1; "Kuralsız"

7.8K 420 31
                                        

03 Nisan, 2011

“Şaka yapıyorsunuz değil mi?” elimde iki tane hazırlanmış servis tepsisiyle dikilirken ağlamaklı bir haldeydim. “Ben.. İşe bugün başladım ve ilk günden yirmi dört saat hizmetini mi vereceğim?”

“Burası Nando’s tatlım! Şikâyet etmeyi kes!” dedi tıknaz ve orta yaşlı bir kadın olan Maggie. Servisleri dağıtırken inanılmaz bir neşeyle sırıtıyordu.

Dudaklarımı büzüp servisleri kuyruğa uzattım. “O benimkiydi dahi!” dedi ineğin biri. Servis tepsisini küçük kızın elinden çekiştirip ona uzatırken “Domuz!” diye tısladım. İşe kabul edilmemin tek sebebi olan Allysa, kibar olmam için beni hafifçe dürtükledi. İkinci tepsideki kolayı üstüme döküp, siyah tişört, siyah kısa şort ikilisini ıslak ve yapış yapış yapacak kadar hafifçe.

Birkaç kıkırdaşma ve vücudumdan kola içmek istemek içerikli lafların sonunda ancak tezgâhın arkasından çekilip, kapıya doğru ilerlemeye başlayabilmiştim. Çıkarmış olduğum şapkayı başıma geçirdim ve kalçalarıma inmeleri haricinde hiçbir özelliği olmayan kestane rengi saçlarımı koladan nasibini almadan gizleyebildim.

Mızmız bir kız gibi ağlayıp koşturmamak için kendimi zor tutarak kapıyı açtım. Bunu yapmam kapının diğer ucunu tutan çocuğu da içeri çekmeme sebep olmuştu. Başımı kaldırıp yüzüne baktım.

Kalbimin atmadığını hissettim.

Hayır, göğüs kafesimin içi boş gibiydi. Nefes alacak ciğerlerim, atacak bir kalbim yok gibiydi.

Yüzüme bakmadan kibarca gülümseyip, geçmem için kapıyı sonuna kadar açıp, tuttu. Sendelememeye çalışarak yanından geçtim ama bunu yaparken bile bakışlarımı yüzünden ayıramıyordum. Nasıl yapabilirdim ki?

Kaldırımda öylece dikilip onu, hareketlerini izlerken sırılsıklam olmuştum. Sebebini bile anlamayacak kadar sersemlemiştim. Sahiden neden ıslanıyordum? Başımı kaldırıp havaya baktım. Ardından etrafımda kocaman şemsiyelerle dolaşan insanlara. Ne zamandan beri yağmur yağıyordu? Islanmak önemli miydi? Hayır, elbette değildi. O etraftayken değil.

Zorlukla yutkunup, kollarımı vücuduma sardım. Aptal bir şapka, tişört ve şortla yağmur altında dikilmek onu izlerken hiç de sorun olmuyordu. Gözleri gerçek miydi? Nasıl bir insanın gözleri elmasa benzeyebilirdi? Sanki baktığım açıya göre gökkuşağının farklı bir rengini yansıtıyor gibiydi. Bir anlık gördüğüm o gözler, önce maviydi, sonra renk açıldı ve turkuaza döndü. Bir ara sahiden yeşil gördüğüme garanti verebilirdim.

Hareketleri çekingen değildi. Buraya daha önce defalarca gelmiş gibiydi. Sırf onu yeniden görebilmek için değil 24 saat, 24 asrı bile burada, böylece dikilerek geçirebileceğimi düşündüm. Ardından ne düşündüğümü fark edip, kendimi çimdiklemem gerekti.

Bunlar çok saçmaydı. Ben şu an duran zavallı kızın tam aksi bir karakterdim. Ailemin ve doğduğumdan beri paralarıyla yolladıkları akla gelmez milyonlarca kursun boyunduruğundan kurtulmak için Allysa’yı araya sokmuş ve Nando’s’ ta çalışmaya başlamıştım. Bunu yapan bir kız neden çocuğun birini görünce hayatını zavallı ergen dramlarına çevirirdi ki?

Çocuğun birine, bir bak, diye yanıtladı iç sesim, sanki gözlerimi ondan ayırmam mümkünmüş gibi.

Elinde paketlerle dışarı çıkarken birkaç hızlı adımla sokak arasına saklanıp, uzaklaşana kadar onu izledim. Nihayet onu göremez olduğumda ve kolanın yapışkanlığı yerini iç çamaşırına kadar ıslanmak kavramına bıraktığında yeniden içeri girdim.

“Grace!” diye ağırdı Allysa. “Ne bu hal? Tanrım!”

Heyecanla nefes alıp vererek ve bir yandan sırıtarak yanına gittim. “Gözleri gerçek miydi?”

Everything About YouHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin