Fazel ile tanışın! Kendisi dünya zaman birimine göre 19 yaşında.
Farklı bir evrendeki gereksiz bir boyutun gereksiz bir ütopyasında sıradan bir görevli. Hatta o kadar sıradan ki onu niteleyen özel bir adı bile yok(!)
Kendisi memeliler familyasının g...
"İnmeyeceğim.. Sana o cümleyi söylettirmeden inmeyeceğim!" dedim sinir bozucu bir gülümsemeyle ellerimi kucağımda kavuşturarak.
Sabır diler gibi gözlerini arabanın tavanına dikti. Tam yirmi üç dakikadır inmemekte diretiyordum. Çevredekiler Tuna'nın arabasını biliyor olacak ki dönüp dönüp bakıyorlardı.
"İnmezsen seni aşağıya atarım!"
Yapardı valla!
"Beni aşağıya atarsan evde parti yaparım ve içki servisini senin odandan yaptırırım. Odanın çevresi kusmuk dolar ve tam bir ay boyunca o kokuyla yaşarsın." diyerek meydan okudum.
"Sen var ya, cadısın cadı! He, iyi hatırlattın. Akşam eve gelince seninle bir şey konuşmalıyız. Şimdi iniyor musun, inmiyor musun?" dedi bıkkınlıkla. Acaba ne konuşacaktı.
"Ne var ya iyi şans dilesen! Bir tarafın mı şişer?İstemiyorum tamam ya! Ben kimim ki zaten!" gibi duygu dolu(!) bir tripten sonra hızla arabanın kapısını açıp, sertçe çarparak üniversitenin girişe yöneldim. Bir de kapıyı açarken kahkaha attı ya!
Herife bak!
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
"Fazel!"
İki farklı ses adımı andığında ilk önce arkamda camını sonuna kadar açmış Tuna'ya, daha sonra üniversite kapısından çıkan Baran'a çevirdim bakışlarımı. Arkama dönerek "Ne var! diye tısladım Tuna'ya. O ise okul kapısında doğruca bize bakan Baran'a dikti gözlerini. Yüzündeki gülümseme soldu yavaşça. Sabırla ne söyleyeceğini bekledim.
"Akşam geç kalma." dedi sıkıntılı bir sesle. Söyleyeceği şeyin bu olmadığına emindim. Çünkü kahkaha atarak açtığı pencereyi o donuk ifadesiyle kapatarak otoparka yöneldi. Üniversitenin kapısına ger dönüş yaptığımda, birçok gözün üzerimde olması nedeniyle rahatsızca kımıldandım ve Baran'ın yanına yürümeye başladım.
Sabah Gizem ile kalktığım için bana yine o lanet mini eteklerden birini giydirmişti ve ben bu etekle, neredeyse tüm bahçe camiasının inceleyen gözlerine maruz kalmıştım.
Başka işleri güçleri yok mu bunların ya?
Tüm huzursuzluğumla beni bekleyen Baran'ın yanına vardım. Şaşırmış gözüküyordu. "Sen ve Tuna mı?" dedi yüzünü buruşturarak. 'Yok artık!' manasında irileştirdim gözlerimi.
"Sadece ev arkadaşım!" diye cıyakladım düşündüğü şeye isyan edercesine.