Çek şu ayaklarını!" diye tısladım alnımdaki teri silerek. O ise ayaklarını masanın üstüne atıp beni takmayarak kumandayla zap yapmaya devam etti.
Daha yeni sildim lan ben oraları!
"Maç var kızım! Git başka tarafı süpür!" dedi yüzünü televizyondan ayırmadan.
Evet.. Beklediğinizin bu olmadığını biliyorum ama tam bir haftadır bu şekildeydik işte. Ara sıra didişiyor, iş bölümü yapıyor ve yine didişiyorduk. Sınırları zorlamamaya özen gösteriyorduk tabii. Yine de gıcıklığından ödün vermiyordu pabucumun Özgür Ruh'u!
"Ya bak, süpürmem sonra sana kalır evi süpürme işi, deli etme beni! Zaten süpür süpür bitmiyor koca ev, geçirirsem görürsün şimdi sana şu süpürge sapını!" Tehdit edercesine kaldırdım süpürgeyi. Gerçi benimki de tehdit(!) şeytan diyor aç kapağı, geçir kafasına toz torbasını da aklı başına gelsin ama yemiyor işte..
Bana senden tiskiniyorum temalı bakışlarından birini attıktan sonra bıkkınlıkla oflayıp kumandanın kırmızı tuşuna basarak kapattı televizyonu. "Yok yok.. Burada maç falan izlenilmez! Süpürgeyi geçtim, senin çenene katlanamam!" dedikten sonra köşedeki ceketini alıp dışarı çıktı. Aslında bana sinirlenince yaptığı tek şey ceketini alıp dışarı çıkmaktı ve belirtmek isterim ki düzenli olarak günde sekiz kez ceketini alıp çıkıyor..
"Ya, neden her kavgada evden ayrılan ben oluyorum kızım?! Gitmiyorum dışarı!" diye atar yaptı içimden geçenleri okumuşçasına. Daha sonra eline aldığı ceketi daha yeni topladığım, bakın altını çiziyorum yeni topladığım fortmendoya atarak birkaç montun daha düşmesini sağlayıp onları toplamadan kanepeye dışarıda giydiği ayakkabılarıyla yayıldı ve aynı tuşla yeniden açtı televizyonu..Ayağımdaki terliği kavradığım gibi geçirdim bacağına.
"Ben oraları ne kadar zorlukla sildim senin haberin var mı? Bak hala çekmiyor ayaklarını, koparırım oğlum o sırık ayaklarını senin! Dellendirme beni, bak bana psikopat domates derler, çarparım ağzının ortasına iki tane zor toplarlar seni buradan.. "
Makineli tüfeğe bağlamış çenem ve taramalı tüfeğe bağlamış peluş terliğimle acımadan vurduğum darbelere karşı yaptığı tek şey göz devirmekti. Sinirlerim iyice zıvanadan çıkınca televizyonun önüne geçtim ve dil çıkardım yüzüne doğru. Birkaç defa zap yapmaya çalışsa da uyduyu kapattığım için bir işe yaramadı. Öfkeyle tuşlara basarken bir anda ayaklanıp arkama geçmeye çalışınca ben de onunla aynı yöne gidiyor, yolunu kesiyordum.
"Ya çekil şurdan bak, Galatasaray'ın maçı lan bu, deli midir nedir?"
Ya sen ki Ruh-u Özgür'sün, kainatın efendisisin, ne demek Galatasaray'ın maçı var ya! Nasıl bir adaptasyon geçirdin de halis mulis XY kromozomlu Türk oldun?? Bu nasıl hayat?
"Çekilmiyor musun?"
"Çekilmiyorum!" Kollarımı kararla kavuşturdum ve burnumu havaya diktim.
"Demek çekilmiyorsun.."
"Aynen öyle.."
"İyi o zaman, ben de yeni bir çözüm yolu denerim.." dedi ve yerinden doğrulup beni kolumdan çekerek yanına oturmamı sağladı. Çok yakınına hem de.. Küçük bir çığlık attım kollarının arasında olduğumu idrak ederken.
''Ne yapıyorsun?"
Kolunu omzuma atıp beni kendine güçlüce çekerek kımıldama olanağımı tümüyle yok etti Tam bu sırada maç başlamıştı.
"Maç izliyorum işte." dedi yüzünü televizyondan ayırmadan. "Ne zaman yakın temas kursak anca susuyor o akülü çenen. Şimdi doksan dakika kal böyle bakalım.."

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Özgür Ruh
HumorFazel ile tanışın! Kendisi dünya zaman birimine göre 19 yaşında. Farklı bir evrendeki gereksiz bir boyutun gereksiz bir ütopyasında sıradan bir görevli. Hatta o kadar sıradan ki onu niteleyen özel bir adı bile yok(!) Kendisi memeliler familyasının g...