayım gönlümün sultanı Aysel Teyzem!" dediğinde çoktan merdivenleri birer ikişer çıkmaya başlamıştı.
Aysel Teyze'yi sollayıp Tuna'nın peşinden koştuğum sırada Aysel Teyze arkadan sabır çekiyordu. Girdiği odaya daldığımda onu naylonlu yatakta hıyarının(!) son parçasını ağzına atarken yakaladım.
"Boğazında kalır inşallah!" dememe kalmadan Tuna'yı öksürük krizi tuttu.
"Gördün mü bak? Buna karma diyorlar!" diye mırıldandım ellerim belimde, bilge bir edayla.
Şakayı bırakalım bu çocuğun yüzü niye kıpkırmızı oldu ya!
"Tuna!" dedim kafasını kavrarken. "Ay boğuluyor musun?"
Bendeki de soru! Ölüyor Ruh-u Özgür'cüğüm!
"Dur ben şimdi kurtarırım seni!" diye dehşet içinde bağırmamla arkasına geçmem bir oldu. Kollarımı karın boşluğuna sardım ve ani baskıyla kendime çektim.
Bilinçsizce, kendimi bu işe odaklamış bir şekilde Tuna'yı ardarda kendime çekip bırakırken Tuna'nın ağzından çiğnemeden yutmaya kalktığı hıyar parçası çıktı.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Özgür Ruh
HumorFazel ile tanışın! Kendisi dünya zaman birimine göre 19 yaşında. Farklı bir evrendeki gereksiz bir boyutun gereksiz bir ütopyasında sıradan bir görevli. Hatta o kadar sıradan ki onu niteleyen özel bir adı bile yok(!) Kendisi memeliler familyasının g...