“Bu ne demek oluyor, dedim.” Diye tekrar etti kadın. Elime tutuşturduğu gazeteyi almak zorunda kaldığım an donup kalmıştım. Çaresizce, haberi detaylı okumak yerine Niall’ın ifadesinden bir şeyler çıkarmaya çalıştım.
Aslında en zoru, tüm bunlar karşısında tepkisiz kalmaya çalışmaktı. Yani dışarıdan bakınca böyleydi. Benimse tek derdim, size aylardır çizdiğim duygu yüklü olmayan kız karakterinin tamamen dışına çıkarak, Niall’ın ifadesinin altında yatanları anlamaktı. Ne düşünüyordu? Neden kasılmış çenesinden başka bir ifade göremiyordum ve neden hala onu öpmeyi düşünecek kadar aptallaşmıştım?
Şu an yoğunlaşmam gereken şeyin bu olmadığını kendime hatırlatarak, gazeteye yeniden bakmak istedim. Hayır, tahminlerimizin hiçbiri doğru değildi, millet. İyi kandırılmıştık.
Öncelikle, beş dakika söylense, yaralı bacağıma rağmen gülmekten yerlere yatacağım bir şekilde, skandal olan resimde yanımda herhangi bir One Direction üyesi yoktu. Resimde tek başımaydım, her ne kadar şu an kana ve çamura bulanmış halde olsa da üstümde arkadan göründüğü kadarıyla, aynı gecelik vardı. Saçlarım her zamanki gibi kalçalarımın altına dökülmüştü. Evet, evet bu seksi bir poz bile olabilirdi. Tek sorun, resimdeki benin Brianna’nın kulübesini ateşe veriyor olmasıydı.
Hayır, bir yanlışlık yoktu. Dün gece yarısına doğru çekildiği yazan bu resimde Brianna’nın kulübesini ateşe veriyordum. Elbette her ne kadar son birkaç dakikadır aksi yönde belirtiler göstersem de, hayır, kendimden şüphe edecek kadar aptallaşmadım. Resimdeki kızın ben olmadığımı elbette biliyordum. Öncelikle benim popom o kadar büyük değildi –ki bunu düşünürken dönüp hafifçe arkama bakındım-. Ve saçlarım da o kadar dalgalı değildi. Hatta, kirlendiklerinde pırasaya dönüyorlardı. O elbette ben değildim, bunu kim anlatıyordum ki, dün gece işlediğim bütün günahları biliyorsunuz ve aralarında sekiz yaşında bir kızın kulübesini ateşe vermek yok.
“Niall,” dedi Fiona, tüm bu gergin sessizlik ortamının içine ederek. “Senden ve fahişenden bir açıklama-”
Niall susması yönünde telkin vermek ister gibi elini kaldırdı. Fiona yarım kalan lafıyla gözlerini kısmıştı. Bense, ne yapmam gerektiğine karar vermeye çalışırken olduğum yerde daha çok büzülmüştüm. İrlandalılara göre insanlara fahişe demek normal miydi? Şey, belki de kızınızın neredeyse-celladı olacak kişi söz konusu olduğunda o kadar sorun değildi.
Tam şu anda çemkirerek, tepkileri yeniden üstüme çekemezdim ve bunu yapmam zaten burada bir yerlerde suçsuz olduğumu düşünen birileri varsa, onları da diğer tarafa ittirmek anlamına gelirdi. Tek sorunum, elbette Niall Horan’dı. Neden dudaklarımın üstüne kapandığında her detayını ezberlediğim lanet ağzını açıp tek bir laf dahi etmiyordu? Sahiden kulübeyi yaktığımı düşünüyor olamazdı, değil mi? Hadi ama, dün geceyi onunla geçirdiğimi de mi hatırlamıyordu? Ya da bacağımın Brianna’yı kurtarmak için Hostel serisindeki işkencelere maruz kalmış gibi görünüyor olmasını?
Kendimi o kadar, ihanete uğramış ya da o tür bir şey gibi hissediyordum ki, bileğim Niall’ın tarafından kavrandığında, başımı kaldırıp herhangi bir tepki vermeye bile çalışmadım. İnsanlar bana hayatımın hiçbir evresinde çok güvenmemişti. Allysa erkek arkadaşlarına büyü yapacağımdan korkarak beni çoğuyla tanıştırmazdı, ailem düzenli olarak katıldığı İskoç&İrlanda etkinliklerine, onları utandıracağımdan korkak beni yanlarına almazlardı. Niall’dan önce öpüştüğüm son çocuk, bana bakir olduğunu ve ona zarar vereceğimden korktuğunu söylemişti.
Bunlar size basit birkaç detay gibi gelebilirdi ama her biri özel bir gözyaşı krizini hak eder nitelikteydi. Ve hiçbiri bana şu an olduğu gibi hissettirmemişti. Kalan her şey gibi, Niall Horan üstümdeki etkisi konusunda yine diğerlerini sollamayı başarmıştı. Bu beni incitse de, başarmıştı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Everything About You
Fiksi Penggemarİlk defa nerede, ne zaman tam bir karşılaşma-tanışma yaşayacağımızı çoktan belirledim. İkincisini. Ve üçüncüsünü. İlk randevumuzu binlerce defa prova ettim, elbette aylar önce satın aldığım kıyafetlerle. Onun ilk sevgililer günü hediyesini çoktan al...
