Medyada Tuna, Fazel, Gizem ve Ozan'ın kaldığı ev :')#
Tuna'ya sinirimden söylediğim cümleden sonra Gizem'in bana 'seni gidi' bakışları atmasıyla beyefendi iyice çıldırmıştı. En son alnındaki damar infilak ediyordu neredeyse. Elini saçlarına daldırıp sakinleşmeye çalışırken kafedeki bir çok kızın melün melün ona bakması daha bir dehşete düşmemi sağlamıştı.
Allah aşkına, inek değil miydi ya bu çocuk? Kim, hangi ineğe "Gözlerimle senin o güzel poponu şaplaklıyorum." manasında bakışlar atar?!
Sadede gelirsek Gizem'i kolundan kavrayıp dışarı çıkarmış ve ben kırk küsür insan tarafından incelenmeye alınmıştım. O an moda projesinden çok uzaydan gelen yabancı cisimler projesi gibi hissettiğimi itiraf etmeliyim. "Ya aslında saçlarım sarıydı da yörüngeye girince böyle oldu." desem yiyecek vaziyetteydiler.
Bana asırlar gibi gelen yirmi dakika sonunda; Tuna bezmiş, Gizem zafer kazanmış bir ifadeyle içeri girdi. Yarım saat sonra da Tuna'nın arabasıyla -dikiz aynasından bana attığı ölümcül bakışlardan söz etmeme gerek var mı bilmem- eve gelmiş bulunmaktaydık. Evin önünde Gizem, Ozan denen çocukla yaşadığı kısma girmiş, ben ise tam bana ayrılan Tuna'nın evine girecekken Tuna kapıdan geçmeme izin vermemişti.
Tuna'nın öküzlüğüne geçmeden önce, evden bahsetmek gerekirse adeta küçük bir cennetti benim için. İlk gün hiç uyumadığım için her an yere yığılabilecek durumdaydım. Uyuyabileceğim bir yer olsun yeter diye düşünmüştüm sadece. Ama kapıdan ilk adımımı attığım an tüm uykum uçup gitmişti. Kocaman avlusu bile büyüleyiciydi. Taşlarla bezenmişti. Avlunun sonundaysa gördüğüm evin ihtişamına kapılmıştım bir kere. Ben karşımdaki eve edepsiz bakışlar atarken Tuna kolumu dürttü sertçe.
"Şu yan kapıyı görüyor musun?" dedi işaret parmağıyla soldaki kapıyı göstererek. Önündeki kapıyı açmış, içeri girmişti. Düşüncelerimden sıyrılıp gösterdiği kapıya bakmak için sağa eğildim.
Kapısı bile yakışıklı ya evin!
Başımı hızlıca salladım gereksizce gülümserken. Fakat o moron bakışlarını bozmadan "Heh, işte o kapıdaki paspasta yaşayabilirsin. Hadi güle güle." dedikten sonra tek kelime etmeme izin vermeden kapattı kapıyı.
ŞAK DİYE!
YÜZÜME!
Değil atar yapmak, tepki vermeye bile fırsat bulamamıştım! Gözlerimi irileştirip birkaç dakika kapattığı kapıyla bakıştım mal mal. 'Ben öbür kapıdan daha yakışıklıyım..' dercesine parlıyordu cilasıyla.
Ve şimdi.. Hesaplarım doğruysa tam üç saat, on üç dakikadır işaret ettiği paspasta bağdaş kurmuş, Tuna'nın insafını her saniye azalan bir umutla bekliyordum.. Hava tamamen kararmış, yıldızlar birer birer ortaya çıkmaya başlamıştı. Derin bir iç çekip esnediğim sırada solumda kalan kapı usulca acıdı ve ortaya poposunu kaşıyan bir adet Tuna çıktı. Sırtı bana dönük, elindeki çöpü diğer tarafa bıraktıktan sonra eve girmek için arkasını döndüğü sırada aniden karşısında beni görünce "Siktir!" diye tısladı ve geriye doğru sendeledi.
Başparmağıyla damağını yukarı ittirdiğinde "Geber inşallah!" diye sövdüm içimden. Tuna'nın ani küfürlerine karşı yavaş yavaş bağışıklık kazanmam gerekiyordu. Çünkü herif her şeye refleks olarak küfrediyordu azizim!
"Sen hala burada mısın?"
Yok, paralel evren hologramıyım ben, soruya bak.
"Son holo bordo moson?" diye çemkirdim aksi ve abartılı mimik kullanarak. "Burada yaşayabileceğimi söylemiştin."Paspasın üzerinde kısa bir süre göz gezdirdim. "Dediğini yapıyorum."

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Özgür Ruh
HumorFazel ile tanışın! Kendisi dünya zaman birimine göre 19 yaşında. Farklı bir evrendeki gereksiz bir boyutun gereksiz bir ütopyasında sıradan bir görevli. Hatta o kadar sıradan ki onu niteleyen özel bir adı bile yok(!) Kendisi memeliler familyasının g...